Enkaz üzerinde hayata tutunurken hedef oldu: Rital ve annesinin hikayesi
Gazze’de enkaz üzerine kurulan çadırda oyun oynarken hava saldırısına maruz kalan Rital, aldığı yanıklar sonucu ağır yaralandı. “Kızım çocukluğunu kaybetti” diyen annesi Samar Halawa, kuşatma nedeniyle yurtdışına da götüremediğini kaydetti.
NAGHAM KARAJEH
Gazze – İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik aylardır süren yoğun saldırıları, sivillerin yaşamını neredeyse imkansız hale getiriyor. Bombardımanlar sonucu binlerce ev yıkılırken, su, elektrik ve sağlık hizmetleri büyük ölçüde kullanılamaz hale geldi. Sürekli yerinden edilmeler, sivillerin güvenli alanlara ulaşmasını engellerken, enkaz altında yaşamaya çalışan aileler günlük ölüm riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu kaotik ortamda, 20 yaşındaki Samar Halawa ve altı yaşındaki kızı Rital’in hikayesi, Gazze’deki sivillerin yaşadığı dramatik gerçekliği gözler önüne seriyor.
Hayata benzeyen tek yer…
Uzun bir sürenin ardından evine dönen Samar Halawa, “Kül kokusunun hala havada olduğu bir sabah, ailemle birlikte evimize geri döndük. Evimiz artık bir enkazdı ama benim için hayata benzeyen tek yer orasıydı. Sürekli yer değiştirmekten yorulmuştuk. Yıkılmış evimizin üzerine bir çadır kurarsam, en azından anılarımızdan kalanları koruyabileceğimi hissettim. Güvenlikten çok, kırılgan da olsa bir istikrar arıyordum” sözlerine dikkat çekti.
Saldırı anı
Temel hiçbir hizmetin olmadığı bu yıkıntılar arasında günlük yaşamı yeniden kurmaya çalıştığını aktaran Samar Halawa, hayatta kalma savaşı verirken yaşadıkları saldırıyı şöyle anlattı:
“Su yoktu, elektrik yoktu, bizi koruyacak bir sağlık altyapısı da yoktu. Yine de vazgeçmedim. Enkazların arasından topladığım odunlarla yemek yapmaya başladım. O gün ateşin başındaydım, altı yaşındaki kızım Rital ise çadırların yakınında oynuyordu. Gülüyordu, bana bakıyordu. Birden gökyüzünü yaran korkunç bir patlama duydum. Ardından alevleri gördüm. Rital diye bağırdım, bağırabildiğim kadar. Onu yerde yatarken gördüm, alevler küçük bedenini sarmıştı. Hiç düşünmedim. Ellerimle, bir bez parçasıyla ateşi söndürmeye çalıştım. Kendim yandım ama umurumda değildi. Tek istediğim kızımın yanmasının durmasıydı.”
‘Çocuklarımızın hayatları da enkaz altında’
Ambulansların uzun süre gelmediğini söyleyen Samar Halawa, “Bu bölgede acil servis diye bir şey kalmamıştı. Yarım saate yakın bir süre sonra kızımı en yakın hastaneye ulaştırabildim. Doktorlar ellerindeki kısıtlı imkanlarla müdahale etmeye çalıştı. Yanıkları çok ağırdı. O an anladım ki burada sadece evler değil, çocuklarımızın hayatları da enkaz altında. Birkaç gün sonra Rital, gerekli ağrı kesicileri almadan ve durumunun gerektirdiği kapsamlı tedaviyi görmeden hastaneden taburcu edildi. Ona karnını saran ve enfeksiyondan koruyacağı söylenen özel bir iç çamaşırdan başka bir şey vermediler. Bana sunabilecekleri tek şeyin bu olduğunu söylediler. Kızım hala büyük bir tehlike altındayken bana geri verildiğini hissettim” ifadelerinde bulundu.
Tedavi imkanları yok
Çadıra döndüklerinde yeni bir sorunla karşı karşıya kaldıklarını anlatan Samar Halawa, “Özellikle soğuklar şiddetlendiği için Rital’in ağrıları da artıyor. Ağrı kesici yok, tıbbi takip yok, pansumanlarını güvenli bir şekilde değiştirecek imkan yoktu. Onu acı içinde izliyordum ve yapabileceğim tek şey dua etmek. Rital’in acısı sadece fiziksel değil, sosyal ve psikolojik boyutlara da uzanıyor. Yanık izleri görünür olduğu için çadırlardaki bazı çocuklar tarafından zorbalığa maruz kalıyor. Bazıları ona korkuyla bakıyor, bazıları onunla alay ediyor. Rital bana ‘Neden bana böyle bakıyorlar?’ diye soruyor. Artık içine kapanık hale geldi ve diğer çocuklarla oynamaktan korkuyor” dedi.
‘Yaralanmasının çocukluğunu çaldığını ve onu geri veremeyeceğimi hissediyorum’
Kızının eğitim hakkından da mahrum kaldığına dikkat çeken Samar Halawa, "Okulu çok seviyordu ve olaydan önce de hep ne zaman döneceğini söylüyordu. Ancak buna verilecek bir cevabım yoktu. En temel hakkı olan oyun hakkını bile kaybetti. Koşamıyor, özgürce hareket edemiyor, her hangi bir temas canını acıtıyor. Sürekli çadırda oturuyor ve çocukları uzaktan izliyor. Yaralanmasının çocukluğunu çaldığını ve onu geri veremeyeceğimi hissediyorum” sözleriyle yaşadığı çaresizliğe dikkat çekti.
Doktorlara göre, Gazze Şeridi’ndeki tıbbi kaynakların yetersizliği nedeniyle Rital’in sağlık durumunun iyileşebilmesi için tedavisinin tamamlanması amacıyla acilen yurt dışına sevk edilmesi gerekiyor. Ancak devam eden kuşatma ve seyahat engelleri, bu seçeneği fiilen imkansız hale getiriyor. Samar Halawa, “İmkansızı istemiyorum. Sadece kızımın acı çekmeden yaşamasını ve yeniden çocuk olabilmesini istiyorum” şeklinde konuştu.
Çocukların hayatlarını önceliklendiren müdahale mekanizmaları sağlanmalı
Rital’in durumu, uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınan çocuk haklarının özellikle sağlık, eğitim ve zarardan korunma hakkının açık bir ihlalini gözler önüne seriyor. Gazze’deki yetersiz sağlık sistemi, güvenli ortamın yokluğu ve çocuklara gerekli bakımın sağlanamaması, uzun süreli silahlı çatışmalarda sivillerin, özellikle çocukların ağır bedel ödemesine yol açıyor ve uluslararası toplumu hem yasal hem de ahlaki sorumluluklarla karşı karşıya bırakıyor. Rital’in yaralanması münferit bir olay değil, çatışma bölgelerindeki koruma ve bakım sistemindeki yapısal eksiklikleri ortaya koyuyor, günlük tehlikeyi sürekli bir gerçeklik haline getiriyor ve hayatta kalmayı bir hak yerine şansa bağlıyor. Etkin bir müdahale olmadan bu durum, önlenebilir yaralanmaların sürmesine ve çocukların tedavi, eğitim ve normal yaşamdan dışlanmasına yol açıyor. Rital’i kurtarmak, sadece açık yarasını tedavi etmek değil, çocukluğunu korumasız bırakan kök nedenleri ele almak ve sivillerin, özellikle çocukların hayatlarını önceliklendiren müdahale mekanizmalarını sağlamak anlamına geliyor.