Faslı aktivistler: Kadın adaylar kazanma şansı düşük bölgelere yönlendiriliyor
Faslı kadın hakları aktivistleri, yaklaşan seçimlerin cinsiyet eşitliğini güçlendirmek için bir fırsat olduğunu belirterek, parlamentoda ve karar alma mekanizmalarında kadın temsilinin artırılması için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
RAJA KHAYRAT
Fas- Fas’ta kadınların son yıllarda siyasi katılım alanında kaydettiği ilerlemeye rağmen, parlamentodaki temsil oranı yüzde 24,3’ün altında kalmaya devam ediyor. Bu durum, yasal ve anayasal kazanımlar ile siyasi gerçeklik arasındaki süregelen uçurumu ortaya koyuyor. Eylül ayında yapılması planlanan yasama ve belediye seçimleri öncesinde, kadın hareketi seçilmiş kurumlarda ve karar alma mekanizmalarında kadınların daha güçlü bir şekilde temsil edilmesi için somut adımlar atılması çağrısını artırıyor. Kadın hakları aktivistleri, Faslı kadınların kamu yönetimi ile sosyal, kalkınma ve insan hakları alanlarında etkin rol üstlenebileceğini vurgulayarak, bu katılımın daha adil ve eşitlikçi bir siyasi temsile dönüştürülmesi gerektiğini belirtiyor.
Listelerde erkek egemenliği sürüyor
İnsan hakları aktivisti Saadia El Bahy, Fas’ın yaklaşan seçimlere hazırlık amacıyla yoğun bir siyasi faaliyet içinde olduğunu belirtti. Saadia El Bahy, mevcut göstergelerin çeşitli bölgelerde açıklanan aday listelerinde erkek isimlerinin üst sıralarda yer almasıyla seçim listelerinde erkek egemenliğinin sürdüğünü ortaya koyduğunu ifade etti.
Saadia El Bahy, “Bu durum, Fas toplumunun geçirdiği dönüşümler ile kadınların ekonomik, idari ve siyasi alanlardaki ilerlemeleri dikkate alındığında, anayasal hükümler, seçim yasaları ve Fas’ın taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ne ölçüde uygulandığına dair önemli soruları gündeme getiriyor. Kadınlar, sorumluluk gerektiren pozisyonlara erişimlerini sınırlayan birçok engelle karşı karşıya kalmaya devam ediyor. Nitelikli kadınlar, kazanma ihtimalinin düşük olduğu seçim bölgelerine yönlendiriliyor. Böylece yüksek şanslı bölgelerden dışlanıyorlar” sözlerine dikkat çekti.
‘Kadınlar sürekli dışlanıyor’
Saadia El Bahy, kadın hareketinin demokratik ve insan hakları güçleriyle birlikte siyasi partilerin eşitlik ve fırsat eşitliği ilkelerini ne ölçüde uyguladığına dair temel soruları gündeme getirdiğini belirtti. Saadia El Bahy, bazı kurumların önemli saha ve siyasi deneyime sahip nitelikli kadınlara fırsat vermek yerine, kişisel veya ailevi bağları olan kadınları iktidar merkezlerine taşıma ve kayırmacılığa yönelmesini eleştirdi. Sivil toplum ve çeşitli kurumlarda aktif rol üstlenen kadınların sürekli dışlandığını sözlerine ekleyen Saadia El Bahy, bu durumun anayasada yer alan demokrasi, sosyal adalet ve eşitlik ilkeleriyle çeliştiğini vurguladı.
‘Ciddi soru işaretleri var’
Sözlerinin devamında kadın hareketinin daha önce kota sistemi ve pozitif ayrımcılığın uygulanması için mücadele ettiğini söyleyen Saadia El Bahy, ancak bugün gerçek anlamda cinsiyet eşitliğinin sağlanması için yeni bir aşamaya geçildiğini dile getirdi. Saadia El Bahy, anayasada yer alan eşitlik ilkesine rağmen eşitlik ve ayrımcılıkla mücadele kurumunun henüz kurulmamış olmasının, kadın haklarının korunması ve siyasi katılımın güvence altına alınması konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti.
‘Kadınlar erkeklerle eşit düzeyde olmalı’
Kadınların toplumsal yaşamı inşa etmede ve aile içindeki ekonomik ve sosyal yükleri taşımada önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Saadia El Bahy, bu nedenle kamu politikalarının belirlenmesinde ve karar alma süreçlerinde erkeklerle eşit düzeyde yer almalarının gerektiğini ifade etti. Saadia El Bahy, son olarak kadınların siyasi katılımını artırmak, karar alma mekanizmalarına erişimlerini engelleyen dışlanma, marjinalleşme ve siyasi şiddeti ortadan kaldırmak için kapsamlı bir ulusal diyalog çağrısında bulundu.
‘Hedefe hala ulaşılamadı’
Özgür Eller Derneği Başkanı Leila Amili de, yaklaşan yasama ve belediye seçimlerinin yalnızca seçilmiş kurumları yenileme fırsatı olmadığını, aynı zamanda demokrasiyi güçlendirme ve cinsiyet eşitliğini hayata geçirme açısından önemli bir adım olması gerektiğini vurguladı. Leila Amili, Fas’ta parlamentodaki kadın temsilinde kayda değer bir ilerleme yaşandığını belirterek, kadın milletvekili sayısının 1994’te yalnızca 2 iken bugün 96’ya yükseldiğini söyledi. Leila Amili, bu gelişmelere rağmen 2011 Anayasası’nın özellikle 19. ve 164. maddelerinde yer alan eşitlik hedeflerine hala ulaşılamadığını ifade etti.
Siyasi partilere çağrı
Leila Amili, sözlerine şöyle devam etti: “Kadın hareketi, kota sistemiyle elde edilen kazanımları temel alarak, kadın temsilinin seçilmiş kurumlarda daha da artırılacağı yeni bir aşamaya geçmeyi hedefliyor. Birçok kadın milletvekili yaklaşan seçimlerde aday olmayı istiyor, ancak kazanma şansı düşük seçim bölgelerine yönlendirilme endişesi taşıyor. Siyasi partilere çağrımız, kadınların rekabetçi seçim bölgelerinde aday gösterilmesi ve gerçek kazanma şansı tanınmasıdır; bu, parlamentoda ve yerel yönetimlerde kadın temsilini artıracaktır.”
‘Kadınların pozisyonları aynı’
Kadınların kamu işlerini yönetme ve kalkınma, sosyal ve çevresel adalet ile özgürlükler alanında yeterliliklerini kanıtladıklarını aktaran Laila Amili, güncel temel sorunun, kadınların karar alma mekanizmalarına erişimini engelleyen yapısal engelleri kaldırmaya yönelik siyasi iradenin eksikliği olduğunu ifade etti. Kota sisteminin kadın temsilini artırmada önemli bir rol oynadığını söyleyen Laila Amili, ancak bunun liderlik pozisyonlarına yeterince yansımadığını, komite ve kurum başkanlıklarında kadın oranının hala düşük kaldığını ve Fas’taki 12 bölgeden yalnızca birinin kadın tarafından yönetildiğini vurguladı.
‘Genç kadınlara daha fazla alan açılmalı’
Anayasal düzeyde güvence altına alınan eşitlik ilkelerinin, siyasi gerçekliğe henüz tam olarak yansımadığına dikkat çeken Laila Amili, “Genç kadınların siyasete katılımı için daha fazla alan açılmalı; kadınlar aday olabilmeli, rekabet edebilmeli ve karar alma pozisyonlarına ulaşabilmeli. Faslı kadınlar kamu yönetimi, mesleki yeterlilik ve dürüstlük açısından güçlü bir kapasiteye sahip. Bu nedenle siyasi temsillerinin güçlendirilmesi yalnızca bir talep değil, demokratik ve kalkınma açısından bir zorunluluktur” dedi.