Yaşam ve direnişi birleştiren bayram: Cimayiyan
Şengal’de Êzidîler, sonbaharın gelişiyle iki ay süren Cimayiyan Bayramı’nı kutluyor. Geleneksel ritüeller, dualar ve halaylarla bir araya gelen Êzidîler, perîlerin kaldırılmasıyla inançlarını ve dayanışmalarını yaşatıyor.
GULÎSTAN EZÎZ - CÎHAN ZEMO
Şengal- Yaz artık yerini sonbahara bırakırken, Şengal’deki Êzidîler kendi bayramları olan Cimayiyan için hazırlıklara başlıyor. İki ay süren bayram, her hafta farklı bir kubbede kutlanıyor. Sonbaharın hüzün ve ölümü temsil ettiği yönündeki anlayışın aksine Êzidîler, kubbelerini ve perîlerini yenileyip süslüyor. Cemaatin önünde genç kadınlar, geleneksel kıyafetleriyle ve ellerinde taşıdıkları buhurdanlarla yürüyor. Ellerindeki buhurdanlardan yayılan kokunun çevredeki kötü enerjiyi dağıttığına inanılıyor. Bir grup erkek ise perîleri başlarının üzerine kaldırırken, etraflarında toplanan kalabalık onlara eşlik ediyor. Kaldırılan bayrak ve periler korunarak tören alanında taşınıyor. Kalabalık hep birlikte, “Hol Hola Tawisê Melek e!” diye haykırıyor.
Mehemereşa kubbesine doğru yola çıkıyor ve dağa doğru tırmanıyoruz. Serin bir rüzgar yüzümüze vuruyor. Kim bilir? Belki de Mehemereşa bu rüzgar aracılığıyla bizi karşılıyor. Onun hoş geldin karşılaması yüzümüzde, saçlarımızın arasında dolaşıyor. İlk kez bu bayrama katılacağız, bu nedenle bizi ne gibi güzelliklerin ve ilginçliklerin beklediğini bilmiyoruz. Mehemereşa Kubbesi, uzaktan tüm heybetiyle bir tepenin üzerinde misafirlerini bekliyor.
Hayır ve iyilik dileniyor
Şengal’de bir kubbeyi şehir içinde, düz bir alanda görmeniz mümkün değil. Hepsi dağların kucağında yer alıyor; Şengal Dağı, tüm saldırılara karşı sırtını bu kubbelere dayamış durumda. “Cimayî” kelimesi “topluluk” anlamına geliyor. Halk da yavaş yavaş, azar azar toplanıyor. Bayramın ilk gününde halk mezarlarını ziyaret ediyor. Êzidîler, ölülerini kubbelerinin önünde toprağa emanet ediyor. Çocuktan yaşlıya kadar buraya gelen her Êzidî, kubbeyi ziyaret ediyor, Tawisê Melek’ten kendisi, ailesi ve tüm Êzidîler için hayır ve iyilik diliyor.
Halkın anlatımlarına göre, geçmişte Êzidîlere yönelik ferman ve baskıların arttığı dönemlerde Êzidîler bayramlarını özgürce kutlayamıyordu. Bu zorlu günlerde toplum, bu bayramı birlikte kutlamaya karar veriyor. Onlar da biliyor ki birlik ve dayanışmadan güç doğar. Yalnızca birkaç kişi kalmaları halinde düşmanın önlerini kesebileceğinin farkındalar. Öğle yemeği saatleri yaklaşırken hem kubbenin hizmetinden sorumlu olanlar hem de Êzidî hayırseverler tarafından orada bulunanlara yemek dağıtılıyor. Büyük sini ve tepsilerde savar ya da pilav, üzerinde ise kırmızı et veya tavuk eti bulunuyor. Êzidîler yemek konusunda oldukça hassas. Orada hiç kimsenin aç kalmaması gerekiyor. Halka hizmet etmek için gönüllü genç kadınlar ve erkekler de işe koyuluyor.
Cimayiyan onları bir araya getiriyor
Biz de onların arasına katılıyor, etrafı gözlemliyor ve anlamaya çalışıyoruz. Annelerle konuşuyoruz. Hepsi güler yüzlü, hepsi içten. Tüm annelerimizin yüzünde acılardan süzülüp gelen bir sakinlik okunuyor. Cimayiyan onları bir araya getirmiş. Bu ortam anneler ve kadınlar için acılarını ve sevinçlerini paylaşabilecekleri bir fırsat sunmuş. Acıları paylaşmak onları hafifletirken, sevinçleri daha da büyütüyor. Ama bugün bayram; acıların kapısını kapatmışlar. İçimizden geçen tek şey şu: Bu toplum bir daha haksızlıklarla ve başka acılarla karşılaşmasın. Belki dışarıdan geldik ama öyle bir karşılandık ki sanki kendi evimizdeymişiz gibi hissediyoruz.
‘Hayır ve iyilik bayramı olsun’

Canê Ebdî, genç annelerimizden biri. Kızını dizinin üzerine oturtmuş. İlk başta utanıyor, konuşmuyor. Sonra kendisi konuşmaya ikna oluyor. Belki de içinden, “Kültürümüzün ve inancımızın güzelliğini ve saflığını paylaşmalıyım” diye geçiriyor. Canê Ebdî, “Bugün Mehemereşa Cimayiyan’ı. Bu bayramı tüm Êzidîlere kutluyoruz. Allah tüm Êzidîleri korusun. Bu bayram hayır ve iyilik bayramı olsun. Ferman nedeniyle uzun bir süre bayramlarımızı özgürce kutlayamadık. İki üç yıldır bunu yapabiliyoruz” diyor.
Akşama doğru halk, halay çekmek için kubbenin avlusunda toplanıyor. Birçok kültür ve inançta halay ya da dansın özel bir yeri bulunuyor. Êzidîler de neredeyse tüm bayram ve ritüellerinde halay çekiyor. Genç kadınlar ve erkekler, çocuklar ve yetişkinler, anneler ve babalar hep birlikte, ahenk içinde ritim tutarak evrenle birlikte hareket ediyor. Ayaklarının ritmik vuruşlarıyla toprağı uyandırıyor, gökyüzüne mesaj gönderiyor, kalplerinde ve zihinlerinde taşıdıkları kötü duyguları dışarı atıp kendilerinden uzaklaştırıyorlar. İnsan onlara baktığında, yeniden dünyaya gelmiş gibiler. Yüzlerindeki ter, yeniden doğuş için verdikleri emeği andırıyor. Dünya güneşin etrafında, onlar da kendi etraflarında dönüyor, dönüyor... Kalabalık giderek büyüyor. İlk kez bu kadar çok Êzidîyi bir arada görüyoruz. Artık gün batıyor. Dünya dinlenmeye hazırlanıyor, biz de öyle. Sabah yeniden geleceğiz, çünkü sabah perî kaldırılacak.
Bir kez daha aynı yoldan aynı yere doğru ilerlediğimizde, artık birkaç dakika önceki insanlar değiliz. Duygular değişmiş, düşünceler değişmiş... Saat 10.00’da perilerin kaldırılacağını söylüyorlar. Biz de bekliyoruz. Daha önce anlatılanları bu kez kendi gözlerimizle göreceğiz. Daha önce de belirtildiği gibi Êzidîlerin bayrağının renkleri yeşil, beyaz, kırmızı ve sarıdır. Ancak ağır baskılar nedeniyle Êzidîler bu renkleri kubbelerinin içinde saklayıp korudu. Bugün de Şengal’deki tüm kubbelerde yeşil, beyaz, kırmızı ve sarı renklerde, “perî” olarak adlandırılan kumaşlar bulunuyor.
Perîler yerlerinden kaldırılıyor
Cimayiyan Bayramı’nda perîlerin kaldırılması, en dikkat çekici ve anlamlı ritüellerden biri. Bu perîler bir gece boyunca Kaniya Spî’nin suyunda bekletiliyor ve yenilenmeyi simgeleyecek şekilde mühürleniyor. Tüm dini görevlilerin ve çok sayıda kişinin katılımıyla, şaz ve qidûm sesleri, “Hol hola” ve zılgıtlar eşliğinde perîler yerlerinden kaldırılıyor. Bu ritüel, Êzidî bayrağının işgalcilerin arasında yükseltilmesi anlamına geliyor.
Biz de o anlara tanıklık ediyoruz. Elimizde kamerayla her şeyi kaydetmeye çalışıyoruz. Cemaatin önünde genç kadınlar, geleneksel kıyafetleriyle ve ellerinde buhurdanlarla yürüyor. Sanki ellerindeki buhurla çevredeki kötü enerjiyi dağıtmak istiyorlar. Bir grup erkek ise perîleri başlarının üzerine kaldırmış, etrafları insanlarla çevrili... Sanki bu insanlar bayrağı ve perîleri korumak istercesine onların etrafını sarıyor.
‘Hol Hola Tawisê Melek e!’
Hep birlikte “Hol Hola Tawisê Melek e!” diye haykırıyorlar. Anlatılanlara göre o dönem perîleri kaldıran kişiler fedailer olarak görülüyordu. Bu nedenle perîleri kaldıranlar, onları başlarının üzerinde taşıyarak altından yürüyor. Bu, fedakarlığın bir göstergesi ve “Gerekirse başım da onunla birlikte gitsin, yine de bu bayrağı başımın üzerinde taşıyacağım” anlamına geliyor.
Onlar kubbeye doğru ilerliyor, biz de onlara eşlik ediyoruz. Kubbenin bulunduğu yere ulaşıyoruz. Bir kişi kubbenin üzerine çıkmış, perînin getirilmesini bekliyor; böylece yeni perîyi yerine yerleştirebilecek. O sırada din görevlilerinin qewl ve beyitleriyle birlikte sesler yükseliyor. O anı tarif etmek zor. Coşku ve heyecan en üst seviyede. “Hol Hola Tawisê Melek e!” sözü dillerinden düşmüyor.

Perîyi değiştiren kişi, kubbeyi birkaç farklı yerinden öpüyor. Eski perîyi de büyük bir saygıyla aşağıdakilere teslim ediyor. Artık görevi sona ermiş oluyor. Cemaatin arasına katılabilir. Akşama doğru halay yeniden başlıyor, eğlence yeniden sürüyor. Dayê Koçer Xelef’in de söylediği gibi: “Mehemereşa, tüm Êzidîler için dua et. Allah Êzidîlerin hayır dualarını kabul etsin, onları belalardan ve fermanlardan korusun.”
Bir gün yolunuz Şengal’e düşerse ve sonbahar mevsimiyse, bir Êzidî Cimayiyanı’na katılın. Êzidîlerin yaşam ve direnişi nasıl bir arada taşıdığını göreceksiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=xUDKrg2Dx3w