Şair Vela el-Batta Gazze’yi şiirlerine taşıyor
Filistinli şair Vela el-Batta, savaş, kayıp, annelik ve sürgünü şiirlerine taşıyor. Ailesi için duyduğu kaygı ile yeni bir yaşam kurma çabası arasında şiiri, hafızayı ve aidiyeti korumanın bir yolu olarak görüyor.
MONA TOUKA
Libya- Filistinli şair Vela el-Batta’nın hafızasında Gazze hiç eksilmiyor; aksine şiirlerinde bir vatan, bir hafıza ve geride bıraktığı ailesi olarak daha da belirginleşiyor. Sürgünde, bir kadın ve anne olarak hayatını yeniden kurmaya çalışan Vela el-Batta için şiir, yokluğa karşı direnmenin ve vatandan geriye kalanları korumanın bir aracına dönüşüyor.
“Şarkımın dönüşünü çağırıyorum, uykumun yastığındaki acının üzerine konsun diye
Çığlık atıyorum, özlemden doğranmışken
Ve hüzün yüreğimi sıkarken
Gelip yaralarımın bir kısmından haz alıyor
Ve ona her şey normalmiş gibi davranıyorum”
Vela el-Batta dizelerini okurken korku yeniden ilk yerine, Gazze’ye dönüyor. Geride bıraktığı ailesini ve vatanını anlatan şair, ardından şiirine devam ediyor:
“Eğer onlara bir şey dokunursa, ben böyle kalmayacağım.”
Yeni bir hayat kurmaya çalışıyor
Vela el-Batta’nın sesinde Gazze yalnızca uzakta kalan bir yer değil; şiirlerinde, hafızasında ve geride bıraktığı yakınları için duyduğu gündelik kaygıda yaşamaya devam ediyor. 2025’te Avrupa’ya gelişinden bu yana vatanı yazılarında daha fazla yer tutarken, bir kadın ve anne olarak ailesinden uzakta yeni bir hayat kurmaya çalışıyor.
Gazze Şeridi’nden Filistinli bir şair ve bir çocuk annesi olan Vela el-Batta, Arap Araştırmaları ve Çalışmaları Enstitüsü’nde edebiyat ve eleştiri alanında yüksek lisans yaptı. 14 yaşında şiir yazmaya başlayan Vela el-Batta, Gazze’deki İslam Üniversitesi düzeyinde düzenlenen şiir yarışmalarında ödüller aldı. 2014 yılında ise Filistin Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi’nden 50 şairin yer aldığı, aile temalı ortak şiir kitabında şiirleri yayımlandı ve eserde yer alan şairler ödüllendirildi.
Bugün yeni bir şiir kitabının el yazmasını yayımlanmayı bekleyen Vela el-Batta’nın şiirle kurduğu ilişki ise değişmiş durumda.
‘Yazmak artık bir görev’
Savaştan önce şiir, Vela el-Batta için kendini, hayatı ve insani deneyimleri ifade ettiği bir alan iken, son savaşın ardından yazının anlamının değiştiğini söylüyor:
“Son savaştan sonra yazmak, eskiden olduğu gibi bir lüks değil, ulusal bir görev haline geldi.”
Bu nedenle Gazze, şiirlerinde güçlü bir şekilde yer alıyor. Vatanına duyduğu özlemi, orada bıraktığı ailesini ve kendisini içinde bulduğu sürgünü yazıyor. Bunun yanı sıra ait olduğu yerden uzakta yaşayan bir kadın ve anne olarak kendi deneyimlerini de kaleme alıyor.
Vela el-Batta için Gazze yalnızca soyut bir siyasi mesele değil. Çocukluğu, ailesi, okulu ve mekanla kurduğu ilişkiyi oluşturan tüm anılar anlamına geliyor. Bu nedenle ona göre vatan, yazının alanı ne kadar geniş olursa olsun, tek bir şiirden ya da şiir kitabından çok daha büyük.
Sürgünde bir kadın
Vela el-Batta, Avrupa’daki yaşamını sürgün olarak tanımlıyor. Çünkü ülkesinden ayrılışı, savaş ve zorunlu göç koşullarından bağımsız, kişisel bir tercih değildi:
“Biz burada zorunluluktan bulunuyoruz, seçimimizle değil.”
En büyük dileğinin ülkesinin güvenli hale gelmesi ve geri dönerek orada yaşayabilmek olduğunu belirtiyor.
Gurbette olmak yalnızca mekandan uzak kalmak anlamına gelmiyor. Kadınların gündelik yaşamlarında kendilerine destek olan ilişki ağlarından da uzaklaşmaları anlamına geliyor. Yardım edebilecek bir anneden, ihtiyaç duyulduğunda başvurulabilecek aileden ve alışılmış yaşamın bir parçası olan arkadaşlardan uzak kalmak da sürgünün yükünü artırıyor.
Yalnızlık... Sürgünün diğer yüzü
Vela el-Batta yalnızlığı geçici bir duygu olarak değil, kadınların kendi ülkelerinde sahip oldukları destek ağlarını kaybetmeleri üzerinden anlatıyor. Çocuğunu annesinden ve ailesinden uzakta büyüten bir kadın, gündelik sorumluluklarını daha önce kendisine destek olan aile çevresinden yoksun şekilde üstlenmek zorunda kalıyor.
Kendi deneyiminden hareketle Vela el-Batta, zorunlu göçün kadınlara özgü boyutunun da ele alınması gerektiğini düşünüyor. Sürgünün beraberinde getirdiği ailevi ve duygusal sorumluluklara dikkat çekiyor. Sürgünün zorluklarına rağmen Avrupa’da şiirsel sesini yeniden bulmasını teşvik eden bir alan da bulduğunu belirtiyor.
Vela el-Batta, vatanını, Filistinli kadınların ülkede ve sürgünde yaşadıklarını ve zorlu koşullardan geçen kadınların hikayelerini yazmak istiyor. Aynı zamanda kadınların kendilerini ve deneyimlerini ifade etmelerine katkı sunmayı amaçlıyor.
Sürgünün gelecekte meyvelerini vermesini, vatanından uzaklığın çalışma, yazma ve hayallerini gerçekleştirme alanına dönüşmesini umuyor.
‘Bir şiir vatanı anlatmaya yetmez’
Vela el-Batta yeniden şiire dönüyor ancak bu kez vatanı tanımlamaya çalışmıyor. Çünkü ona göre vatan kelimelerden çok daha büyük.
Şiirlerinde ailesi için duyduğu korku ile toprak için duyduğu korku iç içe geçiyor. Anne imgesi vatan imgesine yaklaşırken şiir, gündelik konuşmalarda dile getirilmesi zor olanları söyleyebildiği bir alana dönüşüyor:
“Korkuyorum, beni sakinleştir
Şimdi korkuyorum
Öyleyse ciğerlerini koru
Sırtında yürüsünler
Senin yüceliğinin toprağında
Bombardımandan, ölümden.”
Vela el-Batta için şiir artık yalnızca bir yazma alanı değil; mesafe ne kadar büyürse büyüsün, vatana doğru ilerleyebildiği bir yol.