Hasır ve iplerle mirası dokuyor: Süveydalı kadın geleneksel sanatları geleceğe taşıyor

Kırk yılı aşkın süredir geleneksel el sanatlarıyla uğraşan Sahar El Aşuş, hasır, ip ve eski eşyaları dönüştürerek Süveyda’nın kültürel mirasını yaşatıyor. Sahar El Aşuş, kaybolan zanaatları modern tasarımlarla buluşturup kadınlara yeni fırsatlar sunuyor.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda - Modern yaşamın hızla yaygınlaştığı ve birçok geleneksel zanaatın seri üretim ürünler karşısında giderek ortadan kaybolduğu bir dönemde, bazı insanlar kültürel mirasın yalnızca anlatılan bir geçmiş değil, korunması ve gelecek nesillere aktarılması gereken yaşayan bir kimlik olduğuna inanmayı sürdürüyor.

Halk hafızasını koruma ve onu çağın koşullarına uygun bir biçimde yeniden sunma çabaları arasında, el sanatlarını kültürel ve toplumsal bir mesaja dönüştürmeyi başaran kadınlar öne çıkıyor. Bu kadınlar, geçmişin kokusunu ve bugünün ruhunu aynı potada buluşturan çalışmalar yürütüyor.

 

Kültürel dokuyu yansıtan çalışmalar ortaya koyuyor

Bu isimlerden biri de hayatının kırk yılı aşkın bir bölümünü moda tasarımı ve terziliğe adayan, daha sonra ise geleneksel el sanatlarına yönelen Sahar El Aşuş. Sahar El Aşuş, sade malzemelerden ürettiği sanatsal eserlerle Süveyda kentinin halk mirasını ve kültürel dokusunu yansıtan çalışmalar ortaya koyuyor.

Mütevazı evinin içinde, kumaşların, hasırların ve eski iplerin arasında başlayan yolculuğu; kumaş ve tasarım alanındaki geniş deneyimi, bölgesinin kültürel mirasına duyduğu sevgi ve geleneksel mesleklerin toplum hafızasının ayrılmaz bir parçası olduğuna olan inancıyla şekillendi.

Sahar El Aşuş, uzun yıllar moda tasarımı alanında çalışmasının kendisine renklerin, malzemelerin ve ince detayların uyumunu kavrama konusunda önemli bir deneyim kazandırdığını belirtiyor. Bu birikimin, daha sonra modern sanatsal dokunuşlar taşıyan geleneksel eserler üretmesinde büyük rol oynadığını ifade ediyor.

Geçmişe ait ayrıntıları çağdaş bir yorumla yeniden canlandırıyor

El sanatlarının yalnızca gelir elde etmeye yarayan bir uğraş ya da boş zaman değerlendirme aracı olmadığını vurgulayan Sahar El Aşuş, bunların aynı zamanda ataların hikâyelerini ve eski evlerin gündelik yaşam ayrıntılarını taşıdığını söylüyor. Bu nedenle çalışmalarında geçmişe ait bu ayrıntıları çağdaş bir yorumla yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten Sahar El Aşuş, kültürel mirasın yalnızca hafızalarda saklı kalmaması, insanların günlük yaşamlarında da yer bulması gerektiğini ifade ediyor.

Kentin siyah bazalt taşlarından ilham aldı

Projesinin fikrinin, Süveyda’nın özellikle siyah bazalt taşlarla inşa edilmiş eski evlerinden ilham aldığını anlatan Sahar El Aşuş, bu yapıların zamanın değişimine ve kentleşmenin gelişimine rağmen güzelliğini ve görkemini koruduğunu dile getiriyor. Kendi projesini de bu evlere benzeten Sahar El Aşuş, kültürel mirası geliştirirken onun özünü kaybetmemeye çalıştığını, tıpkı eski taşların modern yapılarda varlığını sürdürmesi gibi geleneksel ruhu korumayı hedeflediğini söylüyor.

Bu anlayışla yola çıkan Sahar El Aşuş, halk kültüründen ilham alan ev dekorasyon ürünleri tasarlamaya başladı. Geçmişte büyükannelerin kullandığı hasır tabaklar, el yapımı tepsiler ve geleneksel ipler gibi sade malzemeleri kullanan Sahar El Aşuş, bu unsurları günümüz dekorasyon anlayışına uygun biçimde yeniden yorumladı. Böylece geleneksel ürünler yalnızca sergilenen objeler olmaktan çıkarak günlük yaşamın bir parçası haline geldi.

Çalışmalarında karşılaştığı en büyük zorluklardan birinin ham madde temini olduğunu belirten Sahar El Aşuş, modern sanayinin gelişmesiyle birlikte doğal hasır ve geleneksel sandalye yapımında kullanılan bazı ip türleri gibi birçok eski malzemenin piyasadan kaybolduğunu söylüyor. Bu nedenle geçmişte kullanılan malzemelere benzer ürünler bulabilmek ve çalışmalarının geleneksel ruhunu koruyabilmek için eski atölyeleri, döşemecileri ve halk pazarlarını dolaşmak zorunda kaldığını ifade ediyor.

 

Hayali kendi merkezini kurmak

Gelecekte geleneksel el sanatlarının öğretilmesine adanmış küçük bir merkez kurmayı hayal ettiğini belirten Sahar El Aşuş, bu kurumun özellikle kültürel mirası çağdaş yöntemlerle yaşatmak isteyen kadınları bir araya getirmesini amaçlıyor. Böyle bir girişimin yalnızca bilgi ve deneyim aktarımını sağlamayacağını, aynı zamanda özellikle zor ekonomik koşullar altında yaşayan kadınlar için yeni iş olanakları yaratacağını düşünüyor.

Sahar El Aşuş’a göre geleneksel el sanatları, gerekli destek ve doğru pazarlama imkânları sağlandığında önemli üretim projelerine dönüşebilir. El emeğiyle üretilen ürünlerin sanatsal ve kültürel değerinin seri üretim ürünlerden farklı olduğunu belirten Sahar El Aşuş, bu nedenle günümüzde birçok insanın yeniden geleneksel çalışmalara yöneldiğini ve geçmişin ruhunu taşıyan ürünlere ilgi gösterdiğini söylüyor.

Kültürel mirasın korunmasının toplumun tamamının sorumluluğu olduğunu vurgulayan Sahar El Aşuş, eski zanaatların yok olmasının insanların tarihinin ve ortak hafızasının önemli bir bölümünün kaybedilmesi anlamına geldiğini ifade ediyor. Bu nedenle çalışmalarında eski araç ve gereçlere yeni bir yaşam kazandırmaya çalıştığını belirten Sahar El Aşuş, bu kültürel mirasın çocukların ve torunların evlerinde de yaşamaya devam etmesini ve toplumun kültürel kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak varlığını sürdürmesini hedeflediğini dile getiriyor.