Keçe, Afganistan’ın kültürel mirası ve kadın yaratıcılığının sembolü
Keçe, Afganistan’ın en eski el sanatlarından biri olarak kadınların yaratıcılığını ve ekonomik bağımsızlığını simgeliyor. Bu köklü sanatın yeniden canlandırılması için çeşitli çalışmalar yürütülüyor.
BAHARİN LEHİB
Bamyan – Afganistan’da Dari dilinde namad olarak adlandırılan keçe, ülkedeki en eski el sanatlarından biri olmasının yanı sıra bu toprakların halkına ait kültürel mirasın önemli bir parçasıdır. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bu zanaat, özellikle kırsal topluluklar arasında çok eski dönemlerden bu yana yaygın olarak uygulanmaktadır.
Keçenin tarihi çok eski dönemlere uzanmaktadır. Arkeologlar, yünün sıkıştırılarak sıcak ve dayanıklı bir kumaşa dönüştürülmesi sürecinin binlerce yıl önce Orta Asya’da başladığını ve bu bilginin zamanla Afgan halkları da dahil olmak üzere farklı topluluklar arasında yayıldığını belirtmektedir. Keçe, temel olarak koyun yününden üretilir. Yün, yıkandıktan ve temizlendikten sonra su, basınç ve uzun süreli hareketlerle birbirine tutturularak tek parça, sıcak bir kumaşa dönüştürülür. Bu doğal malzeme hafif, dayanıklı ve iyi bir ısı yalıtkanıdır; bu özellikleriyle Afganistan’ın soğuk ve dağlık bölgelerinde yaşam için son derece uygundur.
Keçe kuşaktan kuşağa aktarılmıştır
Afganistan’da keçe yalnızca bir ürün değil, aynı zamanda geleneksel yaşam tarzının ve yerel bilginin bir göstergesidir. Geçmişte, özellikle uzak ve dağlık bölgelerde insanlar giysi, yer döşemesi, sergi, çadır, hatta at eyerleri ve yük örtüleri için keçeden faydalanmıştır. Keçe üretiminde kadınlar çok önemli bir rol üstlenmiştir. Kadınlar yünü toplar, temizler, boyar ve kendi elleriyle keçeye dönüştürürdü. Bu süreç yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda kültürel bir beceri ve kadın kimliğinin kuşaktan kuşağa aktarılmasının bir yolu olmuştur.
Yakın geçmişte keçe sanayisi daha geniş bir öneme sahipti. Afganistan’ın dağlık bölgelerinde evlerin zeminlerinde, göçebe çadırlarında ve hatta kültürel törenlerde kullanılması, bu sanatın halkın günlük yaşamıyla ne kadar iç içe olduğunu göstermektedir.
Ancak son on yıllarda Afganistan’da yaşanan ardı ardına savaşlar, keçe üretimi de dahil olmak üzere birçok geleneksel el sanatını olumsuz etkilemiştir. Kurumsal destek eksikliği, pazarların daralması ve ithal makine ürünleriyle rekabet, bu sanatın kültürel değerinin zayıflamasına yol açmıştır. Son yıllarda ise Afganistan’da keçe sanatını yeniden canlandırmaya yönelik girişimler görülmektedir. Bazı sanatçılar ve genç girişimciler, keçeyi modern ve sanatsal ürünler haline getirerek iç ve dış pazarlarda sunmaya çalışmaktadır.
Sanatçılar bu kadim sanatı korumaya çalışıyor
Bazı kültürel aktivistler, kırsal bölgelerden temin edilen keçe yününü sanatsal tasarımlar eşliğinde tablo, çanta ve dekoratif ürünlere dönüştürerek hem istihdam yaratmayı hem de bu kadim sanatı korumayı hedeflemektedir. Afganistan’daki keçe üreticilerinin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, düzenli ticari pazarların olmaması ve ithal ürünlerle rekabettir. Komşu ülkelerden gelen ucuz makine üretimi ürünler, geleneksel el yapımı ürünlerin yerini almakta ve bu durum keçenin önemini azaltmaktadır. Bunun yanı sıra yün fiyatlarının artması ve hammaddeye erişimin zorlaşması da üreticilerin bu sanatı sürdürme gücünü zayıflatmaktadır.
‘Bamyan’da yüz yıldan uzun süredir keçe üretilmektedir’
Bamyan Vilayeti El Sanatları Derneği’nin sorumlu yöneticisi olan Şerife Mehruş, yaklaşık 12 yıldır el sanatları alanında faaliyet göstermektedir ve kadınların ürettiği ürünleri ulusal ve uluslararası sergilerde tanıtmaktadır. Birçok farklı ürün üretmesine rağmen, çalışmalarının büyük kısmını keçe sanayisi oluşturmaktadır. Şerife, “Keçe, Bamyan vilayetinde ve bazı diğer vilayetlerde çok eski ve köklü bir geçmişe sahiptir. Bamyan’da yüz yıldan uzun süredir keçe üretilmektedir” dedi.
Keçe üretimine nasıl başladıklarını anlatan Şerife, “Bu alanda işe ilk başladığımızda keçe halı şeklindeydi. Daha sonra keçeden farklı ürünler üretebileceğimizi fark ettik. Bardak altlığı, çaydanlık ve tencere altlığı yapıyoruz. Ayrıca çok kullanışlı olan keçe ayakkabılar üretiyoruz. Özellikle nemli evlerde, halı üzerinde giyilebiliyor. Romatizma ve ayak ağrısı çekenler için oldukça faydalı. Bu ürünler koyun ve kuzu yününden yapılmaktadır” diye konuştu.
Üretim aşamaları
Keçe çeşitlerine de değinen Şerife, “Keçenin farklı türleri vardır. En pahalı ve en kalın olanı Bamyan vilayetindeki ‘Ligan keçesi’dir. En meşhur keçelerden biridir. Diğerleri ise kuzu ve koyun yününden yapılır. Bamyan’da keçe üretiminin ana kaynağı Vars ilçesidir. Buradaki kadınlar en kaliteli keçeleri üretip bize satar. Çünkü bu ilçede sadece hayvancılıkla geçinen aileler vardır ve her ailenin 200 ila 600 arasında hayvanı bulunur” ifadelerini kullandı.
Şerife Mehruş keçenin üretim sürecini anlatarak, “Hasat mevsimi geldiğinde kadınlar tüm koyun ve kuzuları kırpar. Yün yıkanır, güneşte kurutulur, ip haline getirilir ve ardından keçe yapılır” değerlendirmesinde bulundu.
‘Bamyan keçesi her yerde tanınır’
Şerife, keçe üretiminin özellikle kadınlara ait bir iş olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Bu iş büyük bir incelik ister. Dışarıdan kolay gibi görünür ama ham maddeyi işlenmiş bir ürüne dönüştürüyoruz. Bu yüzden Bamyan keçesi her yerde tanınır ve tercih edilir. Benim bir atölyem var; birçok aile ve kadın üretime katkı sağlıyor. Kadınlara eğitim verdik, onlar kesim yapıyor. Ardından bu ürünleri ayakkabı, tablo ve Bamyan Buda heykelleri ile diğer turistik mekânların resimlerinin işlendiği sanatsal ürünlere dönüştürüyoruz.”
Şerife Mehruş kadınların rolüne ilişkin olarak ise, “Vars’taki kadınlar keçeyi ham kumaş halinde üretir, kenarlarını ‘tiğ’ denilen iplikle örer. Biz bu keçeleri kilo ile satın alır, atölyemize getirir ve farklı ürünlere dönüştürürüz” dedi.
‘Kadınlar üretime katılmalı’
Şerife, sözlerini Afganistanlı kadınlara bir mesajla tamamladı:
“Yaklaşık on yıldır ev dışında çalışıyorum ve erkeklerle omuz omuza emek veriyorum. Evde olan kadınlara mesajım şudur: Çevrim içi çalışabilirler, ev dışında dükkân açabilirler, üretim yapabilirler ve farklı el sanatları üretebilirler. Kadınlar da erkeklerle birlikte çalışabilir.”