Filistinli yazar Alaa Al-Qatrawi acıyı edebiyata dönüştürüyor

Gazze’de yaşananları şiir ve kitaplarıyla belgeleyen Al-Qatrawi, savaşın ortasında kaybı, umudu ve Filistinli kadınların direncini yazıya taşıyor.

RAFIF ESLEEM

Gazze - Filistinli yazar Alaa Al-Qatrawi, Gazze’ye yönelik soykırım saldırılarının başlamasıyla edebi üretimini artırarak yaşadıklarını kitaplar ve şiirlerle belgelemeye başladı. Yazıları aracılığıyla dünyaya “burada, bu felaketin ortasında yaşıyorum” mesajı veren Alaa Al-Qatrawi; aşkı, hayatı, umudu, mücadeleyi, kaybı ve insanın farklı duygularını kaleme alıyor.

Yazar ve şair Alaa Al-Qatrawi, ajansımıza yaptığı değerlendirmelerde, edebiyat yolculuğunun Filistin üniversitelerinden birinde Arap Dili bölümünden mezun olduktan sonra başladığını, ardından UNRWA’da (BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı ) öğretmen olarak çalıştığını belirtti. İlk şiir kitabı “Hava Titrediğinde”yi 2012’de yayımlayan Alaa Al-Qatrawi, kadınların başrolde olduğu birçok eser kaleme aldı.

Alaa Al-Qatrawi pek çok ödüle de layık görüldü. 2022’de yayımlanan “Şarkı Söylemeye Çalışan Su Çarkı” adlı şiir kitabı Gençlik kategorisinde Al-Baltin Ödülü’nü kazandı. Ardından “Kuşlar Ekmeğimi Çalıyor” adlı eseri 2025 Fadwa Touqan Şiir Ödülü’ne layık görüldü. “Ölmeyen Kelebeğim” Şeyh Zayed Ödülü uzun listesine girerken, son olarak “Gökyüzünde Bir Çadır” Suad Al-Sabah Filistin Yaratıcılık Ödülü’nü aldı.

Yazar, şiir kitaplarının yanı sıra “Orkida” adlı şiirsel bir tiyatro oyunu ve “Kenan Benimle Konuşuyor” adlı anlatı kitabını da yazdığını belirtti. Bu kitapta, saldırılar sırasında yaşamını yitiren çocuğuyla hayali bir diyalog kurduğunu ifade eden Alaa Al-Qatrawi, kaybın insanın yaşayabileceği en ağır duygulardan biri olduğunu ancak bu acıyı dünyaya anlatmak ve İsrail saldırılarının vahşetini görünür kılmak için yazıya dönüştürdüğünü söyledi.

‘Acı, zamanlar farklı olsa da ortaktır’

Fadwa Touqan Şiir Ödülü’nü aldığında kendisini büyük Filistinli şairden bayrağı devralmış gibi hissettiğini belirten Alaa Al-Qatrawi, Filistin’in özellikle kadın sanatçılarına ortak acıyı anlatma sorumluluğu verdiğini söyledi. Ona göre farklı dönemlerde yaşasalar da Filistinli kadınları birleştiren ortak hayal, özgürlük ve bağımsız bir devlet kurma umududur.

“Venüs ve Bale Dansçısı”ndan “Kiliselerin Çanı, Minare ve Kubbeler”e kadar pek çok eserinde Filistinli kadını anlatan Alaa Al-Qatrawi; anne, kız, kız kardeş figürlerini farklı yönleriyle ele aldı. Öldürülen, yaralanan, dul kalan ya da evladını kaybeden kadınların hikayelerini anlatırken, tüm karanlığa rağmen yaşamın güzelliğini kaybettirmemeye çalıştığını vurguladı. Ona göre şiirlerinde yaşam ölümün önüne geçiyor, umut kaybın üzerinde yükseliyor.

Şiirlerinden birinde şu dizelere yer veriyor:“Eğer ölürsem, adımın yanına bir kelebek çiz… Kelebekleri seviyorum ama gökyüzünde uçacak bir balkon bulamadım. Mezar taşıma bir yıldız as ki yokluğumda ona, kuşatılmış olsam da sana ulaşmaya çalıştığımı söyleyeyim.”

Anka kuşu misali

Bu dizeleri yazsa da ölmek istemediğini belirten Alaa Al-Qatrawi, Filistinli bir kadın olarak yaşamayı, sevilmeyi ve üretmeyi hak ettiğini söylüyor. Kendini, küllerinden doğarak yoktan hayat kurmaya çalışan bir anka kuşuna benzetiyor.

Saldırıların yazı tarzını da değiştirdiğini söyleyen Alaa Al-Qatrawi, dört çocuğunu kaybetmiş bir anne olarak Filistin davasına daha güçlü bağlandığını ifade etti. Dünyanın, saldırılarda en çok çocukların ve kadınların hedef alındığını gördüğünü vurguladı.

Ona göre her Filistinli kadın yazılmayı hak ediyor: Enkaz altında çocuklarını arayan, onları kefenleyip gömen, çadırlarda yaşayan, aç kalan ve yaralarını kendi elleriyle saran kadınlar… Filistinli kadınlar 1948 Nakbası’ndan bu yana kuşaktan kuşağa aktarılan bir acıyı yaşıyor ve her biri bir şiir ve romanın konusu olmayı hak ediyor.

Alaa Al-Qatrawi sözlerini şöyle tamamlıyor: Yazmak ona kanatlar veriyor. Amacı, yaşadıklarının unutulmaması ve kaybedilenlerin yalnızca sayılara dönüşmemesi. “Yazdığımda kendimi kazanmış hissediyorum. Eğer hayatımı kaybedersem, metinlerimin yaşaması ve söylemek istediklerimi dünyaya ulaştırması bana yeter.”