Filistinli gençler sanatla kültürel mirası yaşatıyor

Gazze’deki açılan ‘Ömari’nin İzleri’ sergisi, Filistinli genç sanatçıların eserleriyle geçmiş ile bugünü buluşturuyor. Sergide Gazze’nin tarihine, alimlerine, el yazmalarına ve mimari dokusuna uzanan çalışmalarla Filistin kimliğinin korunması hedefleniyor

RAFIF ESLEEM

Filistin- Miras İçin Gözler Vakfı ile İslami Miras Dairesi iş birliğiyle düzenlenen ‘Ömari’nin İzleri’ sergisi, bugün Gazze kentinin Eski Kent bölgesindeki Ömari Camii’nde açıldı. Sergi, Filistin ulusal kimliğini yansıtan ve geçmişten bugüne taşınan kültürel mirasın izlerini sanat yoluyla görünür kılıyor.

Kadın ve erkek sanatçıların hazırladığı eserlerde, geçmiş ile bugün arasında bağ kuruluyor. Gazze’nin alimlerinin hikâyelerinden günümüze ulaşan el yazmalarına, kentin mimari ayrıntılarından Ömari Camii’nin tarihine kadar birçok unsur sanat eserlerine yansıtılıyor. Sergi yarın akşam saatlerine kadar açık olacak.

‘Kütüphaneyi taş ve kum yığınları arasından kurtardık’

Miras İçin Gözler Vakfı İcra Direktörü Hanin el-Amşi, serginin Ömari Camii’nin kütüphane bölümünde gerçekleştirildiğini belirtiyor. Serginin, İsrail güçlerinin bölgeyi üç kez hedef alması sonucunda büyük ölçüde zarar gören cami kütüphanesinin acil kurtarılması projesi kapsamında düzenlendiğini ifade eden el-Amşi, kütüphanenin taş, kum, kitaplar, füze parçaları ve savaş kalıntıları arasında kaldığını söylüyor.

Saldırılarda caminin birçok bölümü ve köşesinin yanı sıra minaresinin de büyük zarar gördüğünü belirten Hanin el-Amşi, çalışmalarının bununla sınırlı kalmadığını ifade ediyor.

İlk aşamada, Ramazan ayında çok sayıda kitap ve el yazmasının zarar görmesini önlemek amacıyla kurtarıldığını aktaran Hanin el-Amşi, ikinci aşamada ise Ömari Camii kütüphanesinin acil müdahaleyle yeniden korunması ve gençler arasında toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi için proje yürütüldüğünü belirtiyor.

Hanin El-Amşi, bu süreçte genç kadınların da çalışmalara dahil edildiğini söyleyerek, “Fikrimizi, genç kadınların bu alana katılması üzerine kurduk. Bu nedenle mekânda birçok kadın sanatçıyı ağırladık ve eserlerinin fikirlerini buradan esinlenerek oluşturmalarını sağladık” diyor.

Sanat ve belgeleme

Sanatçı Lana Nassar, Gazze Şeridi’ndeki en eski tarihi yapılardan biri olan Ömari Camii’nin kütüphanesindeki kültürel mirasın korunmasına ve yeniden yaşatılmasına katkı sunmak amacıyla sergide yer aldığını belirtiyor.

Lana Nassar, iki eseriyle caminin tarihi bölümlerini belgelediğini söylüyor. Eserlerinden birinde, özellikle Eski Kent bölgesine yönelik İsrail saldırılarında bir bölümü yıkılan minareyi ele aldığını belirten Lana Nassar, ‘Geriye kalan yeşersin’ adlı ikinci çalışmasında ise caminin batı bölümünde bulunan Roma dönemine ait sütunları resmettiğini ifade ediyor.

Saldırılardan önce camiyi birkaç kez ziyaret ettiğini belirten Lana Nassar, yapıyı ilk kez saldırıların ardından gördüğünde büyük bir üzüntü yaşadığını anlatıyor. Ömari Camii’nin Gazze’nin saldırılar sırasında kaybettiği en önemli mekânlardan biri olduğunu dile getiren Lana Nassar, yıkımın avluya, kütüphaneye ve kitaplara da ulaştığını söylüyor.

Lana Nassar, “Bugün burayı ziyaret edenlerin, özellikle de burayı geçmişte yakından tanıyanların yaşadığı hayal kırıklığının boyutunu anlatmak mümkün değil” diyor.

Sanatçı olarak el yazmalarını ilk kez bu kadar yakından tanıdığını belirten Lana Nassar, daha önce yalnızca müzelerde gördüğü bu eserleri sanat yoluyla belgelemeye çalıştığını ifade ediyor.  Lana Nassar, öncelikle kültürel mirası belgelemek, ardından geçmiş ile bugün arasında bağ kurmak istediğini belirterek, gelecek dönemde kadın sanatçıların da el yazmalarını eserleri aracılığıyla belgelemelerini umduğunu söylüyor.

Genç kadınlara Gazze Şeridi’nin tarihini okumaları ve Filistin kimliğinin korunması için kültürel mirası yaşatmanın farklı yollarını aramaları çağrısında bulunan Lana Nassar, “Böylece Filistin kimliğinin kasıtlı olarak silinmesine karşı onu koruyabiliriz” diyor.

‘Geçmiş ile bugünü bir araya getirdik’

Sanatçı Sündüs Murad, eserinde geçmiş ile bugün arasında kültürel bir bağ kurmaya çalıştığını belirtiyor.

Sündüs Murad, tarihçi Osman et-Tallâ ve el yazmalarının savaş sırasında zarar görmesini önlemek için önemli çalışmalar yürüten çağdaş dönem alimlerinden Abdullatif Ebu Haşim gibi isimleri bir araya getirdiğini söylüyor.

Eserin içeriğinin doğrudan el yazmalarından ve serginin düzenlendiği mekândan beslendiğini belirten Sündüs Murad, “Bu temel fikirden uzaklaşmaya gerek yoktu. Serginin önemi de burada ortaya çıkıyor. Eser aracılığıyla alimlerden ve mekândan söz ediyor, insanları burayı ziyaret etmeye çağırıyoruz” diyor.

Görsel sanatçı Ruvan Murad ise sanatın tarihe hizmet etmesi gerektiğini ifade ediyor.

Ruvan Murad, kütüphane ve raflarını resmettiği eseriyle dünyaya daha anlaşılır bir dille seslenmeyi amaçladığını belirterek, Eski Kent bölgesinin halen bilim, kültür ve mirasın merkezi ve kentin kültürel yüzü olduğunu söylüyor.

Bölgenin tehdit altında olduğunu ve “sarı hattın” bölgeye yaklaşmasının tehlikeyi artırdığını kaydeden Ruvan Murad, kendisini en fazla rahatsız eden konulardan birinin ise bazı insanların bu kültürel hazinenin değerini bilmemesi olduğunu ifade ediyor.

Ruvan Murad, saldırılar sırasında bazı el yazmalarının ateş yakmak amacıyla kullanıldığını söylüyor.

‘Gençlerin mirası yaşatma gücü var’

Sergiyi ziyaret eden Renim Şaban, sanat ile tarihin bir araya gelmesini beklediğini ve sergide karşılaştığı eserlerden etkilendiğini belirtiyor.

Gazze’nin eski dönemlerini ve öne çıkan alimlerini konu alan eserlerin kendisini farklı zaman dilimleri arasında kısa sürede yolculuğa çıkardığını ifade eden Renim Şaban, serginin Filistinli gençlerin ülkelerini destekleme ve kültürel miraslarını yaşatma gücünü ortaya koyduğunu söylüyor.

Renim Şaban, Filistin kimliğini silmeye yönelik tüm girişimlere rağmen gençlerin kültürel mirası sanat aracılığıyla yaşatmaya devam ettiğini belirterek, genç kadınları sergiyi ziyaret etmeye ve özellikle tarihi el yazmalarının bulunduğu bölümleri görmeye çağırıyor.