Tunuslu zanaatkâr Vahide Bin Said kültürel mirasını canlandırıyor

Vahide Bin Said, kristali kullanarak Tunus’un geleneksel kıyafetlerini yeniden canlandırmayı ve mirası yaratıcılık ile kimliği birleştiren bir tarzla korumayı başardı.

İHLAS HUMERUNİ

Tunus- Kuzey Afrika’nın kültürel zenginliğini el emeğiyle yaşatan geleneksel sanatlar, kadınların yaratıcılığıyla yeniden hayat buluyor. Tunus’un Kasserine kentinde yaşayan zanaatkar Vahide Bin Said, kristal işleme tekniğini kullanarak geleneksel Tunus kıyafetlerini modern bir estetikle buluşturuyor. Çocukluğundan bu yana el işlerine ilgi duyan Vahide Bin Said, annesinden öğrendiği bu zanaatı hem mesleğe hem de kültürel bir mirası koruma çabasına dönüştürmüş durumda. Geleneksel kıyafetlerin özgün kimliğini koruyarak onları daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefleyen Vahide Bin Said, aynı zamanda bu alanda genç kadınlara da eğitim vererek geleneğin devamlılığını sağlamaya çalışıyor.

Vahide Bin Said, kristalin küçük taş parçalarından oluştuğunu ve geleneksel kıyafetlere dikkat çekici bir güzellik kattığını söylüyor. Kristal nakışının, kaftan ve Tunus geleneksel kıyafetleri gibi giysilere özel bir karakter kazandıran seçkin bir el işi olduğunu anlatırken kristalin farklı boyutlarda bulunduğunu, büyük kısmının yurt dışından ithal edildiğini ve metrekare ile satıldığını ifade ediyor.

İlk motifini 8 yaşında işledi

Bu mesleği seçme nedenini açıklayan Vahide Bin Said, çocukluğundan beri bu sanata ilgi duyduğunu, annesinin nakış, kroşe, dokuma ve el işiyle uğraşmasının kendisini etkilediğini söylüyor. İlk deneyimini 8 yaşında yaşadığını, annesinin kendisine küçük bir parça vererek öğrettiğini ve ilk motifini o zaman işlediğini belirtiyor.

İşlemeyle ilgili eğitim aldı

Eğitimine lise üçüncü sınıfa kadar devam ettiğini, ardından Tunus’ta bir eğitim kursuna katıldığını anlatıyor. “El Fetat” merkezinde üç yıl altı ay eğitim aldığını ve el nakışı, makine nakışı ve geleneksel işleme dahil olmak üzere birçok alanda diploma aldığını dile getiren Vahide Bin Said, bu eğitimde geleneksel kıyafetler, mercimek ve susam işlemeciliği ile kristal nakışı, ayrıca cübbe, burnus ve kaftan gibi ürünlerin yer aldığını belirtiyor. Vahide Bin Said, “Yavaş yavaş becerilerimi geliştirmeye ve bu alanı araştırmaya başladım, ta ki bu işe tutkuyla bağlanana kadar. Berberi kimliği ve geleneksel giyim üzerinde derinleştim, özellikle siyah melhafa üzerinde çalıştım. Nakış ve sıcak renkleri kullanarak iğne ve iplikle elle işleme yapıyorum ve bundan farklı ürünler ve süslemeler üretiyorum” diyor. Nakış, kroşe ve genel olarak el işlerinin psikolojik stresi azalttığını ifade eden Vahide Bin Said, nakışın insanlara rahatlık verdiğini, renklerle çalışmanın mutluluk ve neşe getirdiğini söylüyor.

Bu mesleğin devam etmesi gerektiğini vurgulayan Vahide Bin Said, “Geleneksel el sanatları yok olmamalı. Bu yüzden birçok kızı eğittim ve onlara bu sanatı öğrettim” diyor.

Maliyetler yüksek

Vahide Bin Said, mesleki yolculuğunda birçok zorlukla karşılaştığını, özellikle kristalin yüksek maliyeti nedeniyle ham maddelerin pahalı olduğunu belirterek kristalin görece yeni bir malzeme olduğunu ve bazı parçaların, özellikle kristalli kaftanların yüksek maliyetlere ulaşabildiğini belirtiyor.

Ürün kalitesini korumak ve satışı kolaylaştırmak için bazen daha sade ve hafif çalışmalar yaptığını anlatan Vahide Bin Said, kristal işlemeciliğinin yüksek hassasiyet ve tüm parçalar arasında uyum gerektirdiğini ifade ediyor. Bölgesinde kristal ve gümüşle çalışan az sayıdaki zanaatkârdan biri olduğunu da vurguluyor. Vahide Bin Said, son olarak tüm zorluklara ve sınırlı desteğe rağmen “Kafasırin melhafa”sını dünyaya taşımayı hedeflediğini belirtiyor.