Fas’ta nafaka hakkı mahkeme koridorlarında eriyor

Fas’ta boşanmış kadınlar, nafaka davalarında ağır masraflar, karmaşık prosedürler ve yetersiz destek mekanizmaları nedeniyle haklarını alamıyor. Ekonomik kırılganlık, kadınları adalet arayışından vazgeçmeye zorluyor.

RAJA KHAYRAT

Fas – Nafaka hakkını talep eden binlerce kadın için adalet süreci uzun, yorucu ve maliyetli bir mücadeleye dönüşüyor. Mahkeme masrafları, tebligat engelleri, hukuki boşluklar ve Dayanışma Fonu’nun kaldırılması gibi gelişmeler, kadınları ve çocuklarını daha da savunmasız bırakıyor. Çoğu kadın, dava sürecini sürdürecek maddi gücü bulamadığı için hak arayışını yarıda bırakıyor; nafaka kararları ise çoğu zaman uygulanmadan kalıyor. Uzmanlara göre ekonomik kırılganlık, kadınların adalete erişiminin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

Mahkemelerdeki yargı süreçlerinde yaşanan bu sorunları, nafaka hakkına erişimde güçlük çeken kadınlar ve Marakeş Barosu’na bağlı avukat Hadice Akbali ile konuştuk.

Ekonomik baskı ve sürecin zorluklar, davadan vazgeçiriyor

Bu sorunu yaşayan kadınlardan biri olan 30 yaşındaki S.F., Marakeş’e 70 kilometre uzaklıktaki Siti Fadma bölgesinden geldiğini ve boşandıktan sonra nafaka talebiyle açtığı davayı artık sürdürmek istemediğini söylüyor. Maddi imkansızlıklar ve dava sürecinin ağır masrafları nedeniyle geri adım atmak zorunda kaldığını ifade ediyor.

Kırsal bir bölgeden Marakeş’e, nafaka davasını takip etmesi için vekalet verdiği avukatla görüşmeye gelen S.F., üç çocuğunu hiçbir maddi destek bırakmadan terk eden, boşandığı erkeğe karşı hukuk mücadelesi başlatmıştı. Ancak yaşadığı ekonomik baskı ve sürecin zorlukları, onu davadan vazgeçme noktasına getirdi.

S.F. bu durumda olan tek kadın değil. Karmaşık yasal prosedürler, tebligat süreçlerindeki aksaklıklar ve yüksek dava masrafları nedeniyle birçok kadın hak arama sürecini yarıda bırakıyor. Adalete erişimin zorlaştığı bu ortamda, pek çok kadın nafaka hakkının peşinden gitmek yerine sessizliğe çekilmek zorunda kalıyor.

‘Kadın derneğine başvurmanın yol masraflarını bile karşılayamıyorlar’

Marakeş Barosu’na bağlı insan hakları aktivisti ve avukat Hadice Akbali ise, yaşanan tabloyu şöyle özetliyor: “En kırılgan durumdaki kadınlar bir avukat tutacak ya da dava masraflarını karşılayacak maddi imkana sahip değil. Mahkemeye, karakola ya da jandarmaya gitmenin, hatta destek almak için bir kadın derneğine başvurmanın yol masraflarını bile karşılayamıyorlar. Birçok kadın, davayı sürdürebilmek için yakınlarından borç para almak zorunda kalıyor.”

Hadice Akbali, eşlerin sorumluluklarını yerine getirmeyerek aileyi terk etmesi durumunda, kadınların çoğu zaman çocukların ve hanenin tüm yükünü tek başına üstlenmek zorunda kaldığını belirtti. Sorun, çocukların nüfus kayıtlarına (aile cüzdanına) işlenmemiş olması halinde daha da derinleşiyor. Bu durumda nafaka davası açmak güçleşiyor; çünkü kadın, öncelikle doğumu kanıtlayan bir sağlık raporu sunmakla yükümlü tutuluyor. Zaten maddi sıkıntı içinde olan kadınlar için bu ek prosedür hem zaman hem de para kaybı anlamına geliyor. Sonuç olarak birçok kadın, süreci sürdüremeyerek davadan vazgeçiyor ve farklı, çoğu zaman güvencesiz çözümler aramak zorunda kalıyor.

Hukuk süreçlerindeki karmaşa ve uzayan davalar

Hadice Akbali ayrıca, hukuki süreçlerdeki teknik karmaşıklıklara da dikkat çekti. Örneğin eşe tebligat yapılması gerektiğinde yerel makamlara başvuruluyor; ancak belge mahkeme mührü taşımıyorsa, bazı durumlarda tebligatın kabul edilmediğini ve ilgili kişiye ulaştırılmadığını ifade etti. Bu da tebligat işleminin geçersiz sayılmasına ve davanın uzamasına yol açıyor.

Tüm bu engeller karşısında müvekkillerin, Hadice Akbali’nin ifadesiyle bir tür “yorgunluk ve bıkkınlık” yaşadığını belirten avukat, kadınların çoğu zaman hak arama sürecinden vazgeçtiğini söyledi. Çünkü nafaka davaları sabır, sürekli takip ve ciddi maddi kaynak gerektiriyor; bu koşullar ise ekonomik olarak kırılgan durumdaki kadınlar için sürdürülebilir olmaktan uzak.

Dayanışma Fonu’nun kaldırılması krizi derinleştirdi

Adalete erişemeyen kadınlardan biri, 2023 yılında El-Havz bölgesini vuran depremin ardından Sosyal Dayanışma Fonu’ndan aldığı desteğin kesildiğini anlattı. Kendisine, Doğal Afetler Fonu’ndan yararlanacağı söylenmiş; ancak daha sonra belirlenen kriterleri karşılamadığı gerekçesiyle bu fondan da faydalanamayacağı bildirilmiş. Böylece ne Dayanışma Fonu’ndan destek alabilmiş ne de Afet Fonu’ndan yararlanabilmiş; iki mekanizma arasında tamamen desteksiz kalmış.

Hadice Akbali ise kadınlara ve ailelerine destek sağlayan Dayanışma Fonu’nun herhangi bir ön uyarı yapılmadan kaldırılmasını eleştirdi. “Bu bir geriye gidiştir. Ben bunu açıkça hukuki bir gerileme olarak görüyorum. Uzun ve zorlu bir mücadele sonunda bu kazanımı elde etmiştik” diyen Hadice Akbali, fonun sağladığı miktarların sınırlı olsa da nafaka alamayan kadınlar için hayati bir katkı sunduğunu vurguladı.

Sosyal sorunların etkisi

Hadice Akbali’ye göre fon, en azından aile giderlerinin bir kısmını karşılayarak kadınların ayakta kalmasına yardımcı oluyordu. Bugün ise özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadınlar, temel ihtiyaçları karşılayabilmek için çocuklarını erken yaşta çalışmaya göndermek zorunda kalıyor. Bu durum, nafaka krizinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda derin bir sosyal sorun haline geldiğini gösteriyor.

Hadice Akbali, Dayanışma Fonu’nun tamamen kaldırılması yerine yeni finansman kaynaklarının araştırılması gerektiğini vurguladı. Bu konunun yıllardır insan hakları kuruluşları ve kadın dernekleri tarafından gündemde tutulduğunu hatırlatan Hadice Akbali, söz konusu fonların özellikle boşanmış kadınlar ve çocukları üzerindeki ekonomik yükü hafifletmede önemli bir işlev gördüğünü belirtti.

‘Devletin daha etkin bir rol üstlenmesi gerekiyor’

Hadice Akbali ayrıca nafaka kararlarının uygulanması konusunda devletin daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. Bazı durumlarda babaların nafaka ödemelerini karşılayamadığını, bazı durumlarda ise nafaka borcunu ödemek yerine hapis cezasını tercih ettiğini ifade etti. Bu tercihin aileleri ağır yaşam koşullarına mahkum ettiğini, kadınların ise çoğu zaman geçimlerini sağlamak için ev işlerinde çalışmak zorunda kaldığını dile getirdi. Özellikle mesleki yeterliliği bulunmayan kadınların iş bulma konusunda daha büyük zorluklarla karşılaştığını da ekledi.

Konuşmasının sonunda Hadice Akbali, kadınların adalete erişiminin önündeki en temel engelin ekonomik kırılganlık olduğunu vurguladı. Boşanma, nafaka talebi ya da diğer hak arama süreçlerinde açılan davaların çoğu zaman maddi yetersizlik nedeniyle yarım kaldığını belirterek, devletin kadınlara ve çocuklarına yönelik koruma ve destek mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini ifade etti.