Fas’ta kadın çalışanların korunması için ortak sorumluluk çağrısı

Fas'ta kadın çalışanlara yönelik saldırılar, iş yerlerinde güvenlik ve koruma mekanizmalarının yeterliliğini yeniden tartışmaya açtı. İnsan hakları savunucuları, kadınlar için daha güvenli çalışma koşulları talep ediyor.

HANAN HARITE

Fas - Son dönemde Fas'ta iş yerlerinde yaşanan çeşitli olaylar, kadınların güvenli çalışma koşullarına erişimi konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Ticaret ve hizmet sektörlerinde çalışan kadınların maruz kaldığı riskler, mevcut koruma mekanizmalarının etkinliğine ilişkin soruları da beraberinde getirdi.

Kadınların güvenli ve onurlu koşullarda çalışma hakkı

Kazablanka'da bir para transferi acentesinde çalışan genç bir kadının katledilmesi, olayın adli boyutunun ötesinde, kadınların güvenli ve onurlu koşullarda çalışma hakkı ile bu hakkı güvence altına alması gereken yasal ve kurumsal mekanizmaların yeterliliğine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.

Son dönemde profesyonel ortamlarda yaşanan ve özellikle kadın çalışanları hedef alan diğer saldırılar da insan hakları savunucuları ve sivil toplum çevrelerinde bu tartışmayı canlı tutuyor. Bu olaylar, iş yerlerinde önleyici tedbirlerin ve koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi yönündeki çağrıların giderek artmasına neden oluyor.

Profesyonel alanlarda güvenlik önlemlerinin önemini ortaya koyan bir diğer olay ise son günlerde Dakhla kentinde yaşandı. Bir para transferi acentesini hedef alan soygun girişimi, çalışanlardan birinin alarm sistemini devreye sokması sayesinde başarısızlıkla sonuçlandı ve herhangi bir kayıp yaşanmadı. Gözlemciler, bu olayı kadın çalışanların görevlerini yerine getirirken karşılaşabilecekleri risklerin azaltılmasında güvenlik ve koruma mekanizmalarının oynayabileceği role dair somut bir örnek olarak değerlendiriyor.

İş güvenliği standartları, kadın çalışanları daha savunmasız hale getiriyor

Fas'ta binlerce kadın, özellikle acenteler, mağazalar ve hizmet noktalarında, ticaret ve hizmet sektörlerinde çalışıyor. Bu iş alanlarının önemli bir kısmı, bireysel çalışmaya dayalı olması veya yeterli güvenlik, izleme ve sigorta sistemlerinden yoksun küçük işletmelerden oluşması nedeniyle kadın çalışanlar açısından çeşitli riskler barındırıyor.

Gözlemciler, açık raporlama mekanizmalarının ve hızlı müdahale sistemlerinin yetersizliği ile iş yerleri arasında farklılık gösteren iş güvenliği standartlarının, kadın çalışanları daha savunmasız hale getirdiğini belirtiyor. Bu durum aynı zamanda, özellikle ekonomik ve sosyal açıdan kırılgan sektörlerde çalışan kadınlar söz konusu olduğunda, bazı kurumların İş Kanunu'nda yer alan insana yakışır çalışma koşulları ve iş güvenliğine ilişkin hükümlere ne ölçüde uyduğu sorusunu da gündeme taşıyor.

Sorun yalnızca yasal metinlerin varlığından kaynaklanmıyor

Fas Anayasası, yaşam hakkının, fiziksel güvenliğin ve insan onurunun korunmasını güvence altına alırken, İş Kanunu da işverenleri iş yerlerinde sağlık ve güvenlik koşullarını sağlamakla yükümlü kılıyor. İş hukukuna ilişkin hükümler, işverenlerin çalışanlarını iş kazaları ve mesleki risklerden koruma sorumluluğunu açıkça vurguluyor. Ancak insan hakları savunucularına göre sorun yalnızca yasal metinlerin varlığından kaynaklanmıyor; asıl mesele bu hükümlerin ne ölçüde uygulandığı ve sahada nasıl denetlendiği. Savunucular, özellikle küçük ölçekli veya kayıt dışı birçok iş yerinin, güvenlik ve koruma koşullarına ilişkin etkili ve düzenli bir denetime tabi olmadan faaliyet göstermeyi sürdürdüğüne dikkat çekiyor.

Fas Modernite ve Aydınlanma Forumu üyesi insan hakları aktivisti Wafaa Badri, iş yerlerinde kadınlara yönelik şiddet vakalarının münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bu tür vakalar yalnızca bireysel suçlar değil, aynı zamanda kadınların yaşam hakkı, fiziksel güvenliği ve insan onuruna uygun koşullarda çalışma hakkı gibi temel haklarının ihlalidir” dedi.

Son yıllarda işçi hakları ve koruma mekanizmaları konusunda ilerleme kaydedilmiş olmasına rağmen sahadaki gerçekliğin farklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden Wafaa Badri, “Birçok iş yerinde güvenlik ve koruma koşulları hala kırılganlığını koruyor. Kadınlara yönelik iş yeri saldırıları, özellikle kadın hakları ve çalışma koşullarına ilişkin ihlallerin yaşandığı yarı örgütlü çalışma ortamlarında, kadın çalışanların güvenliği ve insan onuruna saygı konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor” diye konuştu.

‘Yaşananlar cinsiyete dayalı şiddet olgusundan ayrı değerlendirilemez’

Wafaa Badri, bu olayların kadınların karşı karşıya kaldığı daha geniş cinsiyete dayalı şiddet olgusundan ayrı değerlendirilemeyeceğini ifade ederek, “Bazı çalışma ortamlarında kadınlar yeterli koruma, sigorta ve etkili denetim mekanizmalarından yoksun şekilde çalışmak zorunda kalıyor. Bu durum onların kırılganlığını daha da artırıyor ve çeşitli risklere açık hale getiriyor” sözlerine yer verdi.

Sorunun yalnızca suç eyleminin kendisiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Wafaa Badri, “Asıl mesele, bu tür saldırıların meydana gelmesine zemin hazırlayan koşullardır. Bazı iş yerlerinde süregelen eşitsiz güç ilişkileri ve istihdam ile iş güvenliği politikalarına toplumsal cinsiyet perspektifinin yeterince entegre edilmemesi, kadınların maruz kaldığı riskleri artıran etkenler arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.

‘İş yerlerinde kadınların korunması bir ayrıcalık değil, temel bir haktır’

Bu olaylarını münferit vakalar olarak ele almaya devam etmenin etkili önleyici politikaların geliştirilmesi olasılığını sınırlandırdığına dikkat çeken Wafaa Badri, sözlerine şöyle devam etti:

“Böyle bir yaklaşım, müdahaleyi çoğu zaman trajediler yaşandıktan sonra verilen tepkilerle sınırlarken, bu olayların tekrarlanmasına zemin hazırlayan yapısal nedenlerin göz ardı edilmesine yol açıyor. İş yerlerinde kadınların korunması bir ayrıcalık değil, temel bir haktır ve bu hak; hükümetin, kurumların, işverenlerin, düzenleyici mekanizmaların, sendikaların ve sivil toplum aktörlerinin ortak sorumluluğudur. Bu nedenle ticaret ve hizmet sektörlerinde kadınların çalışma koşulları daha etkin biçimde izlenmeli, işverenler gerekli güvenlik ve koruma önlemlerini sağlamaya zorlanmalı, ihbar ve şikayet mekanizmaları güçlendirilmeli, kadınların yasal ve adli korumaya erişimi kolaylaştırılmalıdır.”

Wafaa Badri, iş yerlerinin kadınlar için korku ve risklerle özdeşleşen alanlar değil, güvenliğin ve insan onurunun korunduğu çalışma ortamları olması gerektiğini vurguladı. Kadın çalışanlara yönelik koruma ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesini isteyen Wafaa Badri, iş yerlerinde güvenlik standartlarının yükseltilmesi ve daha güvenli ve adil çalışma koşullarının sağlanması çağrısında bulundu.