‘Devrimle birlikte Newroz’u özgürce kutlamaya başladık’
Baas rejimi döneminde Newroz kutlamalarının yasak olduğunu belirten Nafiya Esed, devrimle birlikte Newroz’u yeniden özgürce kutladıklarını anlattı.
NEXEM ÇAÇAN
Qamişlo- Kürt kadınlar, Baas rejiminin yıllarca süren yasak ve baskılarına rağmen Newroz ateşini sessiz ama büyük bir cesaretle yakarak miraslarını ve kimliklerini korudu. Kuzey ve Doğu Suriye’de devrimin başlamasıyla birlikte Newroz yeniden özgür bir şekilde kutlanmaya başlandı. Böylece Newroz, direnişin, hakların geri kazanılmasının ve hiçbir gücün özgür iradeyi kıramayacağının canlı bir tanığı haline geldi.
Konuya ilişkin konuşan Mala Jin Üyesi Nafiya Esed, Baas rejimi döneminde Newroz kutlamalarının yasak olduğunu belirterek, “Baas rejimi Kürtlere çok büyük zulümler yaptı. Newroz atalarımızdan, dedelerimizden beri var. Biz de Newroz’umuzu kutlamak istiyorduk, ancak Baas rejimi buna izin vermiyordu. Çocuk olduğum zamanı hatırlıyorum; Baas rejimi nedeniyle dışarı çıkıp Newroz’u kutlayamıyorduk. Evlerimizde mum ve küçük ateşler yakıyorduk. Anneme ‘Newroz değil mi, dışarıda kutlamamız gerekmiyor mu?’ diye sorardık. Annem ise ‘Baas rejimi gelir ve bizi öldürür’ diyordu. Bu yüzden dışarıda Newroz kutlamaktan korkuyorduk. Bazen annem bizi kırsal alanlara götürür, dere kenarlarında küçük ateşler yakar ve Newroz’umuzu orada kutlardık” dedi.
Kutlamalar yıllarca yasaklandı
Nafiya Esed, Newroz ateşini yakan gençlerin Baas rejimi tarafından yıllarca hapse atıldığını belirterek, “Bir keresinde, hatırlıyorum, bir dere yatağına gitmiştik. Yağmur yağıyordu. Oradan bir Arap ailesinin evine gittik. O aile bizi karşıladı ve ‘Baas rejimi neden Newroz’unuzu kutlamanıza izin vermiyor?’ diye sordu. Onlar da bu durumdan memnun değildi, bu yüzden bize destek oldular. Ancak Baas rejimi baskın yaptı ve ‘Neden onları kabul ettiniz?’ diyerek saldırdı. Biz de kaçtık, herkes bir tarafa dağıldı. Baas rejimi döneminde traktörlere binip kutlamalara gidiyorduk. Newroz, 2011 yılına kadar bize yasaktı. Gençler Newroz ateşini yakıyordu, ancak o gençler yıllarca hapse atılıyor ve ağır işkencelere maruz bırakılıyordu. Rejim onlara ‘Neden Newroz ateşini yakıyorsunuz, Newroz diye bir şey yok’ diyordu” sözleriyle yaşadıkları zulmü aktardı.
‘Newroz’u kırık bir kalple de olsa kutladık’
Nafiya Esed, bir kez evlerinin önünde Newroz ateşi yaktıklarında dört itfaiye ekibinin gelip ateşi söndürdüğünü belirterek, şöyle konuştu:
“Tek bir oğlum vardı. Newroz için çörek yapabilmem adına bana un almak için dışarı çıktı. Yolda onu durdurdular ve ‘Neden Newroz ateşine baktın?’ diyerek gözaltına aldılar. Buna rağmen biz Newroz’u kırık bir kalple de olsa kutladık. On oğlum da hapiste olsa yine de dışarı çıkar ve Newroz’umu kutlarım dedim. Bir yıl yine Newroz’u kutlamak için gittiğimizde Baas rejimi kutlama yaptığımız alanı kazıp boşaltmıştı. Halkımızın orada Newroz kutlayabilmesi için o alanı kendi ellerimizle yeniden düzelttik. Baas rejimi Kürtlere ait her şeyi yok etmeye çalışıyordu. Biz Kürt doğduk ve Kürt kalacağız; Kürt kimliğimizle gurur duyuyoruz. Birçok kez kadınlara saldırdılar, ancak tüm baskılara rağmen Newroz’u kutlamaya devam ettik.”
Baskılar geri adım attırmadı
Baas rejiminin Kürtleri haklarından, kültürlerinden ve varlıklarından uzaklaştırmaya çalıştığını dile getiren Nafiya Esed, “Rejim okullarındaki öğretmenler, çocuklarımızın Newroz’a katılmaması için okul kapılarını üzerlerine kilitliyordu. Baas rejimi bizi haklarımızdan, kültürümüzden, varlığımızdan ve bize ait olan her şeyden uzaklaştırmıştı. Rojava Devrimi’nin başladığı yıl Newroz ateşini yaktık. Newroz kutlaması için Kürt kıyafetlerini giymek için hazırlanan üç gencimiz Baas rejimi tarafından katledildi. Kürtlere ait hangi bayram ya da etkinlik olursa olsun, rejim sürekli sorun çıkarıyordu. Newroz nedeniyle yüzlerce genç şehit düştü. Tüm baskılara rağmen biz yine de Newroz’umuzu kutlamaya devam ettik” ifadelerinde bulundu.
Rojava Devrimi milat oldu
Baas rejiminin Kürtlerin Newroz’u kutlamasını engellemek için 21 Mart’ı Anneler Günü olarak ilan ettiğine dikkat çeken Nafiya Esed, “Silêman adlı bir genç, Baas rejiminin Cumhuriyet Sarayı’na giderek Newroz’un kutlanmasını talep etti. Ancak sarayın nöbetçileri o genci şehit etti. Bunun üzerine Kürtler, ‘Ne olursa olsun ayağa kalkacağız ve Newroz’umuzu kutlayacağız’ dedi. Newroz kutlamalarında Sîlêman gibi yüzlerce genç katledildi” diye belirtti. Nafiya Esed, Baas rejiminin Arap topluluklarını da Kürtlere karşı kışkırttığını belirterek o dönemleri şöyle anlattı:
“Çocukluğumuzdan itibaren Newroz bize yasaklanmıştı ve bu durum Rojava Devrimi başlayana kadar devam etti. Devrimden sonra Kürt halkı özgürce dışarı çıkarak Newroz’unu kutlamaya başladı. Ancak devrimin ilk yıllarında bazı Arap gruplar bize taşlarla saldırıyordu. Newroz kutlamalarına gittiğimizde araçlarımızı taşlıyorlardı. Baas rejimi Arap topluluklarını bize karşı kışkırtıyordu. Baas rejimi Newroz nedeniyle birçok kadını da tutukladı. Devrimin başlaması büyük bir gelişme oldu. Şehitlerin kanı, fedakarlıkları ve Önder Abdullah Öcalan’ın düşünce ve felsefesi sayesinde Kürt halkı bugün bütün bayramlarını özgür ve onurlu bir şekilde kutluyor. 2011’den sonra halk Newroz’u büyük bir coşku ve heyecanla kutlamaya başladı. Rojava Devrimi kutsal bir devrimdir ve biz bu devrimle gurur duyuyoruz.”
‘Kürt ulusal kıyafetlerinizi giyerek dışarı çıkın’
Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün buruk bir şekilde kutlandığını dile getiren Nafiya Esed, “Bizim bütün bayramlarımızda Şehitler Mezarlığı’na gider, mezarların başında mumlar yakar ve ‘Siz kalbimizde yaşıyorsunuz, asla ölmezsiniz’ deriz. Bu yıl Efrîn halkı Newroz’u Efrîn’de kutlayacak olmasından büyük mutluluk duyduk. Tüm göçmenlerin de bir gün geri dönerek Newroz’u kendi yurtlarında kutlayacağına inanıyoruz. Tüm halkımıza çağrım; Kürt kıyafetlerinizi giyerek dışarı çıkın ve Newroz’unuzu kutlayın. 2026 Newroz’unu Önder Apo’ya dağların zirvesindeki gerillalara, cephelerde savaşan savaşçılara, kadın örgütlerine ve dünyanın dört bir yanındaki halkımıza kutluyorum” diye kaydetti.