Tunus’ta sosyal hareketler kadınlar öncülüğünde birleşiyor
Tunus’ta siyasi ve sosyal kriz sürerken, bir araya gelen kadın aktivistler, hareketlerin koordinasyonunun talepleri somut kazanımlara dönüştürebileceğini vurguladı.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus – Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu, 6 Şubat’ta 6’ıncı Ulusal Sosyal Hareketler Konferansı’nı düzenledi. Konferans, örgütlerin çalışma planları ve sosyal hareketlerin stratejileri açısından kritik bir buluşma olarak öne çıktı.
Konferansa göre, siyasi ve ekonomik açıdan herhangi bir iyileşme işareti görünmezken, kamusal alanın kapatılması ve muhaliflerin, aktivistlerin takibi sosyal hareketlerin etkinliğini zayıflattı. Birçok talep yıllardır dile getirilse de bunlar çoğunlukla görmezden geliniyor veya erteleniyor.
Konferansın amacı, protesto hareketlerini bir araya getirerek sosyal hareketleri sivil ve hak temelli hareketlerle bağlamak ve böylece yeni direniş biçimleri oluşturmak. Toplantıya katılan hareketler, demokratik garantilerin yokluğunda bile stratejik planlar yaparak kendilerini yasal olarak koruyacak ve haklarını güçlendirecek araçlar geliştirmeyi hedefliyor.
Konferansın ilk gününde sosyal hareketlerin durumu, hak ve özgürlükler için direniş biçimlerinin değişimi tartışıldı. Özellikle dayanışmanın önemine dikkat çekilerek, koordinasyon sayesinde mücadelenin etkisinin ve sürekliliğinin artırılabileceği vurgulandı.
Koordinasyon ve işbirliği direnişin yolu
Tarihçi Hayat Amamu, sosyal hareketlerin Tunus’ta farklı alanlarla kesiştiğini belirterek, işsizlerin haklarının savunulmasından çevre kirliliğine, adaletsiz siyasi davalara karşı durmaktan gençlerin insanca yaşam taleplerine kadar devam ettiğini ifade etti. Hayat Amamu, Tunus devriminin temelinin onur talebi olduğunu hatırlattı.
Hayat Amamu, hareketler arasında koordinasyon eksikliğinin en büyük sorun olduğunu vurgulayarak, Ulusal Sosyal Hareketler Konferansı’nın bu boşluğu doldurma ve farklı aktörler arasında işbirliğini güçlendirme fırsatı sunduğunu dile getirdi. Hayat Amamu, mevcut hareketlerin ciddi ve etkili olduğunu ancak toplumsal bağlamda derinlik ve süreklilikten yoksun olduklarını, bu yüzden etkilerinin zaman ve toplum açısından sınırlı kaldığını belirtti.
Tunus’taki direniş biçimlerinin; oturma eylemleri, gösteriler, öfke mesajları, bildiriler, kamu kurumları önündeki topluluklar ve basın toplantıları gibi çeşitli yöntemlerle ortaya konduğunu kaydeden Hayat Amamu, “Bu araçlar değişim yaratma potansiyeline sahip olmasına rağmen, aralarında koordinasyon bulunmadığı için etkileri sınırlı kalıyor” dedi.
Tekstilde kadın işçilerin durumu
Aktivist Rabah Huleifi, Tunus’ta tekstil sektörünün en çok sıkıntı çeken alanlardan biri olduğunu belirterek şunları söyledi: “İşçiler uzun saatler boyunca düşük ücretle çalışıyor, en temel haklardan yoksun bırakılıyor.” Rabah Huleifi, işçilerin işverene karşı başlattığı direnişin, işten çıkarılma ve fabrikanın kapatılmasıyla sonuçlandığını, işverenin ise yurt dışına kaçtığını aktardı. İşçilerin yıllarca çalıştığı süre boyunca sosyal ve sağlık güvencesine sahip olmadıkları vurgulandı.
Rabah Huleifi, işverenlerin işçilere yönelik taciz, hakaret ve temel haklardan mahrum bırakma gibi birçok zulüm uyguladığını ifade ederek, “Yetkili kurumlar ise bu ihlallere karşı sessiz kaldı. Özellikle hamile bir işçinin, uzun çalışma saatleri ve ihmalkarlık nedeniyle bebeğini kaybettiği trajik örnekler paylaştı. Tekstil sektöründeki bu durum acil olarak ele alınması gereken bir sorun” diye belirtti.
Keyfi bir şekilde işten çıkarıldı
Tekstil işçisi Zekiye Hadiri, yaşadıklarını “korku filmi gibi” olarak nitelendirdi. Çocuğunu doğum öncesi kaybettiğini belirten Zekiye, bu çocuğunu “geçim mücadelesi sırasında direnişinin şehidi” olarak gördüğünü söyledi. Zekiye Hadiri, işverenin ihmali ve izin haklarından mahrum bırakılması nedeniyle hayatta kalma mücadelesi verdiğini, yaklaşık 3 bin 500 işçinin çoğunun kadın olduğunu ve tuvalet gibi temel ihtiyaçlara erişimin hayal olduğunu aktardı.
30 yıl çalıştıktan sonra 2012’de keyfi bir şekilde işten çıkarıldığını anlatan Zekiye Hadiri, aileyi tek başına geçindiren kişi olarak adalet beklentisini sürdürüyor. Bu süreçte çeşitli protestolar ve eylemlerle hak arayışına devam ettiğini ifade etti.