Tunus’ta sivil alana baskı raporu: Kadın aktivistler hedefte

Haklar ve Özgürlükler için Taqato Derneği’nin raporuna göre Şubat 2025–Mart 2026 arasında 37 ihlal kaydedildi; gözaltılar, dernek kapatmaları ve yargı baskılarıyla sivil alan daraltılırken kadın aktivistlerin özellikle hedef alındığı vurgulandı.

ZOUHOUR MECHERGUI

Tunus — “Haklar ve Özgürlükler için Taqato” Derneği, Şubat 2025’ten Mart 2026 sonuna kadar olan dönemde Tunuslu yetkililerin sivil alanı hedef alarak uyguladığı ihlaller, baskılar ve hukuki-yargısal takipleri ele aldığı yıllık raporunu sundu. Rapora göre bu süreçte sivil aktörleri hedef alan sistematik bir kampanya yürütüldü, bu aktörlere ihanet ve yabancı taraflarla işbirliği suçlamaları yöneltildi. Bu durum sivil alanın faaliyetlerinin aksamasına, sivil, siyasi ve toplumsal faaliyetleri ile dijital ifadeleri nedeniyle aktivistlerin güvenlik takibi ve gözaltılarla karşı karşıya kalmasına yol açtı.

Haklar ve Özgürlükler için Taqato Derneği tarafından yayımlanan rapor, Tunus’un Afrika bölgesel çevresinde hak ve özgürlükler sistemi inşa etmede istisnai bir model olarak görüldüğünü, 2011 Anayasası’nın ifade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl toplanma gibi temel güvenceleri pekiştirdiğini vurguladı. Ancak bu sürecin 25 Temmuz 2021’de alınan kararların ardından gerileme yaşadığı belirtildi.

Baskılar ve faaliyetlerin aksaması

Raporda 37 ihlal vakası belgelendi. Bunların 23’ü sivil faaliyetlerle, 9’u siyasi faaliyetlerle, 3’ü sosyal alanla, 2’si ise dijital ifade ile ilgiliydi. Bu durum, sivil alanın faaliyetlerinin aksamasına ve aktivistlerin faaliyetleri ile ifadeleri nedeniyle takibe alınmasına yol açan tekrar eden bir baskı modeline işaret etti.

Raporda ayrıca sivil çalışma özgürlüğüne yönelik güvencelerde gerilemenin yaşandığı genel bağlama ilişkin analitik bir değerlendirme sunuldu. Buna göre takip yöntemleri arasında kara para aklama, mali şüpheler ve yabancı fon alma gibi suçlamalar yöneltildiği, ayrıca 2022 tarihli 54 sayılı kararnameye başvurulduğu belirtildi.

Söz konusu dönemde gözaltı ve tutuklamalar, gözaltı sürelerinin uzatılması, dernek merkezlerine baskınlar ve aramalar, bazı derneklerin faaliyetlerinin askıya alınması ve merkezlerinin kapatılması gibi uygulamaların yaşandığı; ayrıca sivil aktörlerin faaliyetlerini sınırlamak amacıyla yoğun mali denetimlere tabi tutuldukları ifade edildi.

Kadınlar hedefte

Hak savunucusu Sofiya el-Hammami, baskıların yalnızca erkeklerle sınırlı kalmadığını, raporun kapsadığı dönemde kamusal alanda aktif kadınların özellikle hedef alındığını ve daha sert biçimde muamele gördüğünü söyledi. Sofiya el-Hammami, aktivistler, gazeteciler ve siyasetçilerin çok yönlü ihlaller ve yargı takipleriyle karşı karşıya kaldığını; kadınların kamusal alandaki varlığının başlı başına “kontrol edilmesi gereken bir tehdit” olarak ele alındığını belirtti.

Sofiya el-Hammami, sivil alanın demokrasinin alanı olmaktan çıkarak takiplerin alanına dönüştüğünü, baskıların korkutma, sindirme, baskınlar, yargılama ve gözaltılarla ilerlediğini, derneklerin faaliyetlerinin askıya alınması ve keyfi tutuklamalara kadar uzandığını ifade etti.

Ayrıca Özgür Anayasal Parti lideri Abir Musa’nın dosyasına dikkat çekerek, Ekim 2023’te barışçıl siyasi faaliyeti nedeniyle gözaltına alındığını, hükümet yapısını değiştirme ve şiddete teşvik gibi ağır suçlamalar yöneltildiğini, 54 sayılı kararname kapsamında altı ayrı dosya açıldığını hatırlattı. İhlallerin yalnızca yargı takibiyle sınırlı kalmadığını, Musa’nın avukatı ve yakınlarıyla görüşmesinin engellenmesi gibi adil yargılanma güvencelerini ihlal eden koşullarda tutulduğunu belirtti.

Kadın aktivistlere yönelik gözaltıların, demokratik toplumların temel unsurlarından biri olan sivil alana yönelik baskıların parçası olduğu ifade edildi. Sivil alanın yalnızca ekonomik ve sosyal hakların savunulduğu bir yer olmadığı, aynı zamanda örgütlenme özgürlüğünün kullanıldığı ve eşitlik ile özgürlükler için müzakere yürütülen bir alan olduğu vurgulandı.

Sivil toplumun direnci gerekli

Sofiya el-Hammami, sivil toplumu özgürlüklerin yeniden canlandırılması ve sivil, siyasi ve feminist faaliyetlerin korkusuzca yürütülmesi için mücadeleyi sürdürmeye çağırdı. Sivil toplumun mücadeleleri sonucunda devrimin gerçekleştiğini, 2014’te devrimci bir anayasanın yazıldığını, seçimlerin yapıldığını ve Tunusluların baskı olmadan tercihlerini ortaya koyabildiğini hatırlattı.

Raporda sivil topluma, hak örgütleri, sendikalar, yerel dernekler ve bağımsız bireyleri kapsayan geniş ittifaklar kurma çağrısı yapıldı. Baskı politikalarına karşı birleşik bir sivil cephe oluşturulması, medya ve iletişim çalışmalarının eşgüdümlü yürütülmesi, derneklerin durumuna ilişkin izleme ve belgeleme mekanizmalarının geliştirilmesi ve güvenilir bilginin ulusal ve uluslararası kamuoyuna aktarılması istendi.

Dernek ayrıca yetkililerden sivil, siyasi, toplumsal ve sendikal faaliyetleri nedeniyle tutuklanan tüm kişilerin serbest bırakılmasını, sivil alanı hedef alan yargı süreçlerinin durdurulmasını, geçici tutuklamanın baskı aracı olarak kullanılmasına son verilmesini ve ifade, basın, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlükleri başta olmak üzere uluslararası güvence altındaki temel haklara geri dönülmesini talep etti. Ayrıca bu hakları kısıtlamak yerine koruyan yasal ve hukuki bir ortamın oluşturulması çağrısında bulunuldu.