Tunus’ta kadın hakları savunucuları için uluslararası sözleşme çağrısı
Tunus Demokratik Kadınlar Derneği, 8 Mart kapsamında düzenlediği panelde insan hakları savunucularına yönelik artan baskılara dikkat çekerek, aktivistleri koruyacak bağlayıcı bir uluslararası sözleşmenin kabul edilmesi çağrısında bulundu.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus – 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Tunus Demokratik Kadınlar Derneği, “İnsan hakları savunucularını korumak: dayanışma ve uluslararası mekanizmalar” başlıklı bir panel düzenledi. Panele, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunmasından Sorumlu Özel Raportörü Mary Lawlor da katıldı.
Panelde yapılan konuşmalarda, 8 Mart’ın bu yıl bölgesel, uluslararası ve ulusal düzeyde insan hakları savunucularına yönelik ihlallerin tehlikeli biçimde arttığı bir döneme denk geldiği vurgulandı. Katılımcılar, sivil ve barışçıl faaliyetler yürütmelerine rağmen insan hakları savunucularının benzeri görülmemiş tehditler ve yargı baskılarıyla karşı karşıya kaldığını belirtti.
Birçok hak savunucusunun sivil toplum, insan hakları ve kadın hareketi faaliyetlerinin suç sayılması nedeniyle hapishanelerde, gözaltı merkezlerinde veya sürgünde bulunduğu ifade edildi. Bazılarının ise suikast ve zorla kaybetme yoluyla yaşamını yitirdiği belirtildi. Bu duruma örnek olarak, Iraklı kadın ve insan hakları aktivisti Yenar Mihemed’in 2 Mart’ta katledilmesi gösterildi.
Bağlayıcı uluslararası sözleşme çağrısı
Tunus Demokratik Kadınlar Derneği Başkanı Raca ed-Dahmani, dünyada insan hakları ihlallerinin endişe verici biçimde arttığını söyledi. Sağ popülist ve otoriter yönetimlerin yükselişi, demokratik gerileme, savaşlar ve sosyal-ekonomik krizlerin bu tabloyu ağırlaştırdığını belirten Raca ed-Dahmani, insan hakları savunucularını korumak için bağlayıcı bir uluslararası sözleşmenin kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.
Raca ed-Dahmani, 8 Mart’ın yalnızca sembolik bir gün olmadığını, kadınların haklarını yeniden talep etmek ve savunmak için önemli bir fırsat olduğunu kaydederek, kadınların katliam, şiddet, dışlanma ve ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı zor koşullara dikkat çekti.
Kadın hakları savunucularına yönelik baskılara da değinen Raca ed-Dahmani, Mısırlı aktivist Aida Seif el-Dawla’nın sorguya çağrılmasını kadın hakları savunucularına yönelik baskının bir örneği olarak gösterdi. Tunus’ta da benzer bir durum yaşandığına dikkat çeken Raca ed-Dahmani, “Bazı kadın aktivistler görüşleri nedeniyle hapiste bulunuyor” dedi.
Derneğin, Birleşmiş Milletler Özel Raportörü’nün Tunus ziyaretini fırsat bilerek insan hakları savunucularını koruyacak bağlayıcı bir uluslararası sözleşme talebini dile getirdiğini belirten ed-Dahmani, bu hedefin zaman alabileceğini ancak er ya da geç gerçekleşeceğine inandıklarını ifade etti.
Ayrıca kadınların barışçıl şekilde hak talep etmeleri nedeniyle maruz kaldıkları baskı ve şiddetin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Panelde, kadın hakları savunucularının tutuklama, suikast, baskı ve tehdit gibi risklerle karşı karşıya olduğu; özellikle savaş ve siyasi kriz dönemlerinde yapısal ve çok katmanlı ayrımcılığa maruz kaldıkları belirtildi. Bu durumla mücadele için bölgesel dayanışma ve ortak çalışmaların önemine dikkat çekildi.
Konuşmalarda Sudan, Filistin, Irak, Lübnan ve Yemen’deki kadınların yaşadığı zorluklara da değinildi. Ayrıca Êzidî ve Kürt kadınların özgürlük mücadelesine dikkat çekilerek, baskı ve adaletsizliğe karşı direnen bu seslerle dayanışma çağrısı yapıldı.
Saldırganların hesap vermesi talebi
Tunus Demokratik Kadınlar Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve dış ilişkiler sorumlusu Nadia bin Ahmed ise Dünya Kadınlar Günü’nü insan hakları savunucusu kadınlarla dayanışma günü olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Nadia bin Ahmed, Birleşmiş Milletler üyesi tüm devletler için bağlayıcı olacak bir uluslararası sözleşmenin kabul edilmesi gerektiğini belirterek, bunun saldırganların hesap vermesini sağlayacağını ve kadın hakları savunucularının çalışmalarına yönelik olumsuz söylemlerle mücadeleye katkı sunacağını ifade etti.
8 Mart’ın Afrika ve bölge genelinde kadınların kazanımlarına yönelik baskıların arttığı bir siyasi atmosferde kutlandığını belirten Nadia bin Ahmed, kadın hakları savunucularının yargı süreçleri, tehdit ve baskılar yoluyla susturulmaya çalışıldığına işaret etti.
Tunus Demokratik Kadınlar Derneği’nin ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde insan hakları savunucularının korunması için çalışmalarını sürdüreceğini vurgulayan Nadia bin Ahmed, kadın hakları, eşitlik, demokrasi ve insan hakları değerlerini savunmaya devam edeceklerini dile getirdi.
Nadia bin Ahmed ayrıca cinsiyet temelli şiddet, ayrımcılık, işkence, zorla yerinden edilme, sürgün ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması gibi tüm ihlallere karşı mücadeleyi sürdüreceklerini sözlerine ekledi.
Nadia bin Ahmed, dernek olarak insan haklarına ilişkin uluslararası standartlara bağlılıklarını yinelediklerini özellikle yargı bağımsızlığı, adalete erişim, adil yargılanma hakkı ve toplumsal sorumluluğu gözeten özgür bir medya ortamının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.