Tunus’ta ırkçılık karşıtı aktivist Saadiya Misbah’a 8 yıl hapis: Dosya ırkçı ve siyasi
Tunus’ta ırkçılık karşıtı hak ve kadın aktivisti Saadiya Misbah’a 8 yıl hapis ve para cezası verilmesine tepki gösteren sivil toplum kampanyası, davanın ırkçı ve siyasi nitelik taşıdığını belirtti.
Tunus – Avukat Hâla Bin Sâlim, aktivist Saadiya Misbah dosyasının ırkçı bir nitelik taşıdığını ve hakkında verilen hükümlerin somut suçlara dayanmadığını belirterek davanın Tunus’ta sivil ve hak temelli çalışmaları hedef alan bir bağlamda ele alındığını söyledi.
Tunus’ta “Sivil Çalışmanın Suç Sayılmasına Karşı Kampanya”, ırkçılık karşıtı hak ve kadın aktivisti Saadiya Misbah hakkında verilen kararlara tepki göstermek amacıyla bugün, bir basın toplantısı düzenledi. Kampanya, Saadiye Misbah hakkında verilen sekiz yıl hapis ve para cezasını içeren hükmü “adaletsiz” olarak nitelendirdi. Kararlar ayrıca “Manamati” Derneği’nden bazı kadın ve erkek aktivistler hakkında da hapis ve para cezaları içerirken, bazılarına aday olma ve seçme hakkından mahrum bırakma gibi ek yaptırımlar da uygulandı.
Kampanya, kararları kınayarak bunun 2022’den bu yana yürütme erkinin yargı üzerindeki kontrolünü kademeli olarak artırmasının bir sonucu olduğunu ve yargının siyasi, sivil, hak temelli ve gazetecilik faaliyetlerini kriminalize eden bir araca dönüştürüldüğünü savundu.
Açıklamada, Saadiya Misbah’ın Mayıs 2024’te gözaltına alınmasının, Cumhurbaşkanı’nın Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında derneklere “ihanet” suçlaması yönelttiği bir dönemin ardından göç alanında çalışan çok sayıda aktivistin tutuklandığı bir süreçle eş zamanlı olduğu belirtildi.
Kampanya ayrıca, Sahra altı Afrikalı göçmenlere karşı dijital medyada yürütülen örgütlü ve süreklilik gösteren ırkçı kampanyaların ve demografik yapının değiştirildiği yönündeki söylemlerin bu sürece eşlik ettiğini ifade ederek Saadiya Misbah ve diğer tutukluların serbest bırakılmasını ve “renk temelli dosya” olarak nitelendirilen davanın yeniden incelenmesini talep etti.
‘Renk temelli dosya’
Savunma heyeti üyesi avukat Hâla Bin Sâlim, Saadiya Misbah dosyasının “renk temelli bir dosya” olduğunu belirterek aynı davada yargılanan diğer aktivistlere çekilen cezaların aksine Saadiye Misbah hakkında en ağır hükmün verildiğini söyledi. Bunun ten rengine dayalı ayrımcılıktan kaynaklandığını savunan Hâla Bin Sâlim, Saadiye Misbah ve beraberindekilerin, dosyada görev alan uzmanların yaklaşımında dahi ırkçılığa maruz kaldığını ve yalnızca siyah bir aktivist olmaları nedeniyle cezalandırıldıklarını ifade etti. Hâla Bin Sâlim ayrıca Saadiye Misbah’ın Tunus’ta ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadelede önemli bir sembol olduğunu vurguladı.
Dosyanın, yabancıların Tunus’a düzensiz girişine yardım etmek ya da yerleştirme politikalarıyla ilgili olmadığını belirten Hâla Bin Sâlim, sürecin Saadiya Misbah ve “Manamati” Derneği’ne yönelik kışkırtıcı kampanyaların ardından başlatıldığını söyledi. Dijital medyada Sahra altı Afrikalılarla dayanışma gösteren herkese karşı yürütülen ırkçı söylemlerin bu süreci beslediğini ifade eden Hâla Bin Sâlim, bu kampanyaların Tunus halkının gerçek sorunlarından dikkatleri uzaklaştırdığını dile getirdi.
‘Irkçı söylem Tunus’u temsil etmiyor’
Hâla Bin Sâlim, ırkçı söylemin Tunus’u temsil etmediğini ve Tunus’un 2018 yılında ırkçılığı suç sayan bir yasa çıkaran öncü ülkelerden biri olduğunu hatırlattı. Göç dosyasının güvenlikçi yöntemlerle değil, insan haklarını gözeten kapsamlı politikalarla ele alınması gerektiğini belirten Hâla Bin Sâlim, 2013 yılında Tunus’un Sahra altı Afrika ülkelerinin çoğuna vizeyi kaldırdığını da hatırlattı.
Hâla Bin Sâlim, aktivistlerin çalışmalarının kriminalize edilmesini ve insan haklarını savunan derneklerin hedef alınmasını reddettiklerini belirterek Saadiya Misbah’ın kendisine yöneltilen suçların hiçbirinin somut unsurlarını taşımayan bir dosya nedeniyle tutuklandığını ifade etti. “Manamati” Derneği’nin devletle herhangi bir sözleşmesinin bulunmadığını ve aldığı fonların sınırlı olduğunu söyleyen Hâla Bin Sâlim, üyelik kayıtlarına ilişkin basit idari eksikliklerin ağır cezaları gerektirecek suçlar olmadığını belirtti.
‘Her türlü ırkçı söylem ortadan kaldırılmalı’
Saadiya Misbah, Tunus’ta ırkçılık karşıtı mücadelenin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. 1959 yılında başkentte, güney kökenli bir ailede doğan Saadiye Misbah, kölelik ve marjinalleşme tarihinin etkisiyle kimlik ve adalet konularında erken yaşta bilinç kazandı. Daha önce uçuş görevlisi olarak çalıştı ve kendi ifadelerine göre bu süreçte “sessiz ırkçılık” deneyimleri yaşadı.
“Sivil Çalışmanın Suç Sayılmasına Karşı Kampanya”, kararların gözden geçirilmesini ve aktivistlerin serbest bırakılmasını talep ederek davanın muhalefeti ve ırkçılığa karşı sesleri susturmaya yönelik siyasi bir hedef taşıdığını savundu. Kampanya, “Manamati” Derneği ve kurucusu Saadiya Misbah’a yönelik yargılamanın ırkçı bir bakış açısıyla yürütüldüğünü, özellikle siyah yurttaşların aday olma ve seçme hakkından mahrum bırakılmasının bunun göstergesi olduğunu ifade etti.
Kampanya ayrıca aktivistlerin serbest bırakılmasını, yargının kamusal alanı daraltmak için kullanılmamasını ve 2018 tarihli 50 sayılı, her türlü ırkçı ayrımcılığı ortadan kaldırmayı amaçlayan yasanın tüm ırkçı söylemlere karşı uygulanmasını talep etti.