Tunus’ta emekçi kadınlar: 2011’den bu yana taleplerimiz hala karşılıksız

Tunus’ta tarım ve tekstil işçisi kadınlar bir araya gelerek 2011’den bu yana hayata geçirilmeyen çalışma ve sosyal güvence taleplerini yeniden gündeme taşıdı; yoksulluk, güvencesizlik ve yapısal ayrımcılığa karşı mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladı.

ZOUHOUR MECHERGUI

Tunus – Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu’nun 6–7 Şubat tarihlerinde iki gün süren Toplumsal Hareketlerin 6. Ulusal Yıllık Konferansı kapsamında, tarım işçisi kadınlar, tekstil sektöründe çalışanlar ve işsiz kadınlar, 2011’den bu yana dile getirilen ancak hâlâ hayata geçirilmeyen ortak taleplerini bir kez daha yineledi. Yaşanan sıkıntılar hâlâ aynı, yüzlerindeki yorgunluk ise anlatılması güç bir emeğin izlerini taşıyor.

Yoksulluk, açlık ve geçim zorluğu, tarım işçiliğini zayıf bedenler için gerçek bir yüke dönüştürmüş durumda. Buna rağmen mücadele etmeye devam ediyorlar. İşsiz kadınlar için ise uzun süreli işsizliğe çözüm getirmesi beklenen 38 sayılı yasa ve ardından çıkarılan 18 sayılı yasa, çok sayıda protestoya rağmen kâğıt üzerinde kaldı. Oysa bu mücadele, 2011 Devrimi’nin “iş, özgürlük, ulusal onur” sloganının korunması için veriliyor.

Bu sorunlar yalnızca tarım ve işsiz kadınlarla sınırlı değil. Tekstil sektöründe çalışan kadınlar da yalnızca keyfi işten çıkarmalar ve ekonomik şiddetle değil, aynı zamanda insanlık dışı muameleyle karşı karşıya kalıyor.

Kırılgan koşullar

Tarım sektöründe çalışan Nadia Hasni, kadın işçilerin gerçek bir baskı ve sürekli sömürü altında, son derece kırılgan koşullarda çalıştığını belirtti. Ancak bu duruma başkaldırdıklarını vurgulayan Nadia Hasni, artık sessizliğin bir seçenek olmadığını söyledi. Bireysel olarak örgütlenip sendikalarını kurduklarını ve talepleri karşılanana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

Nadia Hasni, bu örgütlenme sonucunda iki yıl önce Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan 4 sayılı kararnameye dikkat çekerek, sahadaki gerçek koşullarla uyuşmadığını belirtti. Kararnamenin, binlerce tarım işçisi kadının yıllarını yok saydığını vurgulayan Nadia Hasni, “Sağlık ve sosyal güvenceye erişim için on yıl kayıtlı çalışma şartı getiriliyor. 50 yaşını aşmış, ömrünü bu işe vermiş biz kadınlar bu yılları nasıl belgeleyeceğiz? Bu adil değil” dedi.

Tarım işçisi kadınların isyanının beklenmedik olduğunu dile getiren Nadia Hasni, daha önce konuşmaktan bile çekinen okuma yazma bilmeyen kadınların bugün konferanslar düzenleyip deneyimlerini korkusuzca dile getirebildiğini söyledi. Nadia Hasni, yetkililerin bazı adımlar attığını ancak bunların hâlâ beklentilerin çok gerisinde kaldığına dikkat çekti.

Kararnamenin, gelecekteki kuşaklara fayda sağlayabileceğini ancak ömrünü bu işe vermiş mevcut kuşağı kapsamadığını belirten Nadia Hasni, engellilik yardımı gibi maddelerin de gerçeklikle bağdaşmadığını ifade etti. Kararnamenin, tarım işçisi kadınların gerçek koşullarını dikkate alan kapsamlı bir çalışmadan sonra düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Tekstil sektörü: Kadınların şiddet ve baskıya uğradığı bir alan

Tekstil işçisi Naziha Migaw, Tunus’un sahil bölgesindeki fabrikalarda çalışan kadınların yalnızca keyfi işten çıkarmaların değil, aynı zamanda kadınları korumayan bütüncül bir sistemin mağduru olduğunu belirtti. Tunus’un bir dönem tekstil sektöründe öncü ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Naziha Migaw, kadın emeğiyle ayakta duran bu sektörün artık sömürü alanına dönüştüğünü söyledi.

Hamilelik ve hastalık gibi durumların dahi dikkate alınmadığını belirten Naziha Migaw, bunun kadın işçilerin nasıl acımasızca sömürüldüğünün açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.

1972 yılında çıkarılan 72 sayılı yasa, tekstil sektörünün gelişiminde dönüm noktası olsa da, sağladığı vergi ve gümrük avantajlarının yabancı ve ihracatçı şirketler tarafından kadın emeğini sömürmek için kullanıldığını dile getiren Nadia Hasni bu “esnekliğin” kadınlar için baskı ve hak gaspına dönüştüğünü söyledi.

‘Çalışamadan ölmekten korkuyoruz’

20 yılı aşkın süredir işsiz olan Zeynep Sebui, çalışamadan umudunu yitirmekten korktuğunu söyledi. Yükseköğrenim görmüş kadınların hâlâ sistematik biçimde dışlandığını vurgulayan Zeynep Sebui, uygulanmayan yasaların mağduru olduklarını belirtti.

40 yaşını aşmasına rağmen hâlâ iş beklediğini ifade eden Zeynep, sosyal koşulların iyileşmediğini ve taleplerinin karşılıksız kaldığını dile getirdi. 38 ve 18 sayılı yasaların uygulanmamasının ardında, ülkenin son yıllarda yaşadığı ekonomik krizin etkili olabileceğini söyledi.

Bu yasaların uzun soluklu mücadeleler ve barışçıl direnişler sonucunda çıkarıldığını hatırlatan Zeynep Sebui, 2019’dan bu yana umutla beklediklerini ancak somut bir sonuç alamadıklarını ifade ederek şöyle konuştu:

“18 sayılı yasa bize yeniden umut verdi, ama uygulama yönetmelikleri hâlâ yayımlanmadı. 38 sayılı yasada olduğu gibi yine hiçbir şeyin gerçekleşmemesinden korkuyoruz.”