Tunus’ta çok eşlilik tartışması: Kadın hakları aktivistlerinden yasa önerisine tepki

Tunus’ta çok eşliliğin yeniden yasallaştırılmasına yönelik öneri tepkilere neden olurken, kadın hakları aktivistleri, bu girişimin kadınların kazanımlarını tehdit ettiğini belirterek, “Bu yöndeki her türlü girişime karşı mücadele edeceğiz” mesajını verdi.

İHLAS HAMRUNİ

Tunus- Tunus’ta çok eşlilik yasası önerisi, kadın hakları aktivistleri arasında büyük tartışmalara yol açtı. Öneri, ülkenin işsizlik, yoksulluk ve sosyal şiddet gibi birçok krizle boğuştuğu bir dönemde gündeme geldi. Kadın hakları aktivistleri, yaklaşık bir ay önce Tunus parlamentosunun bir üyesi tarafından sunulan yasa önerisini tamamen reddettiklerini açıkladı. Aktivistler, Tunus toplumunun bu konuyu çoktan geride bıraktığını ve yasanın ülkedeki kadınlar ile aileler tarafından elde edilen kazanımlar için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Gerçek önceliklerin aileyi, kadınları ve çocukları korumak ve Tunus toplumunun temel haklarını güvence altına alan yasalar geliştirmek olduğunu belirten aktivistler, yasa önerisinin toplumsal ihtiyaçlardan uzak ve geriye dönük bir yaklaşım olduğunu vurguladı.

‘Kaybedilmiş bir tartışma’

Tiqar Vatandaşlık ve Eşitlik Derneği kurucu üyesi ve Tunus İnsan Hakları Birliği aktivisti Hayat Alimi, parlamentoya sunulan çok eşlilik yasa önerisinin kendisi için sürpriz olduğunu belirtti. Hayat Alimi, “Tunus toplumu bugün bu tür konulara karşı bağışıklık kazandı ve uzun zamandır bu tartışmaların ötesine geçti” dedi. Hayat Alimi, Kişisel Statü Kanunu’nun onlarca yıldır çok eşliliği açıkça reddettiğini hatırlatarak, “Bu öneri, Tunus toplumunu temsil etmeyen bazı parlamento gruplarından gelse bile kaybedilmiş bir tartışmadır. Milletvekilinin önerisine özellikle kadın hakları aktivistlerinden olumsuz tepkiler geldi. Bu konunun zaten çözüldüğünü vurgulamak önemlidir” ifadelerini kullandı.

‘Çok eşliliğe geri dönmek kabul edilemez’

Kadın hakları savunucularının çok eşlilik yasa önerisinin yarattığı tehlikenin farkında olduğunu dile getiren Hayat Alimi, “Tunus halkının bugünkü sorunları açık: işsizlik, yoksulluk ve şiddet ile suçun yayılması. 2025 yılındayız ve çok eşliliğe geri dönmek kabul edilemez. Kadınların, çocukların ve diğerlerinin haklarını güvence altına almak, Kişisel Statü Kanunu'nu geliştirmek ve kazanımlarını güçlendirmek için çalışmalıyız. Bu yöndeki her türlü girişime karşı tüm yasal ve sosyal araçlarla mücadele edeceğiz. Değerler toplumun bilincine ve kültürüne derinlemesine yerleştiğinde, bu tür gerici yasaların çıkarılmasından artık korkulmayacak” sözlerine dikkat çekti.

‘Şiddetle mücadeleye ve çocuk haklarına odaklanmalıyız’

Oturma eylemleri ve yürüyüşler düzenlediklerini belirten Hayat Alimi, “Kadın Bakanlığı ile iletişime geçtik. Sivil toplum bu yasa önerisine açıkça karşı çıktı çünkü bunu, kamuoyunun dikkatini gerçek sorunlardan uzaklaştırma girişimi olarak görüyoruz. Bu konuyu ihtiyatlı bir şekilde ele almalı ve toplumun çoktan geride bıraktığı tartışmalara geri dönmek yerine, kadınların iş yerindeki haklarına, şiddetle mücadeleye ve çocuk haklarına odaklanmalıyız. Ayrıca kadınlara yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasına ilişkin 58 sayılı kanunun uygulanması için zemin hazırlanması, CEDAW Sözleşmesi'nin etkinleştirilmesi ve hala ataerkil bir önyargı içeren bazı maddeler barındıran Kişisel Statü Kanunu'nun geliştirilmesini istiyoruz” çağrısında bulundu.

‘Kadınların korunmasını ortadan kaldırma amaçlanıyor’

Yazar ve Kur’an ilimleri ile tefsir uzmanı Mounjia Souaïhi, “Çok eşliliği savunanlar argümanlarını İslam hukukuna dayandırabilir, ancak İslam hukukunun özü ve amaçları bu yaygın uygulamayı desteklememektedir. Çok eşlilik çoğunlukla din adı altında kişisel arzuları meşrulaştırmak için kullanılmaktadır. Tunus, Arap dünyasının en iyi Kişisel Statü Kanunlarından birine sahiptir ve bu kanunu değiştirme çabaları, kadınların korunmasını ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır” sözlerine dikkat çekti.

İnsan hakları aktivisti Rania Nasri ise, çok eşliliğin yasallaştırılmasına yönelik öneriyi son derece şaşırtıcı bulduğunu belirterek, “Tunus’ta hem devrimden önce hem de bağımsızlıktan bu yana, kadınların onurunu korumak amacıyla çok eşlilik yasaklandı. Bugün ise aileler ağır ekonomik ve sosyal krizlerle karşı karşıya. Tunuslu çocuklar halihazırda ciddi psikolojik ve toplumsal baskılar altında yaşıyor” dedi.

‘Sivil toplum, kadınların ve yurttaşların haklarının gerçek güvencesidir’

Rania Nasri, çocukların psikolojik ve sosyal refahını tehdit eden her türlü girişimin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “İhtiyacımız olan, aile sorunlarını ele alan, kadınları koruyan ve çocukların onurunu güvence altına alan politikalardır, toplumun üzerindeki yükü artıran öneriler değil. Sivil toplum, kadınların ve yurttaşların haklarının gerçek güvencesidir ve bu kazanımları ihlal eden her türlü girişim reddedilecektir” mesajını verdi.