Tülay Hatimoğulları: Gecikmeden politika üretilmeli ve net bir yol haritası belirlenmeli

27 Şubat çağrısının birinci yılında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları: “Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel ağırlığına uygun kararlar alınmalıdır artık” dedi.

ANKARA - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti ile DEM Parti, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın” birinci yıl dönümü dolayısıyla açıklama yaptı. Açıklamada Abdullah Öcalan’ın mesajı okundu.

Ankara’daki Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe Barış Anneleri, siyasetçiler, kentte bulunan hak savunucuları, emek örgütü temsilcileri ve yurttaşlar da katıldı.

Etkinlik nedeniyle 150 yerli ve yabancı gazeteci akredite olurken, çok sayıda yabancı konuk da salonda yerini aldı.              

Etkinlik, sinevizyon gösterimiyle başladı. Gösterimde, Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, süreç kapsamında yapılanlar, vefat eden İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder ve DEM Parti’nin çağrı kapsamında gerçekleştirdiği halk toplantılarına yer verildi.

Yeni fotoğrafı paylaşıldı

Sinevizyon gösteriminin son kısmında Kürt Halk Önderi Abdullah'ın İmralı'da çekilen yeni fotoğrafı ekrana yansıtıldı. Sinevizyondan sonra DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri ile Eş Genel Başkanları, Kürt siyasetçi Ahmet Türk, Veysi Aktaş Cengiz Çiçek, divana çağrıldı.                

‘Tarihsel bir eşik aşıldı’

İlk olarak konuşan Tülay Hatimoğulları, 27 Şubat 2025’te Türkiye ve Ortadoğu siyasi tarihinin en önemli günlerinden birine tanıklık ettiklerini belirtti.

“O gün yalnızca bir açıklama yapılmadı. Tarihsel bir eşik aşıldı, tarihi bir dönemin kapısı aralandı” diyen Tülay Hatimoğulları, öncelikle bu süreçte aktif rol alan Sırrı Süreyya Önder’i andı.

Tülay Hatimoğulları şöyle devam etti:

“27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan tarafından paylaşılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, bir dönemin kapanışı ve yeni dönemin başlangıcı oldu. Bu çağrı güçlü bir siyasi irade beyanı ve tarihsel bir manifestodur. Yarım asırdır devam eden savaşın, çatışmanın, yoksulluğun ve acının yükünü taşıyan bu ülkenin kuzeyinden güneyine doğusundan batısına ayrım gözetmeksizin herkes eşitlik için özgürlük ve demokratik bir yaşamın teklifiydi. Sadece silahların susması değil, onurlu kalıcı ve adil bir barış düzenin kurulması hedeflenmektedir. Bu yönüyle 27 Şubat geleceği yeniden kurma cesaretidir. Sayın Öcalan’ın cesaretli çağrısına örgütü olumlu bir yanıt vermiş, feshi kararı almış, silah yakma ve diğer pratiklerle bu çağrının gerekliliklerini yerine getirmiştir.

Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır

Şimdi sorumluluk devlette ve iktidardadır. 27 Şubat çağrısının içeriğine ve tarihsel ağırlığına uygun kararlar alınmalıdır artık. Gecikmeden politika üretilmeli ve net bir yol haritası belirlenmeli, somut ve güven verici adımlar atılmalıdır. Barış iradesi kurumsal karşılığını net bir biçimde bulmalıdır. 27 Şubat çağrısı demokrasi, adalet eşitlik özgürlük temelinde Türkiye siyasetinin önüne konmuş açık bir programdır. Mücadelenin silahla değil siyaseten yürütüleceğinin güçlü ve net beyanıdır.

Amasız ve fakatsız bir biçimde arkasındayız. Türkiye haklarına yapılmış bu muhteşem barış ve kardeşlik teklifini gerçekleştireceğimizin bunun mücadelesini sonuna kadar yürüteceğimizin sözünü buradan hepinizin huzurunda sözünü veriyorum. Yolumuz açık olsun.”