Taliban’ın yargı politikaları kadına yönelik şiddeti teşvik ediyor
Taliban’ın şeriat temelli yargı sistemi, kadın hakim ve hukuk çalışanlarını görevden alırken, şiddete maruz kalan kadınların adalete erişimi ise giderek zorlaşıyor. Afganistanlı kadınlar, kısıtlamalara rağmen mücadeleye devam ediyor.
BAHARİN LEHİB
Afganistan - Afganistan’da Taliban’ın iktidara gelmesinin ardından yargı sistemi köklü bir değişikliğe uğradı. Mahkemelerin faaliyetleri için “Mahkeme Tüzüğü” adlı yeni bir çerçeve getirildi ve bu çerçeve, Taliban’ın Şeriat yorumuna dayalı olarak hazırlanmış oldu. Yeni düzenlemeler, son yirmi yılda uygulanan birçok medeni ve ceza kanununu geçersiz kılıyor. Yargı sisteminde esas vurgu Hanefi fıkhına ve hudud, kısas ile kırbaçlama gibi cezaların uygulanmasına veriliyor. Taliban yöneticileri bunu “İslami yargı sistemine dönüş” olarak tanımlarken, eleştirmenler modern ve uluslararası hukuk standartlarından geri adım olarak değerlendiriyor.
Kadının yargıdaki varlığı yok ediliyor
Bu değişikliklerin en somut etkilerinden biri, kadınların yargıdaki varlığının ciddi şekilde sınırlandırılması oldu. Kadın hakimler, savcılar ve hukuk çalışanları fiilen görevden alınıyor veya çalışmalarına izin verilmiyor. Mahkemelerde kadınların bulunması sıkı kısıtlamalara tabi ve adil yargılanma süreçlerine erişimleri giderek zorlaşıyor. Cinsiyet ayrımı ve hareket kısıtlamaları, özellikle şiddete maruz kalan kadınların şikayetlerini özgürce dile getirmesini engelliyor. Yeni yargı ilkeleri, kadınların toplumda daha fazla kısıtlanmasına ve haklarına erişimlerinin sınırlandırılmasına yol açıyor.
Toplumun yarısının dışlanması kamu güvenini zedeler
Bazı illerde kırbaçlama gibi bedensel cezaların uygulandığına dair haberler, hem yurt içinde hem de uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı. Taliban, bu önlemleri şeriat hukukunun uygulanması ve toplumda ahlaki düzenin sağlanması olarak savunuyor, ancak sivil toplum ve hukuk aktivistleri şeffaflık eksikliği, savunma avukatlarının faaliyetlerine getirilen kısıtlamalar ve bağımsız denetim organlarının yokluğunun adil yargılama süreci hakkında ciddi soru işaretleri yarattığını vurguluyor. Analistler, herhangi bir yargı sisteminin toplumsal meşruiyet kazanabilmesi için şeffaflık, hesap verebilirlik ve tüm vatandaşların katılımının şart olduğunu, toplumun yarısının dışlanması veya kısıtlanmasının ise kamu güvenini zedeleyeceğini belirtiyor.
‘Afganistanlı kadınlar insan onurunu ve temel hakları tanıyan bir yorum istiyor’
Taliban’ın kadın düşmanı politikalarına karşı Afganistanlı kadınlar seslerini duyurmaya devam ediyor ve kısıtlamalara rağmen yasal ve medeni haklarıyla ilgili endişelerini dile getiriyorlar. Takhar kentinden din eğitimi gören Şokofa Sahar, “Taliban’ın belirlediği ilkeleri okuduğumda bir kadın olarak yerimin burada tanımlanmadığını hissettim. Adalet, tüm vatandaşlar korkmadan ve ayrımcılığa uğramadan erişebildiğinde anlam kazanır. Afganistanlı kadınlar dine karşı değil, insan onurunu ve temel haklarını tanıyan bir yorum istiyorlar” dedi.
‘Taliban'ın tüzüğü kadınlara karşı şiddeti hatta suçları teşvik ediyor’
Bamyan vilayetinden Roya Nawab ise, “Yıllardır kadınların yargıya katılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bugün, kadınların bu yapıdan dışlanmasıyla sadece iş fırsatları kaybedilmedi, aynı zamanda hukuki güvenlik duygusu da yok edildi. Kadın hakim veya hukuk danışmanı olmadığında, şiddete maruz kalan birçok kadın deneyimlerini dile getirmeye cesaret edemiyor ve Taliban'ın tüzüğü kadınlara karşı şiddeti hatta suçları teşvik ediyor ve uyguluyor. Kadınların sesleri her düzeyde duyulduğunda adaletin tamamlandığına inanıyorum” sözlerine vurgu yaptı.