Süveyda’da siber suçlar ve kadınlara yönelik riskler ele alındı

Suriye’nin Süveyda kentinde düzenlenen hukuk oturumunda siber suçların toplumsal etkileri, kadın ve kız çocuklarının karşı karşıya kaldığı tehditler, elektronik şantaj ve tehdit vakalarında başvuru yolları ile hukuki koruma mekanizmaları ele alındı.

ROCHELLE JUNİOR 

Süveyda- Suriye’nin Süveyda kentindeki Kadın Meclisi Bürosu, Suriye Kalkınma Örgütü iş birliğiyle düzenlediği panelde siber suçların mevcut durumunu ve toplum üzerindeki etkilerini ele aldı. Oturumda özellikle kadın ve kız çocuklarının karşı karşıya kaldığı tehditler, bunlardan korunma yolları ile dijital suç mağdurlarının başvurabileceği bildirim ve hukuki koruma mekanizmaları üzerinde duruldu.

Düzenlenen oturum, Kadın Meclisi tarafından toplumun hukuki farkındalığını artırmak ve sanal iletişim araçları ile dijital teknolojilerin kullanımının yaygınlaşmasıyla gündeme gelen sorunlara dikkat çekmek amacıyla düzenlenen düzenli hukuk buluşmaları kapsamında gerçekleştirildi.

Oturumda yalnızca kadınlara yönelik işlenen suçlar ele alınmadı. Siber suç kavramının bundan daha geniş olduğu belirtilerek veri ve kişisel bilgilere yönelik saldırılar, cihazlara ve hesaplara izinsiz erişim, dinleme, kayıt alma ve gözetleme faaliyetlerinin yanı sıra tehdit ve elektronik şantaj gibi hukuken suç teşkil edebilecek eylemler de ele alındı.

Süveyda Kadın Meclisi Bürosu Sözcüsü Asala Aslan, oturumda siber suç konusunun hukuki ve farkındalık boyutlarıyla ele alındığını belirtti. Asala Aslan, tartışmaların bilgisayar ve telefonlarda bulunan kişisel verilerin korunması, gözetleme ve dinleme cihazlarının kullanımı, ses kayıtlarının alınması ve bu kayıtların mahkemeler açısından hukuki delil sayılıp sayılamayacağı ile bu suçları işleyenlere uygulanabilecek yaptırımları kapsadığını söyledi.

Asala Aslan, oturumda öne çıkan tartışmalardan birinin, toplumun ve mağdurların korunmasını güvence altına alacak şekilde siber suçlar yasasının geliştirilmesi gerektiği yönünde olduğunu belirtti. Özellikle birden fazla kişinin risk altında olduğu vakalarda daha kapsamlı hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Bir kız çocuğunun elektronik şantaj veya tehdide maruz kalmasının ardından toplumsal ya da ailevi baskılar nedeniyle kişisel davasından vazgeçmesinin, tehlikenin sona erdiği anlamına gelmediğini belirten Asala Aslan, failin aynı davranışı başka mağdurlara karşı tekrarlayabileceğini söyledi. Bu nedenle oturumda, bu tür davalarda kamu davasının güçlendirilmesi ve failin hesap vermekten kurtulmasına yol açabilecek bireysel uzlaşmalarla yetinilmemesi yönünde çağrılar yapıldı.

‘Damgalanma korkusu ihbarın önünde engel’

Oturumda kadın ve kız çocuklarının elektronik şantaj veya tehdide maruz kaldıklarında karşılaştıkları en önemli engellerden biri olan toplum ve aile baskısı da ele alındı. Şikâyette bulunmanın beraberinde getirebileceği ifşa ve sosyal baskı korkusuna dikkat çekildi.

Asala Aslan, bazı kadınların şantaj mağduru olmaktan çıkıp ifşa ve toplumsal damgalanmanın mağduru haline gelme korkusuyla yargıya başvurmaktan çekinebileceğini belirtti. Oturuma katılan avukatın, bazı yargılama işlemlerinde gizlilik talep edilmesinin mümkün olduğunu ve bunun mağdurun korunmasına ve şikâyette bulunmaya ilişkin kaygıların azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirttiğini aktardı.

Asala Aslan, şantajcının hakkında dava açıldığını öğrenmesinin kimi zaman tehditlerinden vazgeçmesine, fotoğraf ve videoları silmeye çalışmasına veya davayı uzlaşmayla sonuçlandırmak istemesine yol açabildiğini belirtti. Ancak mağdurun da aile ve toplum baskısı nedeniyle davadan vazgeçebildiğini söyleyen Asala Aslan, bunun mağdurun yasal haklarından mahrum kalmasına ve failin aynı suçu başka mağdurlara karşı tekrarlamasına olanak sağlayabileceğini ifade etti.

Elektronik şantajın başlangıçta sınırlı görünen bir olayla başlayabileceğine dikkat çeken Asala Aslan, bunun para talebine, cinsel sömürüye veya mağdurun daha tehlikeli ağlara ve uygulamalara çekilmesine kadar ilerleyebileceğini belirtti. Bu nedenle bu suçlarla erken aşamada mücadele edilmesinin ve ihbarda bulunulmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Soyunma kabinindeki kamera

Süveyda Kadın Meclisi Bürosu Genç Kadın Sorumlusu Besme Karuna ise oturumda özellikle gençler arasında siber suçlarda gözle görülür bir artış yaşandığının ele alındığını belirtti. Besme Karuna, tartışmada örnek olarak bir kız çocuğunu görüntülemek ve ardından şantaj yapmak amacıyla bir soyunma kabinine kamera yerleştirilmesi vakasının gündeme geldiğini söyledi.

Ailesinin kıza destek vermesinin, onun şikâyette bulunmasını ve suç karşısında sessiz kalmamasını teşvik ettiğini belirten Besme Karuna, ancak failin daha sonra olayın yayılmasını engellemeye ve konuyu kapatmaya çalıştığını, sonunda uzlaşma sağlanarak davanın geri çekildiğini ifade etti.

Besme Karuna, bireysel bir vakada şantajın sona ermesinin sorunu ortadan kaldırmadığını belirterek, aynı kişinin suçu tekrarlamasını ve yeniden kamera yerleştirmesini, dolayısıyla başka kız çocuklarını da tehlikeye atmasını engelleyecek güvencelerin neler olduğunu sordu.

Bu tür vakaların, siber suçların yalnızca uzlaşmayla sonuçlanabilecek bireysel anlaşmazlıklar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösterdiğini belirten Besme Karuna, özellikle suçun tekrarlanma ve başka mağdurları da etkileme ihtimali bulunduğunda daha kapsamlı hukuki çözümlere ihtiyaç olduğunu vurguladı.

‘Farkındalık aile ve okulda başlamalı’

Oturuma katılan Hind Münzir ise elektronik sömürünün toplumda yaygın bir olgu haline geldiğini ve kadınlar ile kız çocuklarının, özellikle küçük yaş gruplarının, bu tür durumlara en fazla maruz kalan kesimler arasında olabileceğini belirtti.

Farkındalık çalışmalarının evde başlaması gerektiğini vurgulayan Hind Münzir, anne ve babaların çocuklarına yakın olmaları, onlarla arkadaşlık ve güvene dayalı bir ilişki kurmaları gerektiğini söyledi. Böylece gençlerin ve kız çocuklarının yardım için dışarıya başvurmadan önce yaşadıkları sorunu aileleriyle paylaşabileceklerini ifade etti.

Hind Münzir ayrıca mağdurların mahremiyetini gözeten ve gizliliği güvence altına alan açık şikâyet kanallarının oluşturulması çağrısında bulundu. Bunun mağdurların ihbarda bulunmasını teşvik edeceğini ve şantajcıların uygulamalarını sürdürmesinin önüne geçebileceğini belirtti.