Süryanice, gelecek nesillere aktarılmak için resmi destek bekliyor
Ulf Tau Süryani Dili Enstitüsü Profesörü Hilda Bahi, Süryanice’nin resmi tanınmasının dilin gelecek nesillere aktarılması için kritik olduğunu vurgulayarak, topluluğun diline bağlı olduğunu ve ondan vazgeçmeyeceğini söyledi.
ESMA MUHAMMED
Qamişlo- Kuzey ve Doğu Suriye’de eğitim ve kültür çevreleri, özellikle Qamişlo’daki Ulf Tau Süryani Dili Enstitüsü’nün açıklamalarını dikkate alarak, Süryani dilinin korunması ve güçlendirilmesi için yasal ve kurumsal adımların artık elzem olduğunu vurguladı. Enstitü, Süryanice’nin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda Süryani halkının tarihi ve kültürel kimliğini koruyan temel bir unsur olduğunu belirtti. Dilin eğitim ve kültürel yaşam üzerindeki etkisi göz önüne alındığında resmi dil olarak tanınmasının önemi öne çıkıyor, bu gelişme, ülkenin kültürel çeşitliliği ve anayasal haklar çerçevesinde Süryani diline yönelik taleplerin güçlendiği bir döneme denk geliyor.
‘Dil kimliğimizin bir parçası’
Ulf Tau Enstitüsü’nde Süryanice Dil Profesörü olan Hilda Bahi, bölgedeki Süryani dilinin mevcut durumunu, karşılaştığı zorlukları ve devamlılığını sağlamak için olası çözümleri anlattı. Dilin okullarda ve kültürel kurumlarda varlığını güçlendirmek için anayasal tanınmanın kritik bir adım olduğunu vurgulayan Hilda Bahi, “Süryani dili günlük hayatımızın ve tarihi kimliğimizin bir parçasıdır. Bugün kaybettiğimiz her metin veya kelime, topluluğumuzun sonsuza dek kaybolan mirasının bir parçasıdır. Bu nedenle resmi tanınma, dilimizin geleceğini garanti altına almak için bir zorunluluktur” dedi.
‘Mirasımızı kaybedebiliriz’
Hilda Bahi, dilin eğitim kaynaklarının sınırlı olduğunu ve nitelikli öğretmen sayısının azlığının yanı sıra, toplumsal baskılar nedeniyle günlük kullanımın giderek azaldığını belirterek, “Bu durum, hızlı hareket etmezsek kültürel mirasımızın bir kısmını kaybetme riskini doğuruyor. Süryani topluluğu dilin önemini anlıyor, ancak anaokulundan üniversiteye kadar tüm eğitim seviyelerini kapsayan okul müfredatına entegrasyon için resmi desteğe ihtiyacımız var. Bu eğitim çerçevesi, dili akademik ve kültürel hayatta var kılacak ve genç nesiller arasında konumunu güçlendirecektir” ifadelerini kullandı.
‘Dil canlı bir varlıktır’
Süryani dilindeki kültürel ve sanatsal faaliyetlerin canlandırılmasının önemine dikkat çeken Hilda Bahi, dilin yalnızca yazılı bir kelime dağarcığı olmadığını, şarkılar, halk masalları, oyunlar ve görsel sanatlarda yaşayan canlı bir varlık olduğunu vurguladı. Hilda Bahi, bu faaliyetlerin desteklenmesinin topluluğun diliyle bağını güçlendirdiğini, kültürel ile sosyal baskılara karşı direncini artırdığını kaydetti. Süryani dilinin anayasal olarak tanınmasının ise eğitim, medya ve kültür alanlarında kalıcı bir varlık sağlayan somut bir yasal koruma oluşturduğunu sözlerine ekleyen Hilda Bahi, topluma dili korumak ve gelecek nesillere aktarmak için pratik araçlar sunduğunu söyledi. Hilda Bahi, resmi tanınmanın sadece sembolik olmadığını, aynı zamanda mirasını ve kimliğini koruyan bir toplum inşa etmek için temel oluşturduğunu kaydetti.
‘Aileler dilin aktarılmasında kritik bir rol oynuyor’
Hilda Bahi, öğretmen eğitim programlarının önemine, modern ve çeşitli ders kitapları ile müfredatların sağlanmasına ve öğrencilerin dili ilgi çekici ve etkileşimli bir şekilde öğrenmeleri için atölyelerin kurulmasına duyulan ihtiyacı vurguladı. Hilda Bahi, “Bu çabalar, Süryanice’nin yalnızca ritüeller veya kutlamalarla sınırlı kalmamasını, toplumun her üyesi için günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesini sağlıyor. Aileler de dilin aktarılmasında kritik bir rol oynuyor, çünkü aile ortamı, çocuğun anadilini öğrendiği ilk yerdir. Ebeveynler üzerinde farkındalık yaratmak ve onları çocuklarına Süryanice öğretmeleri konusunda desteklemek, dilin korunmasının ayrılmaz bir parçasıdır ve resmi eğitim çabalarını tamamlar” şeklinde konuştu.
Süryanice dilinin geleceğinin hem toplumun iradesine hem de resmi desteğe bağlı olduğuna dikkat çeken Hilda Bahi, vizyonlarının dili eğitim, kültür, medya ve toplumsal etkinlikler gibi yaşamın her alanında görünür kılmak üzerine kurulu olduğunu vurguladı. “Anayasal tanınmaya yönelik her adım ve okullara ile kültür merkezlerine sağlanan her destek, dilin sürekliliği ve yok olmaktan korunması için temel bir dayanak oluşturuyor” diyen Hilda Bahi, topluluğun ise Süryaniceye bağlı olduğunu ve ondan asla vazgeçmeyeceğini ifade etti.