Sonuç bildirgesi: Suriye anayasası Kadın Devrimi’nin kazanımlarını tanımalı

Qamişlo’da 400 kadının katılımıyla düzenlenen konferans, siyasi, hukuki ve askeri başlıkların tartışıldığı oturumların ardından sonuç bildirgesiyle tamamlandı. Bildirgede kadın özgürlüğünün demokratik Suriye’nin temeli olduğu vurgulandı.

Qamişlo - Kongra Star öncülüğünde Rojava’daki kadın örgütleri, kurumları ve meclislerinin katılımıyla düzenlenen konferans, yapılan değerlendirme ve tartışmaların ardından sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erdi. Azadî Parkı’nda gerçekleştirilen ve 400 kadının katıldığı konferansta, kadın haklarının Suriye Anayasası’nda güvence altına alınması temel talep olarak öne çıktı.

Sonuç bildirgesi, Kongra Star Diplomasi Komitesi üyesi Zeynel Hisên tarafından Kürtçe, Kongra Star Koordinasyon üyesi Bêrîvan Xalid tarafından ise Arapça olarak okundu.

Kadın konferansının sonuç bildirgesi ise şu şekilde:

“Biz bugün, 17 Mart 2026 tarihinde, Kongra Star öncülüğünde ve siyasi güçler ile kadın ve toplumsal örgütlerin katılımıyla Qamişlo’da bir araya geldik; ‘Suriye Anayasası’nda kadın haklarını birlikte güvence altına alalım’ şiarı altında stratejik bir perspektif oluşturmak amacıyla toplandık. Bu konferans, siyasi çözüm sürecinde önemli bir aşama olup, kadın özgürlüğünün çoğulcu ve demokratik bir Suriye’nin tek güvencesi olduğu inancına dayanmaktadır. Aynı zamanda kadın özgürlüğü ve demokratik toplum, merkeziyetçi ve iktidarcı sistem kalıntılarını ortadan kaldıracak yeni bir toplumsal sözleşmenin temel taşıdır. Yapılan değerlendirmeler ve stratejik öneriler doğrultusunda konferansta şu sonuçlara ulaşıldı:

*Kuzey ve Doğu Suriye’de ve tüm Suriye’de ‘Kadın Devrimi’nin kazanımları, anayasal temel haklar olarak tanınmalı ve uygulanmalıdır. Ayrıca eşitlik ilkelerinin hayata geçirilmesi, tarihsel kazanımların gelecekteki siyasi veya hukuki gerilemelere karşı korunmasını sağlayacaktır.

*Devletin tüm egemen kurumlarında, parlamento ve yargı dahil olmak üzere yüzde 50 eşit temsiliyet anayasal bir temel ve zorunlu bir standart olarak kabul edilmelidir. Bu, siyasi karar alma süreçlerindeki tekelleşmeyi sona erdirecek ve devlet yönetiminde adil temsiliyeti güvence altına alacaktır.

*Demokratik adem-i merkeziyetçilik sistemi anayasal olarak kabul edilmeli; Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet yapısı içinde entegrasyonu için siyasi ve hukuki bir çerçeve oluşturulmalıdır. Bu yapı, Özerk Yönetim birimlerinin tüm idari ve hukuki yetkileri elinde bulundurmasını sağlamalı ve kadınların demokratik deneyimi ulusal bir model olarak korunmalıdır.

*Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), Suriye’nin ulusal savunma sistemi içinde temel bir yapı olarak tanınmalıdır. Aynı zamanda YPJ’nin örgütsel ve idari bağımsızlığı korunmalı, toplumun güvenliğini sağlayan ve terörizme karşı mücadele eden bir güç olarak varlığı güvence altına alınmalıdır.

*Özerk Yönetim bölgelerinde faaliyet gösteren tüm kadın örgütleri, hareketler ve siyasi partilerin temsil ettiği halk iradesine uygun demokratik yasalar oluşturulmalıdır. Güvenlik gerekçesiyle tüm kısıtlamalar kaldırılmalıdır.

*Nefret söylemi ve kadınlara yönelik ayrımcılık ağır suç olarak tanımlanmalı ve cezalandırılmalıdır. Kadın öncülere karşı yürütülen sistematik karalama kampanyalarına karşı yasal mekanizmalar oluşturulmalıdır.

*Kadın haklarını koruyacak anayasal bir kurul oluşturulmalı ve eşitlik ilkesine aykırı yasaları reddetme yetkisine sahip olmalıdır. Aynı zamanda ulusal yasaların uluslararası sözleşmelerle uyumu denetlenmelidir.

*Özerk Yönetim’in eğitim, sağlık ve kurumsal sistemleri resmi olarak tanınmalı; çok dillilik ve çok kültürlülük (Kürtçe, Süryanice, Arapça, Ermenice) anayasal bir hak olarak kabul edilmelidir.

*Özerk Yönetim’de uygulanan “Kadın Yasası” temel alınarak birleşik bir medeni hukuk sistemi oluşturulmalı; tüm ayrımcı yasalar kaldırılmalı ve kadınların yaşamın her alanında tam hak sahibi olması güvence altına alınmalıdır.

*Kadınların ve aktivistlerin tüm Suriye’de serbest dolaşım, yerleşim ve çalışma hakları güvence altına alınmalı; tüm baskı ve denetim uygulamaları kaldırılmalıdır.

*Tüm siyasi tutuklular ve zorla alıkonulan kişiler koşulsuz serbest bırakılmalı; kayıp kişilerin akıbeti ortaya çıkarılmalıdır. Bu mesele insani ve ulusal bir sorumluluk olarak ele alınmalıdır.

*Toplumsal cinsiyet duyarlı bir geçiş adaleti sistemi kurulmalı; suçlular yargılanmalı ve mağdurlara tazminat sağlanmalıdır.

*Mültecilerin güvenli ve gönüllü geri dönüşü sağlanmalı; demografik değişim politikalarının tüm etkileri ortadan kaldırılmalıdır.

*Tüm ideoloji ve inançlardan kadınları kapsayan bir kadın ağı oluşturulmalı ve Suriyeli kadınların uluslararası karar mekanizmalarında temsiliyeti sağlanmalıdır. Kadınlar olmadan hiçbir anayasa veya toplumsal sözleşme hazırlanamaz.

*Kadın insan hakları savunucuları ve siyasi aktivistler için yasal ve güvenlik güvenceleri oluşturulmalı; güvenlik kurumlarının müdahalesi suç sayılmalıdır.

*Kadınların anayasa hazırlama süreçlerine aktif katılımı sağlanmalı ve tüm toplumsal kesimlerin haklarını güvence altına alan maddeler oluşturulmalıdır.

*Kadın projelerine ayrılan ekonomik kaynaklar güvence altına alınmalı; kadınların ekonomik güçlenmesi, siyasi ve toplumsal özgürlüklerinin temel parçası olarak görülmelidir.

Bu maddeler temelinde ve tarihsel sorumluluğumuzun bilinciyle; kadın örgütleri, birlikler ve siyasi partiler olarak bu sonuçların ortak bir mücadele programı olarak kabul edilmesine olan bağlılığımızı ilan ediyoruz.

Bu perspektifin Suriye’nin temel anayasasında yer alması için tüm siyasi, diplomatik ve hukuki araçları seferber edeceğimizi ve ulusal ile uluslararası düzeyde baskı mekanizmalarını devreye sokacağımızı teyit ediyoruz. Aynı zamanda geniş ulusal ve uluslararası ittifaklar kurarak bu talepleri tüm karar mekanizmalarına ulaştırma irademizi ortaya koyuyoruz.

Kadın devriminin kazanımlarını korumak ve anayasal güvence altına almak kesintisiz bir mücadele gerektirir. Bu stratejinin hukuki ve kurumsal bir gerçekliğe dönüşmesi, Suriyeli tüm kadınların haklarını ve onurunu koruyacak ve onların Suriye’nin demokratik dönüşümündeki öncü rolünü güvence altına alacaktır.”

Konferans, “Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla sona erdi.