Gazeteci Sûma Xalid: Ataerkil zihniyet medyada çok eşliliği normalleştiriyor
Güney Kürdistan’da çok eşliliğin medya aracılığıyla normalleştirildiğine dikkat çeken gazeteci Sûma Xalid, ataerkil zihniyetin medya üzerindeki etkisine işaret ederek, gazetecilerin toplumsal sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini belirtti.
DÊRİN RAHİM
Silêmanî – Son yıllarda çok eşlilik konusu ve buna yönelik talepler, iktidara bağlı medyada daha fazla gündeme getiriliyor. Çok eşli erkeklerin reklamının yapılmasıyla bu cinsiyetçi olgunun normalleştirilmesine çalışılıyor. Oysa Güney Kürdistan Bölgesi'nde çok eşlilik yasaklanmış durumda ve evlilik sözleşmelerine ilişkin ihlaller için ağır şartlar ile yasal yaptırımlar bulunuyor.
Güney Kürdistan Bölgesi Yargı Konseyi'ne bağlı mahkemeler, 2008 yılında Federal Kürdistan Parlamentosu tarafından 15 sayılı yasa ile değiştirilen Irak Kişisel Statü Yasası'nı uyguluyor. Söz konusu yasa, yalnızca çok özel durumlarda çok eşliliğe izin veriyor. Buna göre bir erkeğin aynı anda birden fazla kadınla evlenebilmesi için ilk eşin ağır bir hastalığının bulunması veya çocuğunun olmaması, erkeğin yeterli maddi güce sahip olması, eşler arasında adaleti sağlayacağına dair güvence vermesi ve ilk eşin rızasının alınması gibi şartları yerine getirmesi gerekiyor.
Topluma kabul ettirilmeye çalışılıyor
Bu şartlar yerine getirilmeden başka bir kadınla evlenmek yasa dışı kabul ediliyor. Mahkeme dışında yapılan evlilikler de bölge mahkemeleri tarafından kabul edilmiyor ve yasaya göre suç sayılıyor. Yasanın 7. maddesinin 5. fıkrasına göre bu fiilin cezası, 1 milyon ila 3 milyon dinar arasında para cezası ve 3 ila 5 yıl arasında hapis cezası olarak belirlenmiş durumda. Buna rağmen çok eşlilik medya aracılığıyla normalleştirilirken, bu olgu topluma yeniden kazandırılmaya çalışılıyor.
Öte yandan, söz konusu yasanın kendisinin de ataerkil bir zihniyetle hazırlandığı ve cinsiyetçi unsurlar barındırdığı yönünde eleştiriler bulunuyor. Bu yaklaşımın erkeğin otoritesini koruduğu, insan hakları ve insan onurunun korunması ilkeleriyle çeliştiği ve sonuç olarak erkeğe çok eşliliğe başvurması için yasal bir gerekçe sunduğu ifade ediliyor. Böylece bir yandan çok eşliliğe yönelik yasal sınırlamalar getirilirken, diğer yandan yasanın kendisinin de ataerkil yapıyı koruduğu ve erkeklere belirli koşullar altında çok eşlilik için hukuki bir alan açtığı eleştirileri gündeme geliyor.
‘Çok eşlilik medya ve iktidar tarafından normalleştiriliyor’
Gazeteci Sûma Xalid, medya kuruluşlarında sorumluluk üstlenen ve yönetici konumunda bulunan kişilerin de toplumun içinden geldiğine dikkat çekerek, ataerkil zihniyetin medya üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirtti. Sûma Xalid, “Sonuçta onlar da toplumun içinden geliyor. İçinde yaşadıkları çevre, yani Güney Kürdistan toplumunun çevresi, hala o gelenekleri, engelleri ve ataerkil zihniyeti aşabilmiş değil. Bu da bir kez daha düşünce, fikir ve ideoloji üzerinde etkili oluyor. Bu nedenle Güney Kürdistan’da çok eşlilik yasasından söz edecek olursak, bu yasaya göre çok eşlilik için çok ağır şartlar getirildi. Çok sayıda erkek, kendisine getirilen şartlar nedeniyle ikinci veya üçüncü evliliğe ya da çok eşli bir yaşama başvuramıyor. Buna rağmen Güney Kürdistan Bölgesi'nde çok eşliliğe başvuran erkeklere cezai yaptırımlar uygulanmadı. Yasa bir ölçüde ağır şartlar getirerek bunu yasakladı, ancak sonuçta medya ve iktidar tarafından bu olgunun normalleştirilmesine başvurulduğunu görüyoruz” dedi.
‘Çok eşliliği bir aile reklamı gibi gösteriyorlar’
Sûma Xalid, iktidara bağlı medya ve siyasi parti medyalarında çok eşliliğin farklı biçimlerde normalleştirilmeye çalışıldığını söyleyerek, “İktidara bağlı medya ve siyasi partilerin medyasında her gün, sıradan bir açıklamanın alınmasından tutalım, çok eşliliği başka bir biçimde normalleştirmek istediklerini görüyoruz. Ya da çok eşliliği bir aile reklamı gibi gösteriyorlar; sanki çok eşli bir yaşam süren insanların durumu normalmiş gibi sunuluyor. Oysa bunun arka planında çok sayıda ailevi sorun ortaya çıktı. Çoğu zaman çok eşlilik nedeniyle kadınlar çok ağır şiddetle karşı karşıya kaldı veya katledildi” ifadelerinde bulundu.
Yasalar ile medyanın sorumluluğunun arttırılması
Çok eşliliğin medya aracılığıyla normalleştirilmesinin önüne geçilmesi için ilgili kurumların sorumluluk alması gerektiğini kaydeden Sûma Xalid, sözlerine şöyle devam etti:
“Gazeteciler Sendikası, Kültür Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı aracılığıyla çıkarılan bu yasalar doğrultusunda medya kuruluşlarının sorumluluğunun artırılması ve çok eşliliğin medya aracılığıyla kolayca gösterilmesinin ya da aileler için normalleştirilmesinin önüne geçilmesi mümkün olabilir. Çünkü yasaya göre çok eşlilik yasaklanmış durumda. Bununla birlikte Kültür Bakanlığı ve ilgili tarafların da bu sorumluluğu üstlenmesi ve bu medya kuruluşlarına karşı yasal tedbirler alması gerekiyor.
Böylece çok eşliliğe bu kadar kolay şekilde başvurulmasının ya da Kürdistan Bölgesi'nde yasaklanan yasaların medya aracılığıyla başka bir biçimde ele alınmasının önüne geçilebilir. Bazı kişiler çok eşliliğin yasaklanmasına karşı çıkıyor ve bu olguyu yeniden topluma kazandırmak istiyor. Kültür meselesi üzerinde çalışmak, bu olguları çözmek ve azaltmak için uzun zaman gerektiriyor. Bu nedenle örgütlerin görevi, toplum bireylerini kadın ve çocukların hakları konusunda bilinçlendirmek için sürekli farkındalık çalışmaları yürütmektir. Toplumsal meselelerin nasıl ele alınacağı konusunda örgütler, medya kuruluşları ve hükümet arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini önemli buluyoruz.”
‘Kadınların karşı karşıya kaldığı hassas konulara gerçekten el atılamadı’
Sûma Xalid ayrıca her medya kuruluşunun arkasında bir iktidarın bulunduğuna dikkat çekerek, “Bu iktidar, ataerkil kültürel geleneğin, ataerkil zihniyete yeniden meşruiyet kazandırmak istemesine neden oluyor. Bu, kadınların her zaman ikinci sınıf olarak görülmesine yol açan gerici bir zihniyettir. Ataerkil kültüre başvurmak, erkeğin her zaman kendi iktidarını korumak istemesine başvurmaktır. Bu da toplum içinde hala varlığını sürdüren ya da etkisini koruyan bu kültürel zihniyetin bir sonucudur. Medya kuruluşlarında yöneticiler ve üst düzey kadrolar da çoğunlukla erkekler tarafından yönetiliyor. Erkekler de her zaman kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmelerini isteyen bu kültürün etkisi altında kalıyor. Ya da kadın meselelerine daha az önem veriliyor. Günümüzde kadınların karşı karşıya kaldığı hassas konulara gerçekten el atılamadı. Kadınların meseleleri her zaman geri plana atıldı ve toplumu bilinçlendiremediler” sözlerine dikkat çekti.
Medya kuruluşlarına yönelik eleştirilerin yanı sıra kadın gazetecilerin de bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini dile getiren Sûma Xalid, şöyle konuştu:
“Burada eleştirileri medya kuruluşlarına yöneltsek de bugün çok sayıda kadın gazeteci de sahada çalışıyor ve farklı medya kuruluşlarında görev yapıyor. Ancak sonuçta onların da bu meseleyle bilinçli ve farkında bir şekilde ilgilenmesi gerekiyor. Ya da medya kuruluşlarının karar alma merkezlerinde kadınların kendilerini görmeleri ve rollerini daha ciddi bir şekilde üstlenmeleri, toplumun karşı karşıya kaldığı konularda öncü olmaları için çaba gösterilmesi gerekiyor.”
Gazeteciliğin sorumlulukları
Gazetecilerin toplumun sesi ve rengi olması gerektiğini belirten Sûma Xalid, gazetecilik etiği ve toplumsal sorumluluğun önemine dikkat çekti. Sûma Xalid, “Gazetecilik yaptığımızda, hangi medya kuruluşunda veya hangi toplumda olursak olalım, o toplumun sesi ve rengi olduğumuzu görmeliyiz. Gazetecilik yapan herkes, gazetecilik etiğini veya medya ahlakını nasıl koruyacağını bilmelidir. Biz gazetecilik yapıyoruz ki hükümetin, toplumun ve halkın sesini duyuralım. Ancak sonuçta toplumsal sorumluluk senin omuzlarına yükleniyor. Yani yazıyla, konuşmayla veya sözle, toplumu bilinçlendiren ya da topluma zarar veren kişi olabilirsin. Bu çerçevede amacının belirlenmesi gerekiyor. Sen bir gazetecisin; toplumun gündemine taşıdığın her konu, çok sayıda başka sorunu da beraberinde getirebilir. Aile içi şiddet ortaya çıkabilir veya ailelerin dağılması söz konusu olabilir” sözlerine yer verdi.
Siyasi durumun yanı sıra ekonomik ve toplumsal krizlerin de insanların büyük bölümünü psikolojik sorunlarla karşı karşıya bıraktığını aktaran Sûma Xalid, medyalar arasındaki sürekli savaşların da bu durumun bir parçası olduğunu söyledi. Sûma Xalid, “Bu nedenle gazetecinin ilk görevi toplumsal sorumluluktur ve bu sorumluluk onun omuzlarındadır. Sonuçta toplum içinde kenara itilenlerin sesi ve rengi olmalısın; kadınların sesi veya sesi duyulmayan kişinin sesi olmalısın. Bu nedenle medya, omuzlarında böyle bir sorumluluk olduğunu bilmeli. Bölgede neyin yasaklandığını, hangi yasaya ağır şartlar getirildiğini veya hangi yasanın engellendiğini bilmeli ve bunların takibini yapmalıdır. Çünkü yasaklanan ya da ağır ve katı şartlar getirilen bu yasalarla nasıl ilgilenmesi gerektiğini bilmelidir” diye kaydetti.