Saç örgüsüne saldırı: Kadın bedenine yönelen şiddetin dili

Bir kadın savaşçının saç örgüsünün kesilmesi, yalnızca bireysel bir saldırı değil; kadın kimliğini, onurunu ve kolektif hafızayı hedef alan bir şiddet biçimi olarak değerlendiriliyor.

ROCHELLE JUNİOR

Haber Merkezi – Rakka’da Kürt bir kadın savaşçının saç örgüsünün kesilmesi, silahlı çatışma bağlamında yalnızca geçici ve izole bir saldırı olarak değerlendirilemez. Bu saldırı, kadın bedenini tahakküm ve aşağılamanın bir alanı hâline getirmeyi amaçlayan son derece tehlikeli ve sembolik bir ihlaldir. Saç örgüsüne müdahale etmek, basit bir fiziksel zarar vermenin ötesinde, kadın kimliğine, onuruna ve temsil ettiği değerlere yönelik doğrudan bir saldırı anlamı taşır. Bu durum, kadınların psikolojik iradesini kırmayı ve kamusal imajlarını zedelemeyi hedefleyen bilinçli bir girişimdir.

Kolektif bilinçte ve özellikle Doğu kültürlerinde saç, estetik ya da fiziksel bir unsur olmanın çok ötesinde anlamlar barındırır. Kimlik, mahremiyet, hafıza ve kişisel onurla güçlü bağlara sahiptir. Bu nedenle silahlı çatışma ortamında saça yönelik bir saldırı, kasıtlı bir aşağılanma mesajı olarak okunur. Amaç yalnızca fiziksel zarar vermek değil; önce anlamı silmek, ardından gücü kırmak ve kadınları, direnişin öznesi olsalar dahi yeniden boyun eğdirilmiş bir konuma itmektir.

Saldırının kamusal boyutu yalnızca kadın savaşçıya değil, aynı zamanda onun topluluğuna ve genel olarak tüm kadınlara yönelik performatif bir mesaj taşımaktadır. Bu saldırı, kadın bedenini meşru bir ceza ve intikam aracı olarak gören bir söylemi güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Böyle bir yaklaşım, çatışma bölgelerinde kadın bedeninin siyasi ve ideolojik mesajlar iletmek için kullanıldığı ve kadınlara yönelik uzun süredir devam eden sembolik şiddet geleneğinin bir parçası olarak görülmelidir.

Yaygın bir dayanışma dalgası oluştu

Saldırıya verilen feminist tepki, geçici bir duygu veya anlık bir öfke değil; bilinçli ve kararlı bir duruş olarak ortaya çıktı. Süveyda’daki kadınlar, dijital medya aracılığıyla Kürt kadınlarına desteklerini dile getirerek onurun bölünmez olduğunu ve bir kadına yapılan saldırının tüm kadınları ilgilendirdiğini vurgulayan yaygın bir dayanışma dalgası oluşturdu.

Bu harekette saç örgüsü hem birleştirici bir sembol hem de sessiz bir protesto dili hâline geldi. Reddetme ve meydan okuma anlamı taşıyan bu sembol, coğrafi olarak ayrı düşmüş ancak şiddet ve dışlanmayla ortak deneyimler yaşayan kadınları birbirine bağladı. Dayanışma, yalnızca tek bir olaya veya kişiye değil, kadınlara yönelik saldırganlığı meşrulaştıran tüm zihniyete karşı yönlendirildi.

Saldırganların aşağılamaya çalıştığı örgüler, aslında onları yargılayan ahlaki bir alan ve acizliklerini, insani boşluklarını yansıtan bir ayna hâline geldi. Örgüler burada yalnızca bir süs değil, kırılmaz bir kadın varlığının ve değerinin sembolü olarak geri kazanıldı. Bu feminist hareketin önemi, ihlal edilen beden üzerinden başlayan saldırıyı geri kazanılan anlam ve dayanışma düzeyine taşımakta yatıyor. Güç artık silah veya zarar verme kapasitesiyle değil; acıyı ifade etme, yaşanan ihlali bir duruşa dönüştürme ve geçici bir imgeyi kolektif hafızaya aktarma yeteneğiyle ölçülüyor.

Anlam yaratma gücü

Bu dayanışma sayesinde kadınlar gücü, onura bağlılık, sembollerin korunması ve şiddetin olup bitmiş bir gerçek olarak normalleştirilmesinin reddi üzerinden yeniden tanımladı. Böylece saç örgüsü yalnızca estetik bir unsur değil; kadınların direnişini, onurunu ve mücadele gücünü temsil eden sembolik bir yön gösterici pusula hâline geldi.

Süveyda’dan Kürt bölgelerine kadar coğrafyanın mesafeleri kadınları ayırabilse de anlamı ayıramadığı ortaya çıktı. Örgüler bu süreçte şiddetin ahlaki ağırlığını kaybetmesini sağladı ve kadınlığın gerçek değerini ortaya koyarak kesilemeyecek ve yok edilemeyecek bir anlam yaratma gücünü gösterdi.