19. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali sona erdi
Fas'ın Sale kentinde düzenlenen 19. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, “Sivil Toplum ve Sinema” başlıklı sempozyumla sona erdi.
RECAA XYRAT
Sale- Fas'ın Sale kentinde düzenlenen 19. Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, “Sivil Toplum ve Sinema” başlıklı sempozyumla sona erdi. Festival kapsamında Faslı araştırmacı ve Birleşmiş Milletler uzmanı Ayşe Belarbi'nin Fas'ta Kadınların Testi: Erkekler ve Kadınlar Arasında Eşitlik adlı kitabı da tanıtıldı.
Festival boyunca Faslı kadın sinemacıların eserlerine geniş yer verilirken, kadınların toplumsal ve siyasal alandaki mücadelesi ile sinemanın insan hakları ve sivil toplumla ilişkisi ele alındı.
Fas'ta kadınların çok yönlü mücadelesi
Festival kapsamında, Faslı araştırmacı, siyasetçi ve BM uzmanı Ayşe Belarbi’nin kitabının tanıtımı için bir söyleşi düzenlendi. Kitap, Fas'taki kadın hareketinin tarihini inceliyor. Ayşe Belarbi, kadınların eşitlik ilkesinin hayata geçirilmesini talep ettiğini, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele ettiğini ve uluslararası sözleşmeler doğrultusunda hareket etmeye çalıştığını belirtti. Kadın ve erkeklerden oluşan farklı kuşakların bu düşüncenin şekillenmesine katkıda bulunduğunu ve kadın hareketinin önemli kazanımlar elde ettiğini ifade eden Ayşe Belarbi, feminizmin tek bir biçiminin olmadığını, Batı tarafından kadınlara dayatılan tek bir formül bulunmadığını söyledi.
Ayşe Belarbi, bunun karşısında “devlet feminizmi” olarak adlandırılan başka bir yaklaşımın bulunduğunu belirterek, kadınların üst düzey karar alma mekanizmalarında yer almasının bu yaklaşım kapsamında değerlendirilebildiğini ifade etti.
Son 10 yılda feministlerin seslerini duyurmayı başardığını ve önerilerinin değerlendirilerek birçok girişimin hayata geçirildiğini belirten Ayşe Belarbi, bu sürecin Faslı kadınların mevcut eşitsizlikleri ve ataerkil sistemin temellerini sorgulamasına katkı sunduğunu söyledi. Eşitliğe ulaşmanın hala birçok engel barındırdığını vurgulayan Ayşe Belarbi, bunun uzun soluklu ve önemli bir mücadele gerektirdiğini kaydetti.
‘Kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasalar değiştirilmeli’
Ayşe Belarbi, kitabının insan hakları ve siyasi aktivizm deneyimlerinden hareketle hazırlandığını belirterek eşitlik ilkesini savunduğunu ve insan hakları kültürünün geliştirilmesini amaçladığını söyledi. Dini metinlerin toplumsal gelişmeyle uyumlu biçimde yorumlanması gerektiğini belirten Ayşe Belarbi, farklı alanlarda erkeklerin iktidar üzerindeki hakimiyetine de dikkat çekti.
Ayşe Belarbi, “Kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasaların değiştirilmesini istiyoruz. Bu yasalar kadınların önünü kesiyor ve karar alma makamlarına ulaşmalarını engelliyor” dedi. Solun parlamentodaki ve hükümetteki konumuna da değinen Ayşe Belarbi, solun önceki ağırlığını kaybettiğini belirterek Fas hükümetinin toplumun taleplerine kulak vermesi ve farklı kesimlerle diyaloğu güçlendirmesi gerektiğini söyledi.
‘Sinema insan hakları ve adalet mücadelelerinin aracı olabilir’
Festival kapsamında düzenlenen bir diğer oturumda ise “Sinema ve Sivil Toplum” konusu ele alındı. Katılımcılar, yaratıcı ve estetik bir sanat biçimi olarak sinema ile özellikle karmaşık insani sorunların ele alınması sırasında ortaya çıkan sivil savunuculuk arasındaki ilişkiyi tartıştı.
Sinemanın insan haklarının ve adalet mücadelelerinin korunmasında önemli bir araç olabileceği konusunda görüş birliğine varılırken, sinemanın insan haklarını savunmak gibi bir sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ya da sivil toplum faaliyetlerinin gündemlerinden bağımsız, yaratıcı ve estetik bir sanat alanı olarak mı değerlendirilmesi gerektiği sorusu da gündeme geldi.
Katılımcılar ayrıca sinemada ve ekranda kadınların hala kalıplaşmış biçimde temsil edilmesini ve kadınları geleneksel rollerle sınırlayan ataerkil bakış açısını sorguladı.
Fas tarihine yön veren kadınları konu alan belgesel filmler de oturumda ele alındı. Bunlardan biri, 11 Ocak 1944'te Bağımsızlık Manifestosu'nu imzalayan tek kadın olan ve ulusal harekete erken dönemde katılımıyla tanınan Malika El Fassiyi konu alıyor.
Faslı yönetmen Leyla El-Triki’nin yönettiği bir başka film ise 1977'de Derb Moulay Şerif'te diğer kadınlarla birlikte gözaltına alınan aktivist Fatna El-Bih’in hikayesini anlatıyor. Filmde, tutukluların onu moralini bozmak ve aşağılamak amacıyla “Raşid” olarak adlandırdığı aktarılıyor.
Katılımcılar, sinemanın yalnızca bir ifade ve sanat biçimi olarak değil, aynı zamanda toplumsal gelişimi destekleyebilecek güçlü bir sektör olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna vardı. Sinemanın yaratıcı ve estetik niteliğinin yanı sıra insan haklarının ve adalet mücadelelerinin savunulmasında sivil toplum için güçlü bir dil ve önemli bir ortak olabileceği belirtildi.
‘Göç' festivalin büyük ödülünü kazandı
Festivalin Sale kentindeki Hollywood Sineması'nda düzenlenen kapanış töreninde, uzun metraj ve belgesel kategorilerindeki resmi yarışmanın kazananlarına ödülleri verildi.
Suudi yönetmen Shahad Ameen’in yönettiği Göç filmi, festivalin Büyük Ödülü’ne layık görüldü.
Faslı yönetmen Maryam Touzani’nin Malaga Street filmi Jüri Ödülü’nü kazanırken, Fransız yönetmen Leyla Benni’nin Şana filmi En İyi İlk Uzun Metraj Film Ödülü’nü aldı.
Shahad Ameen'in Göç filminde rol alan Khayria Nazmi ve Lamar Faden, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü paylaştı.
Kanadalı yönetmen Anne Amon’un The Height of Everything filmindeki rolüyle Patrick Yvonne ise En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandı.
En İyi Belgesel Film Ödülü ise Faslı yönetmen Hind Bensari’nin Out of School (Okul Dışında) adlı filmine verildi.