Süveydalı kadınlardan karalama kampanyalarına karşı ortak mücadele çağrısı
Suriyeli kadınların artan karalama kampanyalarıyla hedef alındıklarını ve bunun kamusal katılımlarını sınırlayan bir baskı aracı olduğunu belirten Süveydalı aktivistler, ortak mücadele çağrısında bulundu.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda - Çeşitli topluluklardan kadın aktivistler, kamusal alandaki varlıkları arttıkça ve hak, adalet ile eşitlik taleplerini daha güçlü dile getirdikçe farklı baskı ve hedefleme biçimleriyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu süreçte en yaygın yöntemlerden biri de karalama kampanyalarıdır. Bu kampanyalar, ortaya atılan fikirlerden çok kadınların kişisel yaşamlarına ve itibarlarına odaklanarak onların toplumsal etkisini zayıflatmayı ve kamusal alandaki katılımlarını azaltmayı amaçlıyor. İnsan hakları aktivistleri bu durumu, tartışmayı esas konulardan uzaklaştıran ve kadınları kamusal söylemden dışlamaya çalışan bir psikolojik şiddet ve sosyal dışlama biçimi olarak değerlendiriyor.
Son yıllarda bu eğilim, Suriye de dahil olmak üzere birçok ülkede daha görünür hale geldi. Özellikle cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) kontrolündeki alanlarda, sivil, ekonomik ve siyasi haklar talep eden kadın aktivistlere yönelik karalama kampanyalarında artış yaşandığı belirtiliyor. Aktivistler ise bu uygulamaların bireysel değil, kadınların kamusal alandan dışlanmasını hedefleyen sistematik bir yaklaşım olduğunu ifade ediyor.
Karalama kampanyalarının artması
Suriye Kadın Lobisi üyesi avukat İbtisam Mesud, Suriyeli aktivistleri hedef alan ve giderek artan karalama kampanyalarına dikkat çekerek, “Sawsan Zakzak’ın yaşadıkları, insan hakları ve kadın hakları alanında çalışanların maruz kaldığı durumun tekrarlanan bir örneğidir. Aktivistler genellikle temel haklar, hukukun üstünlüğü ve adalet gibi herkes için geçerli olan konularda mücadele ediyor. Ancak buna verilen yanıt, bu konuları tartışmak yerine kişisel hayatlara ve itibara saldırmak oluyor. Sawsan Zakzak uzun ve saygın bir insan hakları geçmişine sahip. Buna rağmen bu karalama kampanyaları, onun çalışmalarını görmezden gelerek kişisel yönlerine odaklanıyor; böylece hem imajını zedelemeyi hem de yürüttüğü mücadelenin odağını değiştirmeyi amaçlıyor” dedi.
Kadınlar arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi
Karalama kampanyalarının kadınları etkili pozisyonlarından ve siyasi karar alma süreçlerinden dışlamayı amaçlayan daha geniş bir politikanın parçası olduğunu kaydeden İbtisam Mesud, “Tek bir aktivisti hedef almak, diğer kadınlara da açık bir yıldırma mesajı gönderir; böylece kadınlar itibarlarının zedelenmesinden korkarak kamusal hayattan uzaklaştırılmaya çalışılır. Suriye Kadın Lobisi olarak Sawsan Zakzak ile bir dayanışma kampanyası başlattık. Karalama kampanyalarına cevap vermek yerine onun aktivizmine ve savunduğu davalara odaklanıyoruz. Kadınlar arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi ve sivil ile siyasi çalışmalara katılımlarının teşvik edilmesi çok önemlidir. Karar alma pozisyonlarına ulaşmak, kadınların güçlendirilmesini, katılımlarının desteklenmesini ve yıldırma ile dışlama girişimlerine karşı birlikte durmayı gerektirir” şeklinde konuştu.
İbtisam Mesud, sözlerinin sonunda şu ifadelerde bulundu:
“Nefret söylemi, mezhepçilik ve dışlama ile mücadele eden bir medya etik kodunun oluşturulması çağrısında bulunuyorum. Meşru eleştiri ile fikirleri ve performansı geliştirmeyi amaçlayan yaklaşım ile kişisel yaşamları hedef alarak yıldırma ve marjinalleştirme amacı taşıyan dışlayıcı eleştiriyi birbirinden ayırmak gerekir. Kadınları destekleyen, onlara hem ahlaki hem de hukuki koruma sağlayan insan hakları kurum ve örgütlerinin güçlendirilmesi de zorunludur. Kadınların mücadelesi erkeklere karşı değil; cehalete, yoksulluğa ve geri kalmışlığa karşıdır. Adalet ve eşitliğin sağlanması ortak bir toplumsal sorumluluktur. Siber suçlar ve dijital platformlar üzerinden yapılan istismara ilişkin yasal düzenlemelerin varlığını da önemsiyorum. Ancak bu düzenlemelerin uygulamada sınırlı kaldığını görüyoruz. Bu nedenle birçok kadın, etkili bir koruma ya da tazminat olmadan istismara karşı savunmasız bırakılıyor.”
‘Kadınların karar alma süreçlerine gerçek katılımları hala sınırlı’
Önemli pozisyonlara ulaşan, bilimsel ve mesleki uzmanlığa sahip olan birçok Suriyeli kadının on yıllar boyunca ötekileştirilme ile karşı karşıya kaldığını dile getiren gazeteci Amal Al-Hasbani ise, “Çeşitli uzmanlıklara sahip olan kadınlar, karar alma süreçlerine gerçek katılımları hala sınırlı kaldı. Son dönemde, haklarını talep eden veya kamuoyu tartışmalarına katılan kadınları hedef alan iftira kampanyalarında bir artış görüyoruz. Birçok medya kuruluşu ve çevrimiçi platform bu konuları profesyonel olmayan bir şekilde ele alıyor; kadınların fikirleri ve talepleri yerine kişisel özelliklerine ya da fiziksel görünümlerine odaklanıyor. Uzun yıllardır sivil ve feminist çalışmalarda yer alan bazı kadınlar, yaşları veya dış görünüşleri üzerinden alay ve zorbalık kampanyalarına maruz kalıyor. Bu süreçte onların rolleri, deneyimleri ve topluma katkıları ise tamamen göz ardı ediliyor” diye belirtti.
Bu durumun kadınların fikirleri ve başarılarından ziyade görünümleri veya özel hayatları üzerinden yargılandığı dışlayıcı bakış açısının hala sürdüğünü gösterdiğini belirten Amal Al-Hasbani, “Medyanın sorumluluğu, kadınların hikayelerini profesyonel ve adil bir şekilde aktarmaktır. Odak, onların mesajları ve gündeme taşıdıkları sorunlar olmalı; böylece kadınların toplumdaki rolü ve kalkınmaya ile karar alma süreçlerine katkıları doğru bir şekilde yansıtılmalıdır” diye ekledi.
Toplumsal farkındalığın arttırılması
Aktivistler ve insan hakları savunucuları, karalama kampanyalarının yalnızca bireysel saldırılar olmadığını, kadınların kamusal hayata katılımını sınırlamayı ve onları etkili pozisyonlardan dışlamayı amaçlayan bir baskı aracı olduğunu vurguluyor. Buna karşılık Suriyeli kadınlar, tüm yıldırma ve dışlama girişimlerine rağmen haklarını savunmayı ve toplumu inşa etme ile karar alma süreçlerine aktif katılım taleplerini sürdürdüklerini ifade ediyor. Gözlemciler ise bu olguyla mücadelenin; medya, insan hakları örgütleri ve sivil toplumun ortak çabasını gerektirdiğini, ayrıca kadınların iftira veya kişisel hedef alınma korkusu olmadan kamusal hayata tam katılım hakkına saygı gösterilmesi konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasının önemli olduğunu belirtiyor.