Serêkaniyê’de yerlerinden edilenler: Güvenlik bizim için en önemli şey

Serêkaniyêli göçmenler, QSD ile Suriye geçici yönetimi arasında imzalanan anlaşmaya rağmen evlerine dönemiyor. Halk birlik ve entegrasyon konusunun sıkça konuşulduğunu ancak bunun günlük hayatlarında henüz bir yansımasını görmediklerini belirttiler.

RONÎDA HACÎ

Hesekê - 2019 yılında Türkiye’nin Serêkaniyê’ye yönelik saldırıları sonucunda on binlerce kişi şehir ve köylerinden zorla göç etmek zorunda kaldı. Bu göçmenlerin büyük bir kısmı halen Waşokanî Kampı, Serêkaniyê Kampı ve diğer göçmen merkezlerinde yaşıyor. Halk, güvenlik koşullarının sağlanamaması, mayın tehlikesi ve evlerinin yıkılmış olması nedeniyle evlerine dönemiyorlar.

29 Ocak’ta QSD ile Suriye geçici yönetimi arasında bir anlaşma imzalandı. Anlaşmanın önemli maddelerinden biri, tüm Suriyeli göçmen ve mültecilerin kendi bölgelerine güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönebilme hakkını içeriyor. Bu madde, özellikle Serêkaniyêli göçmenler arasında umut ve beklenti yarattı.

‘Güvenli bir şekilde evimize dönmek istiyoruz’

 

Serêkaniyêli Sûriya, kamp hayatının zorluklarına dikkat çekti. Kışın soğuğu, yazın sıcağı ve imkansızlıklar içinde yıllarca yaşadıklarını belirten Sûriya, en büyük hayallerinin güvenli bir şekilde evlerine dönebilmek olduğunu söyledi.

Sûriya, yerlerinden edilme sorununun çözülmesinin uzun süredir ihmal edildiğini eleştirerek, geçici yönetime, uluslararası insani örgütlere ve dünya kamuoyuna seslenerek şunları söyledi:

“Tüm göçmenlerin güvenli, onurlu ve kalıcı dönüşü için somut adımlar atılmalı ve yıllardır süren bu acı sona erdirilmelidir.”

Sûriya, bölgedeki halkların birliği ve ortak yaşamına vurgu yaparak, devletlerin kendi çıkarları için halklar arasında fitne ve çatışma yaratmaya çalıştığını söyledi. Türkiye’nin yıllarca bölgeye su kesintisi uyguladığını hatırlatan Sûriya, şöyle devam etti:

“Şimdi de Dêrazor’da baraj kapaklarını açarak aynı politikayı sürdürüyorlar. Bu, halkın yaşamını ve geçim kaynaklarını hedef alan bir politikadır. Tarım arazilerine ve ürünlere zarar veriyor.”

‘Köyümüz yerle bir edilmiş’

 

Fatma Hemîd, birçok köy ve kasabanın savaş nedeniyle hala dönüşe uygun olmadığını belirtti. Mayınlar ve yıkılmış evler nedeniyle dönüşün tehlikeli olduğunu ifade eden Fatma, Menacîr köyüne yaptıkları ziyareti anlattı:

“Ben ve birçok aile köyümüze gittik. Evlerimizin ve mülklerimizin yerle bir edildiğini gördük. Orada yaşamak şu an mümkün değil.”

Fatma, son dönemde birlik ve entegrasyondan sıkça bahsedildiğini ancak göçmenlerin günlük hayatında bunun bir etkisini görmediklerini dile getirdi ve ekledi:

“Suriye halkı yıllardır bir arada yaşıyordu. Tekrar o ortak yaşam ve birlik ruhunun hâkim olmasını istiyoruz. Entegrasyondan bahsediliyor ama biz bugün evlerimize dönersek nelerle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.”

‘Köyüme gittim ama büyük bir acıyla geri döndüm’

Fatma, evini ziyareti sırasında hem sevinç hem de derin bir üzüntü yaşadığını belirterek, şöyle konuştu:

“Evimi görmeye giderken mutluydum ama yıkılmış halini görünce içim parçalandı. Şu anda evlerine giden herkes benzer şeyler yaşıyor. Herkes sorumluluğunu alsın. Benim çağrım şudur: Tüm göçmenler için güvenli ve onurlu dönüş koşulları sağlansın. Kamp hayatı kolay değil. Yıllardır göçmen olan herkes normal bir hayat istiyor.”

‘Güvenlik olmadan dönüş olmaz’

 

Nûra Elî ise güvenli dönüşün temel şart olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Güvenlik bizim için en önemli şey. Güvenlik olmadan dönüş yoktur. Biz zaten güvenlik olmadığı için göç etmek zorunda kaldık. Köylerimizde ‘buğdaylarını toplayana kadar kalacaklarını’ söylüyorlar. Ama biz zorla evlerimizden çıkarıldık, hiçbir şeyimizi alamadan ayrıldık. Uluslararası örgütlere çağrımız: Güvenli dönüş için yol açın, çeteleri köy ve kasabalardan çıkarın ve yerlerinden edilenlere destek olun.”