Rojhilat Kürdistan’da sokakların sessizliği: Baskı devam ediyor

Gençlere yönelik gözaltılar, dijital medya baskısı ve kamusal alandaki önleyici uygulamalar, protestolar sonrası rejimin baskı mekanizmalarını derinleştirdiğini ortaya koyuyor.

MEHYA RESTEMÎ

Ciwanro - İran’da Sokak eylemleri azalmış olsa da baskı ve denetim mekanizmaları gündelik hayatın her alanında hissediliyor. İnsanlar artık en basit davranışlarda bile temkinli. Kamusal alanlarda bulunmak, küçük arkadaş buluşmalarına katılmak, hatta sosyal medyada bir paylaşımı beğenmek dahi kaygı kaynağına dönüşmüş durumda. Basit bir hikâye, bir yorum ya da bir “beğeni”, güvenlik tehdidi olarak algılanabiliyor.

Korku ve stres, ailelerden gençlere, hatta çocuklara kadar herkesin hayatının parçası haline gelmiş durumda. Protestoların durulmasıyla birlikte yaşamın normale dönmesi beklenirken, mevcut tablo güvenlik atmosferinin biçim değiştirerek daha görünmez ama daha etkili hale geldiğini gösteriyor. Halkın anlatımları, korkunun artık yalnızca sokaklarla sınırlı olmadığını; evlere, işyerlerine ve dijital alana da yayıldığını ortaya koyuyor.

Dijital alanda baskı ve gözetim

Sokak protestolarına katılamayan pek çok kişi için dijital medyada yapılan sınırlı paylaşımlar—şehitlere dair bir hikâye, kısa bir yorum ya da bir gönderi—dayanışmanın tek yolu. Ancak bu asgari tepkiler dahi yakın takibe alınıyor.

Ravansar’dan Zeynep Muhammedî, oğlunun protestolarla ilgili basit bir hikâye paylaşmasının ardından İstihbarat Dairesi’nden arandığını ve gözaltıyla tehdit edildiğini aktarıyor. Zeynep Muhammedî, yetkililerin “siyasi içerikli bir paylaşımı beğenmesi halinde doğrudan gözaltına alınacağını” söylediklerini belirtiyor.

“Bu sistemde sanal alanda bile özgürlük yok,” diyen Zeynep Muhammedî, yaşamını yitirenlerle ilgili paylaşımları görmesine rağmen özgürce yorum yapamadığını ifade ediyor. Bu tür anlatımlar, dijital alandaki en sınırlı tepkilerin bile baskı altına alındığını ve korkunun gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gösteriyor.

Gençlere yönelik gözaltılar: Topluma verilen mesaj

Rojhilat Kürdistan genelinde gençlere yönelik yaygın gözaltılar, güvenlik politikalarının bir başka boyutunu ortaya koyuyor. Son olarak Ciwanro’da bir kafede bir araya gelen, herhangi bir protesto ya da siyasi faaliyette bulunmayan bazı gençler güvenlik güçlerince gözaltına alındı. Benzer vakaların bölgenin farklı kentlerinde de yaşandığı belirtiliyor.

Bu gözaltılar, yalnızca bireyleri değil tüm toplumu hedef alan bir mesaj niteliği taşıyor: “Hiçbir şey yapmasanız bile gözaltına alınabilirsiniz.” Bu durum, toplumsal kaygıyı ve psikolojik güvensizlik hissini daha da derinleştiriyor.

Ciwanro’dan Benyamin Muhammedî (takma ad), gözaltına alınanların arkadaşları olduğunu belirterek, “Her an sıranın bana gelmesinden korkuyorum. İlk günlerde korkudan evde bile uyuyamadım” diyor.

Şehla Kakayî’nin cenazesi ve güvenlik korkusu

8 Ocak’ta Kirmaşah’daki protestolarda yaşamını yitiren ve Qelace köyünden olan Şehla Kakayî’nin cenazesi taşınırken, ambulansın Ciwanro kent merkezinden geçmesine izin verilmedi. Ailenin yakınlarından Limo Muradî, güvenlik güçlerinin ambulansı tali bir yoldan köye yönlendirdiğini ve bunun yeni protestoların oluşmasından duyulan korkunun göstergesi olduğunu söylüyor.

Limo Muradî, cenaze töreninde Şehla Kakayî’nin kız kardeşinin, yetkililerin başlangıçta cenazeyi teslim etmek istemediğini dile getirdiğini aktarıyor. Ayrıca Şehla’nın eşinin 11 Ocak tarihinde yaşamını yitirdiği, ancak her iki ölümle ilgili yerel medyada herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtiliyor. Bu sessizlik, ailenin ve toplumun yaşadığı travmayı daha da derinleştiriyor.

Protestoların ardından geçen bir ay boyunca Ciwanro sokaklarında açık biçimde askeri güçlerin görülmemesi dikkat çekti. Güvenlik birimlerinin, görünür askeri varlığın yeni protestoları tetikleyebileceği ve “Jin, Jiyan, Azadî” direnişinin hafızasını canlandıracağı değerlendirmesiyle bu yöntemi tercih ettiği ifade ediliyor.

Buna karşın, ana caddelerdeki çöp konteynerlerinin 8 ve 9 Ocak tarihlerinde kaldırılması, uygulanan önleyici güvenlik politikalarının somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Halk, bu adımın protestolar sırasında konteynerlerin direniş sembolüne dönüşmesini engellemeye yönelik olduğunu belirtiyor.

Baskının gündelik hayata etkisi

Yaygın gözaltılar, tehditler ve güvenlik baskıları insanların yaşamını köklü biçimde etkiliyor. Aileler, gençler ve çocuklar en küçük davranışlarda bile temkinli davranmak zorunda kalıyor. Bu durum yalnızca protestoları değil, toplumsal ilişkileri, insanlar arası güveni ve bireysel güvenlik hissini de zedeliyor.

Uzun vadede ise bu atmosferin, toplumun ruh sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratacağı; kaygı, öfke ve çaresizlik duygularını derinleştireceği ifade ediliyor.