Rojava direnci umudun mümkün olduğunu gösteriyor

Rojava’nın yanında durmak, geleceğin yanında durmaktır; savaş dışında bir yolun mümkün olabileceğine inanmak demektir.

LEYLA CAMİ

Haber Merkezi- Afrika Boynuzu’nun kalbinden, savaşların, zorunlu göçlerin ve parçalanmışlığın yaraları henüz kapanmamış bir halkın hafızasından yazıyorum. Bunu geçici bir tutum olarak değil, bugün yeni bir şiddet ve tehdit dalgasıyla karşı karşıya olan Rojava halklarıyla insani ve ahlaki bir dayanışma tanıklığı olarak kaleme alıyorum. Üstelik dünyanın her zamankinden daha fazla bilgelik ve barışa ihtiyaç duyduğu bir anda.

Somalili bir kadın olarak, çatışmaların toplumlar üzerindeki etkilerini yaşamış ve incelemiş bir araştırmacı ve aktivist olarak, Rojava’da yaşananlara; uzun savaşların, uluslararası sessizliğin ve halkların sesinin bastırılmasının mağdurları olan ortak tarihimizden bağımsız bakamam. Orada da burada olduğu gibi, en ağır bedeli siviller ödüyor ve insanlığımız hep birlikte sınanıyor.

Rojava’daki kadınlar bana ilham verdi

Rojava yalnızca haber bültenlerinde geçen bir isim değildir. Yıkımın ortasında birlikte yaşam alanı yaratmaya çalışan, insan onurunu –özellikle de kadının onurunu– kamusal yaşamın merkezine koymayı hedefleyen toplumsal ve insani bir deneyimdir. Rojava’daki kadınlar bana ilham verdi; yalnızca silah taşıdıkları için değil, toplumu omuzladıkları için: eğitimde, yönetimde ve ölümün ortasında yaşamı sürdürme sorumluluğunda. Tüm zorluklarına ve eksiklerine rağmen bu deneyim korunmayı hak ediyor, hedef alınmayı değil.

Hedef alternatif yaşam modeli

Bugün Rojava’nın hedef alınması yalnızca belirli bir bölgeyi tehdit etmiyor; halkların dışlama ve şiddet mantığının ötesinde alternatif yaşam modelleri üretebileceği fikrini de hedef alıyor. Bu aynı zamanda, kadınlar barışı inşa etmek için ön saflara çıktığında, güç mantığı geri döndüğünde bedeli ilk ödeyenlerin yine kadınlar olduğuna dair acı bir hatırlatmadır.

Rojava ile dayanışma yaşama hakkıyla dayanışmadır

“NADA İttifakı” üyesi bir kadın olarak ve adalet ile insan hakları değerlerine bağlılığım gereği şunu vurguluyorum: Rojava ile dayanışma; sivillerle, kadınlarla, çocuklarla ve yerel toplulukların korkusuzca yaşama hakkıyla dayanışmadır. Bu dayanışma ne nefreti ne de kışkırtmayı çağırır; yaşamı korumayı, uluslararası insancıl hukuka saygıyı ve acıyı uzatan sessizlik döngüsünü kırmayı amaçlar.

Savaş dışında bir yol mümkün

Somali’de ve dünyanın birçok bölgesinde yaşadığımız deneyimler bize şunu öğretti: Barış güç kullanılarak dayatılamaz. Toplumların, özellikle de kadınların seslerini görmezden gelmek yalnızca daha fazla yıkıma yol açar. Bu nedenle bugün Rojava’nın yanında durmak, geleceğin yanında durmaktır; savaş dışında bir yolun mümkün olabileceğine inanmak demektir.

Bunu yazıyorum çünkü insan onurunun bölünemez olduğuna, halkların acılarının birbirine bağlı olduğuna ve sessizliğin bizi kaybın ortağı haline getirdiğine inanıyorum. Rojava’nın direnci, en karanlık koşullarda bile umudun mümkün olduğuna dair bir direniştir.