Rama Reda: Dürzi kadınlar yaşamın her alanında merkezi role sahip
Al Jazeera Medya Enstitüsü mezunu Dürzi toplumundan Rama Reda, Dürzi kadınların tarih boyunca çatışmalarda ve toplumsal yaşamda oynadıkları merkezi rolü anlatarak, güç, liyakat ve kararlılıkla görevlerini yerine getirdiklerini vurguladı.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda – Krizler ve savaşlarla sarsılmış toplumlarda kadın liderliği, kolay bir seçim değil, en zor anlarda üzerlerine büyük sorumluluklar yükleniyor. Lider pozisyonundaki kadınlar, sadece kamu hizmetinin zorluklarıyla değil, aynı zamanda kararlı, dirençli ve her koşulla başa çıkabilecek kapasitede olmaları beklenen toplumsal baskılarla da karşı karşıya bulunuyor. Topluluğunun kendisine verdiği güç, çoğu zaman psikolojik bir baskıya dönüşürken, kadınlardan sesiyle, zekasıyla ve aidiyet duygusuyla topluma katkı sağlaması isteniyor. Kadın liderlerin önündeki en önemli engellerden biri, onlara karşı duyulan toplumsal korkular ve yeteneklerinin sürekli sorgulanmasıdır. Açıklamaları ve aldıkları pozisyonlar yoğun bir şekilde incelendiği için, kritik kararlar alırken akıl ve duyguyu dengelemek sürekli bir meydan okuma olarak öne çıkıyor. Bu durum, kadın liderlerin hem kamuoyunda hem de medya ve siyasi alanda saygın bir şekilde kabul edilmesini zorlaştırıyor.
‘Dürzi kadınlar kimliğin ve inancın koruyucuları’
Dürzi halkından Al Jazeera Medya Enstitüsü mezunu, Laval Üniversitesi Uluslararası ve İnsani Hukuk diplomasına ve Harvard Üniversitesi Ortadoğu Dış Politikası diplomasına sahip Başan Dağı’ndan Rama Reda, ajansımıza Dürzi kadınlarının tarihsel ve çağdaş rolüne dair eşsiz bir bakış açısı sundu. Rama Reda, Dürzi kadınlarının toplumun dokusunun ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. Dürzi kadınlarını “tarihte sadece birer gölge değil, toprağın ta kendisi” olarak nitelendiren Rama Reda, onları “kimliğin ve inancın koruyucuları” şeklinde tanımladı. Dürzi toplumunun bütünlüğü ve dini farklılığıyla karakterize edildiğini belirten Rama Reda, kadınların her zaman bu bütünlüğün önemli bir parçası olduğunu ve olmaya devam ettiğini ifade etti.
Rama Reda, Dürzi kadınların tarihsel olarak savaş dönemlerinde erkeklerin yokluğunda toprak ve ev yönetiminde çok kritik roller üstlendiğini söyledi. “Bizler, hem eğitimin merkezi hem de inancın korunmasının kaynağıyız” diyen Rama Reda, Sultan Paşa el-Atrash önderliğindeki Büyük Suriye İsyanı sırasında kadınların isyancıları saklama, malzeme temin etme ve cephe gerisini istikrara kavuşturma gibi görevlerle çatışmanın merkezinde yer aldığını kaydetti. Rama Reda, Dürzi kadınların gücünün dağların sert doğasından etkilendiğini ve coğrafyanın, onları zorlu koşullarda sorumluluk almaya alışkın hale getirdiğini dile getirdi.
‘İki kat sorumluluk bekleniyor’
Dürzi kadınların iki çelişkili imajı yıktığını vurgulayan Rama Reda, “Geleneksel doğu kadını imajı ve siyasi olarak kapalı bir toplum imajı artık geçerli değil. Bugün kadın gazeteciler, avukatlar, siyasi aktivistler ve yerel ile uluslararası liderler, bilgi ve farkındalıklarıyla hem yurt içinde hem uluslararası arenada yankı uyandıran bir söylem oluşturarak ön saflarda yer alıyorlar. Bu varlık, görünüşe değil, zekaya, yetkinliğe, analitik becerilere ve kamuoyunu etkileme kapasitesine dayanıyor” sözlerine dikkat çekti.
Dürzi kadınların toplum içinde açık bir güvene sahip olduklarını dile getiren Rama Reda, “Eğitim bizim için her zaman önceliklidir. Ancak bu güven, her zaman tüm çatışmalarda ve zor durumlarda güçlü kalmamız beklendiği için iki kat sorumluluk getiriyor. Yine de, kadınların siyasi ve medya çatışmalarında yer alacak olması fikrini kabul etmek hala karşılaştığımız en büyük zorluklardan biridir” şeklinde konuştu.
Kimliğin süreklilik sağlaması
8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kadınlara mesajını ileten Rama Reda, sözlerine şöyle devam etti: “Güçlü olun, yeteneklerinizi kullanmayı bilin ve bilginin hem zeka hem de eylem olduğunu kavrayın. Liyakat, güzellikle değil, yetkinlikle inşa edilir. Güzellik kısa süreli kabul sağlayabilir ama kalıcı bir etki bırakmaz. Zamanı geldiğinde yüzleşin, gerektiğinde diplomasiyi savunun ve kadınların ülkenin ayrılmaz bir parçası olduğunu farkındalıklarıyla gösterin.”
Rama Reda, katliam dönemlerinde çocuklarını koruma sorumluluğunu tek başına üstlenen ve güvenlik arayışıyla göç eden kadınların hikayelerini aktararak, “Her hikaye, gücün Dürzi kadınlarına yabancı olmadığını, aksine kimliklerine ve yetiştirilme tarzlarına derinden kök saldığını gösteriyor. Annem böyleydi, ben böyleyim ve çocuklarımı da böyle yetiştiriyorum” dedi. Rama Reda, bu kalıtsal yetiştirme tarzının kimliğin sürekliliğini sağladığını, kadınların görevlerini layıkıyla yerine getireceklerini, kararlı olacaklarını ve asla pes etmeyeceklerini vurgulayarak sözlerini tamamladı.