Tunuslu aktivist: Kadın medyası ataerkil düzeni sorguladığı için hedef alınıyor
Kadın medyası, ataerkil sistemi sorguladığı için yoğun saldırılarla karşı karşıya kalıyor. İnsan hakları aktivisti Mawada Al-Jumai, NUJINHA'ya yönelik siber saldırının kadınların sesini susturma girişimi olduğunu belirterek, dayanışma çağrısı yaptı.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus – Toplumların yaşadığı hızlı kültürel ve toplumsal dönüşüm sürecinde kadın medyası, en fazla tartışma ve çatışma yaratan alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Geleneksel medya kuruluşları ve hakim düşünce akımlarına kıyasla hala daha sınırlı bir yaygınlığa sahip olmasına rağmen, kadın medyası sürekli ve sert saldırı kampanyalarının hedefi olmaya devam ediyor.
Kadın medyasının sınırlı bir alana sahip olmasına rağmen bu denli yoğun tepkilerle karşılaşması, tartışmanın yalnızca kadın hakları talepleriyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Kadın medyası, toplumsal kabulleri sorgulayan, aile ve toplumdaki tarihsel güç dengelerini tartışmaya açan bir yayıncılık anlayışı benimsiyor. Toplumsal cinsiyet rollerini yeniden ele alan ve yerleşik doğruları sorgulayan bu yaklaşım, bunu miras alınmış değerler sistemine yönelik bir tehdit olarak gören çevrelerle doğrudan karşı karşıya geliyor.
Bu nedenle kadın medyasına yönelik saldırılar rastlantısal tepkiler olarak değerlendirilmiyor. Çünkü bu medyanın etkisi, takipçi sayısı ya da yayın alanının genişliğiyle değil, uzun yıllardır süregelen toplumsal yaşam biçimini ve yerleşik güç ilişkilerini sorgulama kapasitesiyle ölçülüyor. Bu tablo, beraberinde şu soruları da gündeme getiriyor: Kadınların meşru hak talepleri ile bu söylemin yarattığı kültürel kaygılar nasıl birbirinden ayrılabilir? Kadın medyasına yönelik saldırıların temelinde, ortaya koyduğu içerik mi var, yoksa dijital çağın görünür kıldığı toplumsal çatışmalar mı yatıyor?
Kadın medyasına yönelik bu saldırılar tesadüfi değil, üstlendiği yayıncılık anlayışının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Çünkü kadın medyası yalnızca kadın haklarını gündeme taşımakla yetinmiyor; aynı zamanda erkek egemen söylemi ve ataerkil sistemin işleyişini de sorguluyor. Ailede, çalışma yaşamında ve kamusal alanda eşitsizliğin yeniden üretilmesini sağlayan görünmez mekanizmaları görünür kılarak, uzun yıllardır doğal ya da geleneksel kabul edilen uygulamaları eleştiri ve tartışmanın konusu haline getiriyor.
Kadın medyası ataerkil düzenin görünmez kıldığı mekanizmaları açığa çıkarıyor
Kadın medyasının ataerkil sistemi ve erkek egemen yapıyı görünür kılması, bu yayınlara yönelik sert tepkilerin temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Çünkü tartışma yalnızca kadınların medeni haklarıyla sınırlı değil, aynı zamanda aile içinde ve toplumda süregelen güç ilişkileri ile otoritenin sorgulanmasını da kapsıyor. Bu yönüyle kadın medyası, yalnızca eşitlik talep eden bir yayıncılık anlayışı olmanın ötesine geçerek, ataerkil düzenin görünmez kıldığı mekanizmaları açığa çıkarıyor. Bu durum ise, kadınların uzun yıllar sessiz bırakılmasına dayanan mevcut düzeni korumak isteyen çevreler tarafından bir tehdit olarak görülüyor.
Bu değerlendirme, yaşanan gerçeklerden uzak değildir. Yakın zamanda kadın haber ajansımız NUJINHA’nın maruz kaldığı siber saldırı da bunun somut örneklerinden biri olmuş, kadın medyasına destek ve dayanışmanın önemini yeniden gündeme taşımıştır.
‘Kadınların sesini susturma girişimi’
İnsan hakları aktivisti Mawada Al-Jumai, yakın zamanda siber saldırıya uğrayan ajansımıza desteğini dile getirerek, NUJINHA'nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki kadınların, çatışma bölgelerinde yaşayan kadınların, Afrikalı kadınların ve genel olarak tüm kadınların sorunlarına odaklanan uzmanlaşmış bir kadın medya platformu olduğunu belirtti. Ajansın, sesini duyuracak bir alan bulamayan kadınların sesi olmayı amaçladığını ifade eden Mawada Al-Jumai, NUJINHA'ya yönelik siber saldırının kadınların sesini susturma girişimi olduğunun altını çizdi. Son siber saldırı karşısında büyük şaşkınlık ve üzüntü duyduğunu duyduklarını kaydeden Mawada Al-Jumai, kadın gazetecilerin tüm zorluklara ve tehditlere rağmen kadınların sesini duyurmak için büyük özveriyle çalıştığının altını çizdi.
Kadın medyası olduğu için ajansı karalama ve tarafsızlığını sorgulama girişimlerini eleştiren Mawada Al-Jumai, kendisinin ve çalışma arkadaşlarının aynı çizgide mücadeleyi sürdürmekte kararlı olduğunun altını çizdi. Mawada Al-Jumai, NUJINHA’nın karşı karşıya olduğu bu zorluklar karşısında dayanışma gösterilmesi ve ajansın desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, bunun korunması gereken önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Mawada Al-Jumai, gazeteciler olarak en büyük hedeflerinin kadınların taleplerinin hayata geçirilmesi ve kalıp yargılara dayanmayan, kadınların gerçek sesini ve haklı mücadelesini yansıtan "gerçek feminizm" anlayışını güçlendirmek olduğunu belirtti.