Majida Hassoun: Saldırılar mücadelemizi azaltmadı, aksine artırdı
Majida Hassoun, Rojava Devrimi’nin dünyada yankı bulmasının nedeninin saldırılar altında gerçekleşmesi olduğunu belirterek, “Devrimimize yönelik saldırılar bizi zayıflatmadı; her tehdide karşı daha fazla başarı elde etme kararlılığımızı güçlendirdi” dedi.
SİLVA EL-İBRAHİM
Kobanê - Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların öncülüğünde başlayan Rojava Devrimi, Suriye krizinden önce süregelen uzun bir mücadelenin devamı olarak ortaya çıktı. 2011’den sonra Özerk Yönetim projesi kapsamında netleşen devrim, kadınları siyasi, askeri ve sosyal alanlarda güçlendirmede benzersiz bir deneyim haline geldi ve çatışma ortamında kadın direnişinin örnek modeli olarak küresel anlamda da dikkat çekti.
Kürt tarihinde bir dönüm noktası: Qamişlo ayaklanması
Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın devrimi bir boşluktan doğmadı. Bunun öncesinde, en önemlisi 2004’teki Qamişlo Kürt ayaklanması olmak üzere bir dizi siyasi ve sosyal gelişme yaşandı. Şehir stadyumunda başlayan bu ayaklanma, Kürt tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu ve yeni bir toplumsal örgütlenme döneminin temelini attı. O dönemdeki sıkı güvenlik önlemlerine rağmen, kadınlar bu süreçte giderek daha belirgin bir rol oynadı.
Fırat Kantonu Kadın Konseyi Sözcüsü Majida Hassoun, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar öncülüğünde başlayan Rojava Devrimi’nin Suriye krizi sonucu ortaya çıkmadığını, yıllardır süren mücadelenin bir kriz sırasında daha fazla öne çıktığını belirtti. Majida Hassoun, 2005 yılında kurulan Yekitîya Star Birliği’nin bugünkü adıyla Kongra Star’ın kadınların Baas yönetimi altında gizlice örgütlendiğini ve o dönemdeki isyan ve kararlılık ruhunu yansıttığını söyledi.
Kadınlar gizlice örgütlendi
Majida Hassoun, “2011’de Suriye krizinin patlak vermesi ve ardından Kürt bölgelerinde 19 Temmuz Devrimi ile Baas rejiminin Qamişlo, Efrîn ve Kobanê’den çekilmesi, kadınların özgürleşmesi için Önder Abdullah Öcalan’ın fikirlerine dayalı siyasi ve sosyal projeleri hayata geçirmek için uygun bir zemin oluşturdu. Bu süreç, Rojava’daki Özerk Yönetim projesi içinde somut örgütsel yapılara dönüştü. Rojava’da kadın devriminin başlaması, Baas rejimi döneminde yürüttüğümüz gizli mücadeleye dayanıyordu. Bu temel, bizi siyasi, diplomatik, entelektüel ve askeri alanlarda yeni bir mücadele aşamasına hazırladı ve cinsiyet eşitliğinin sağlanmasında önemli kazanımlar elde etmemizi sağladı” şeklinde konuştu.
Benzersiz bir mücadele modeli
Rojava Devrimi sırasında Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) kuruldu, konseylerde eşbaşkanlık sistemi benimsendi ve çeşitli alanlarda kadın sorunlarını ele almak üzere uzmanlaşmış kurumlar oluşturuldu. Bu sayede kadın devrimi, 2004’te temelleri atılan ve 2011’den sonra toplumsal rolünü yeniden tanımlamayı amaçlayan kapsamlı bir proje olarak netleşti. Çatışma ortamını aşarak uluslararası alanda tartışma konusu olan bu proje, benzersiz bir mücadele modeli sundu.
Kadınlar öncülüğünde başlayan Rojava Devrimi, IŞİD’in hedefi haline geldi ve şiddetli saldırılara maruz kaldı. Ayrıca Efrîn, Serêkaniyê ve Girê Spî’de Türk işgaliyle de karşı karşıya kaldı. İşgal saldırılarına karşı mücadelenin merkezinde yer alan YPJ, saldırıları püskürtmek ve engellemekte büyük rol oynadı. Kadın savaşçıların cesaretli mücadeleleri ve kararlılıkları, küresel ölçekte bir sembol haline geldi. Aşırıcılığa ve savaşa karşı eşi benzeri görülmemiş bir kadın direniş modeli olarak uluslararası alanda dikkat çekti.
YPJ’nin kendini dünyaya kanıtlayan başarısı
YPJ’nin kadın devrimini hedef alan tüm saldırıları engellemedeki kilit rolüne dikkat çeken Majida Hassoun, IŞİD’in bu devrime ve genel olarak dünyaya yönelik tehditlerini ortadan kaldırmada YPJ’nin başarılı olduğunu vurguladı. Kadınların mücadelesinin sadece askeri alanda olmadığını, aynı zamanda beş bin yıldır toplumda kökleşmiş ataerkil zihniyete karşı yürütülen bir mücadeleyi de içerdiğini belirten Majida Hassoun, değişimin eğitim, azim ve tekrarlarla mümkün olduğunu söyledi.
Majida Hassoun, “Bu, yıllarca süren bir devrim mücadelesinin sonucudur. Devrimimizin küresel çapta yankı bulmasının nedeni, sürekli tehditler ve askeri saldırılar altında yürütülmüş olmasıdır. Kadınların özgürleşmesi mücadelesinden hiç çekinmedik. Devrimimizi hedef alan tüm saldırılar onu azaltmadı, aksine her tehdide karşı daha fazla başarı elde etme kararlılığımızı artırdık” ifadelerini kullandı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutlayan Majida Hassoun, “8 Mart’ın gelişi, ‘Barış ve Demokratik Toplum’ sürecinin ikinci aşamasıyla aynı zamana denk geliyor. Bunu kadınlar olarak mücadelemizi yoğunlaştırmak, bu önemli aşamada rolümüzü oynamak ve tüm kadınları kapsayan demokratik bir Suriye inşa etmek için bir ilham kaynağı olarak görüyoruz. Kazanımlarımızı koruyacak ve Suriye anayasasında yasal güvence altına alacağız” dedi.
‘Barış ve Demokratik Toplum’ çağrısı
Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının önemini vurgulayan Majida Hassoun, sözlerinin sonunda şöyle konuştu:
“Önder Öcalan silahlı çatışma döneminin sona erdiğini ve geleceğin siyaset ve demokrasi yoluyla inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Silah döneminin sona ermesini ve haklara saygı, vatandaşlar arasında eşitlik ile tüm topluluklar arasında diyaloğun güçlendirilmesine dayalı olumlu bir inşa aşamasının başlamasını istedi. Önder Öcalan, demokratik bütünleşmenin barış yasaları gerektirdiğini ve bu süreçte kadınların temel bir itici güç olduğunu belirtti. Kadın katliamları ve aile içi şiddet gibi toplumsal şiddetle mücadele etmenin, kadınların yeni toplumu şekillendirmedeki önemini gösterdiğine dikkat çekti. Demokrasinin şiddet yoluyla değil, haklara saygı ve herkes için eşitlik yoluyla inşa edildiğini açıkladı.”