Kayıp yakınları polis engeline rağmen eylemlerini gerçekleştirdi
İHD ve kayıp yakınları polis engellemesine rağmen kayıpların akıbetini sordu. Bu hafta, karakola çağrıldıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamayan Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’ın akıbeti soruldu.
Amed - İnsan Hakları Derneği Amed Şubesi ve kayıp yakınları “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla düzenledikleri eylemlerinin 885’incisini gerçekleştirdi.
Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesinde bulunan Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, kayıpların olduğu fotoğrafları taşırken, kayıpların resimlerinin olduğu pankartı açtı.
Polis kalkanlarla eylemi engellemek istedi
Açıklamaya siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı. Bu haftaki eylem valiliğin 4 günlük eylem ve etkinlik yasak kararını gerekçe gösteren polisler tarafından engellenmek istendi. Kayıp yakınları 30 yıldır bu alanda olduklarını ve kayıplarının akıbetini sorduklarını ve açıklamadan geri adım atmayacaklarını söyledi. Polisler kalkanlarıyla basın ve eylemdekiler arasında kalkan kaldırarak, basının görüntü almasını engelledi.
Polis kalkanlarının ardında açıklama yapan insan hakları savunucuları 25 Ocak 2001’de Şirnex’ın Silopiya ilçesinde gözaltına da kaybedilen Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) ilçe yöneticileri Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’ın akıbetini sordu.
‘Rojava’da soykırım yapmak istiyorlar’
Hikaye öncesi konuşan İHD Amed Şubesi Kayıp Komisyonu üyesi Fırat Akdeniz Halep ve Rojava yaşanan saldırılara dikkat çekti. Akdeniz, "Rojava'da ağır bombardıman gerçekleştiriliyor, yasa dışı infazlar yapılıyor, yargısız infazlar, kötü muamele, işkence var. Halep'te başlayan savaş tüm Suriye bölgelerine yayılmış durumda . Özellikle Kürt nüfusuna kadın ve çocuklar olmak üzere sivillere dönük korkunç saldırılar gerçekleşti. Şengal katliamının aktörleri başka isim adı altında bölgesel güçler uluslararası güçlerin yardımını alıp soykırım yapmaktadır. Kadın savaşçının bedeni yüksekten aşağı atılıyor. Yine bir YPJ'li savaşçının saçı kesiliyor. Bu durum bizler için, insanlık, dünya için bir utançtır. Dünya bugün biraz huzurluysa bu insanlar sayesindedir. Bugün uluslararası güçler 'endişeliyiz kaygılıyız' demekten başka bir şey demiyorlar. Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz; bu güçlere; bu vahşetin karşısında daha fazla sessiz kalmayın. Bu savaş iyi ve kötülerin savaşıdır. Nasıl ki kötüler yenildiyse kaybettiyse yine kaybedecekler" dedi.
Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’ın hikayesi
Ardından İHD Kayıp Komisyonu üyesi Berfin Elçi tarafından Ebubekir Deniz ve Serdar Tanış’ın okunan hikayesi şöyle: “25 yaşındaki Serdar Tanış ve arkadaşları Silopi’de HADEP ilçe teşkilatı açmak üzere çalışmalara başlar. Çalışma yürütenler ‘Benim bulunduğum bölgede HADEP açılmaz, buna asla izin vermem’ diyen Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı General Levent Ersöz ve Silopi İlçe Jandarma Karakol Komutanı Yüzbaşı Süleyman Can’ın ağır tehdit ve baskısı ile karşılaşırlar. Tüm baskılara rağmen 3 Ocak 2001 tarihinde HADEP ilçe teşkilatı açılır ve Serdar Tanış İlçe Başkanı olur. Sonrasında ise baskılar daha da ağırlaşır.
Karakola çağrıldıktan sonra kaybedildiler
25 Ocak 2001 tarihinde Silopi Jandarma Komutanlığından Serdar Tanış telefonla aranıp Komutanlığa gelmesi istenilir. Serdar Tanış, ilçe yöneticisi Ebubekir Deniz ile birlikte Silopi Jandarma Komutanlığı’na gider ve onlardan bir daha haber alınamaz. Silopi Jandarma Komutanlığı Tanış ve Deniz’i görmediğini söyler. Kamuoyu baskısının artması üzerine Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, Tanış ve Deniz’in 25 Ocak’ta Silopi İlçe Jandarma Komutanlığı’na geldiklerini ama yarım saat kaldıktan sonra ayrıldıklarını açıklar.
‘Tüm girişimler sonuçsuz kaldı’
26 Ocak 2001 tarihinde Tanış ve Deniz’in yakınlarının başvuruları üzerine, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi durumu yazılı olarak Şırnak Valiliğine, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına, Silopi Kaymakamlığına, Olağanüstü Hal Bölge Valiliğine ve TBMM İnsan Hakları Araştırma Komisyonuna bildirerek, gerekli girişimlerde bulunarak adı geçenlerin can güvenliğinin sağlanmasını talep eder. Derneğimiz aynı gün, Olağanüstü Hal Bölge Vali Yardımcılarından biri ile Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığıyla telefon görüşmesi yapar. 26 Ocak 2001 tarihinde Tanış ve Deniz’in yakınlarının başvuruları üzerine avukat Tahir Elçi, Uluslararası Af Örgütüne başvurarak, adı geçenlerin gözaltında kaybolma ihtimali bulunduğunu ve yaşamlarının tehlikede olduğunu belirterek acil eylem çağrısında bulunur. 29 Ocak 2001 tarihinde ise Serdar Tanış’ın babası Şuayip Tanış, Silopi Cumhuriyet savcılığına yazılı başvuru yaparak ‘oğluna yapılan ölüm tehditlerini ve gözaltına alınma olayına ilişkin gelişmeleri’ anlatarak oğlunun akıbeti hakkında bilgi almak için başvuruda bulunur. 29 Ocak 2001 günü Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in kaybettirilmesine ilişkin araştırma yapmak üzere oluşturulan bir heyet, Silopi ve Şırnak’ta resmi makamlarla ve olayın tanıklarıyla resmi görüşmelerde bulunur. Ama tüm girişimler sonuçsuz kalır.
Takipsizlik kararı
Dosya de etkin bir soruşturma yürütülmez ve 2015 yılında takipsizlik kararı verilir. Takipsizlik kararına yapılan itiraz Cizre Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedilir. Bunun üzerine 17 Ağustos 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulur. AYM, 18 Temmuz 2019 tarihinde süre aşımından başvuruyu reddeder. Bunun üzerine AİHM’e başvuru yapılır. AİHM; ayrıntılı ve bağımsız bir soruşturma gerçekleştirilmediğini belirterek Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in kaybedilmesinden devletin sorumlu olduğuna karar vererek Türkiye’yi mahkûm etmiştir.”
Açıklama oturma eylemi ardından son buldu.