‘Kadın sünneti kadın bedenine yönelik bir şiddet biçimidir’
Silêmanîli doktor Münire Ebubekir, kadın sünnetinin sağlık sorunlarının ötesinde kadınların beden bütünlüğünü ihlal eden ve ömür boyu etkileri süren bir şiddet biçimi olduğunu söyledi.
DERİN RAHİM
Silêmanî – Kadın sünneti, kadın dış genital organının keskin bir aletle kısmen ya da tamamen kesilmesiyle gerçekleştirilen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açan zararlı bir uygulama olarak varlığını sürdürüyor. Uzmanlar, kadın sünnetinin fiziksel ve psikolojik etkilerinin ömür boyu devam edebileceğine dikkat çekerek, bu uygulamanın kadınlara yönelik bir şiddet ve insan hakları ihlali olduğunu vurguluyor.
Kadın sünneti, birçok Müslüman toplumun yanı sıra Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinde uygulanmaya devam ediyor. Federal Kürdistan’da da görülen bu uygulama çoğunlukla evlerde ilkel yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Uzmanlara göre, steril olmayan koşullarda yapılan müdahaleler nedeniyle çok sayıda kadın ve kız çocuğu aşırı kanama, enfeksiyon ve çeşitli komplikasyonlar sonucu yaşamını yitiriyor.
‘Kadın bedeninin sakat bırakılmasıdır’
Silêmanîli doktor ve siyaset danışmanı Münire Ebubekir, kadın sünnetinin kadın bedeninin sakat bırakılması anlamına geldiğini belirterek, geçmiş kuşaklarda bu uygulamanın "namusu koruma" ve kadınların cinsel yaşamını kontrol altına alma gerekçeleriyle meşrulaştırıldığını söyledi.
Ancak Münire Ebubekir, bu anlayışın erkek egemen zihniyetin bir ürünü olduğunu ifade ederek, kadın sünnetinin kadınların özgürlüğünü sınırlandırmak amacıyla kullanılan bir araç haline geldiğini belirtti. Uygulamanın çoğunlukla evlerde, steril olmayan ilkel araçlarla gerçekleştirildiğini vurguladı.
‘İnsan hakları ihlalidir’
Kadın sünnetinin enfeksiyon, bakteri ve virüs bulaşması gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirten Münire Ebubekir, uygulamanın psikolojik travma, utanç duygusu, sosyal izolasyon ve beden algısında kalıcı sorunlar yarattığını ifade etti.
Her kadının yaşadığı etkilerin farklı olabileceğini söyleyen Münire Ebubekir, kadın sünnetinin her koşulda kadınlara yönelik şiddetin bir biçimi olduğunu vurguladı. Bu nedenle her yıl 6 Şubat Dünya Kadın Sünnetine Karşı Uluslararası Sıfır Tolerans Günün kapsamında farkındalık çalışmaları yürütüldüğünü hatırlattı.
Kadın sünnetinin bazı bölgelerde doğumdan sonraki ilk haftalarda, bazılarında ise 14 yaşına kadar olan kız çocuklarına uygulandığını belirten Münire Ebubekir, kimi vakalarda yetişkin kadınların da bu uygulamaya maruz bırakıldığını söyledi. Bunun kadınlara yönelik fiziksel ve psikolojik şiddetin yanı sıra açık bir insan hakları ihlali olduğunu dile getirdi.
Her yıl yüz binlerce kadın sünnet ediliyor
Münire Ebubekir, 2016 yılı verilerine göre yaklaşık 200 milyon kadının kadın sünnetine maruz kaldığını, her yıl ise dünya genelinde 400 ila 500 bin yeni vakanın kaydedildiğini aktardı.
Sağlık kuruluşları ve insan hakları örgütlerinin konferanslar, seminerler ve bilinçlendirme kampanyalarıyla bu uygulamanın önüne geçmeye çalıştığını belirten Münire Ebubekir, özellikle kırsal bölgelerde faaliyet yürüten kadın örgütlerinin de kadın sünnetinin zararlarına ilişkin eğitim çalışmaları düzenlediğini ifade etti.
Kadın sünnetinin İslam dininde zorunlu kılındığına dair herhangi bir dini hüküm bulunmadığını vurgulayan Münire Ebubekir, İslam'ın insan bedenine zarar veren her türlü uygulamayı yasakladığını söyledi. Buna rağmen bazı toplumlarda dinin, kadın sünnetini meşrulaştırmak için kullanılmaya devam ettiğini belirtti.