Helebce’de kayıp çocuklar için anma: 38 yıllık bekleyiş sürüyor
Dünya Kayıp Çocuklar Günü kapsamında Helebce’de düzenlenen etkinlikte kayıp çocuklar anıldı, kayıp bir çocuğu simgeleyen heykelin açılışı yapıldı. Yetkililer, Helebce’de halen onlarca kayıp çocuğun akıbetinin bilinmediğini belirtti.
Helebce – 25 Mayıs Dünya Kayıp Çocuklar Günü dolayısıyla Halepçe’de düzenlenen etkinlikte, Enfal ve Helebce Katliamı sürecinde kaybolan çocuklar anıldı. Program kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştirilirken, kayıp çocukları simgeleyen bir heykelin de açılışı yapıldı.
Yetkililerin verdiği bilgilere göre Helebce’de 76 aile halen 119 kayıp çocuğunun bulunmasını bekliyor. Şu ana kadar 8 kişinin akıbetinin ortaya çıkarıldığı, ancak iki dosyanın hala belirsizliğini koruduğu belirtildi.
‘Kayıp çocuklar dosyası soykırımın bir parçası’
Lahey Soykırım Dosyaları Örgütü’nün Helebce sorumlusu Kwestan Ekrem, düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada kayıp çocuklar dosyasının soykırımın bir parçası olduğunu söyledi.
Helebce’de çok sayıda çocuğun kimyasal saldırının ardından kaybolduğunu belirten Kwestan Ekrem, “Bu dosya yıllardır siyasi ve toplumsal birçok sorunla iç içe ilerliyor. Bugün kayıp çocuğu simgeleyen heykelin açılışını gerçekleştirdik. Ayrıca Hawdeng Muhammed tarafından yazılan ‘Garip Bir Yolculuk’ adlı kitabın tanıtımını yaptık. Bu kitap, okuyucunun vicdanına dokunan önemli eserlerden biri” dedi.
‘38 yıldır kapının çalınmasını bekleyen aileler var’
Kayıp çocukların bulunması için çalışmaların sürdüğünü ifade eden Kwestan Ekrem, yıllar sonra bir çocuğun izine ulaşmanın son derece zor olduğunu söyledi.
“38 yıl sonra bugün 40 yaşına yaklaşmış bir çocuğu bulmak kolay değil. Ancak 38 yıldır kapılarının çalınmasını bekleyen anne ve babaların yaşadığı acıyı da görmek gerekiyor” diyen Kwestan Ekrem, kayıp çocuklar dosyasının uluslararası düzeyde takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
Kwestan Ekrem ayrıca Irak Parlamentosu’na beş maddelik bir memorandum sunduklarını belirterek, dosyanın özellikle İran bağlantılı boyutları açısından hukuki mekanizmaların devreye sokulması gerektiğini ifade etti. Soruşturma ve takip süreçlerinin uluslararası düzeyde yürütülmesi çağrısında bulundu.