Fas Kadın Eylem Birliği 7’inci kongresini gerçekleştirdi

Fas Kadın Eylem Birliği’nin Marakeş’te düzenlediği 7’nci kongrede, kadınlara yönelik ayrımcı yasaların değiştirilmesi, dijital şiddete karşı önlem alınması ve kadınların karar mekanizmalarında daha fazla yer alması çağrısı yapıldı.

RAJA KHAYRAT

Fas – Savaşlar, çatışmalar ve halklara, özellikle de kadınlara yönelik katliamların gölgesinde şekillenen uluslararası atmosferde, Fas Kadın Emeği Birliği 16-17 Mayıs tarihlerinde Marakeş’te 7’nci kongresini gerçekleştirdi.

“Onur, eşitlik ve sosyal adalet için” sloganıyla düzenlenen kongrede, Fas toplumunda yaşanan dönüşümler ve bu dönüşümlerin kadınların yaşamına etkileri ele alındı. İki gün süren toplantılarda, kamu politikalarının ve yasaların toplumsal değişimlere uyum sağlayamaması ile toplumsal cinsiyet yaklaşımının etkin biçimde uygulanmaması tartışıldı.

Kongrede kadınların insan haklarına ilişkin birçok konu gündeme gelirken, örgütün yeni yönetim organları da seçildi. Toplantılar, Faslı kadınların karşı karşıya olduğu sorunlara dair yoğun tartışmalara sahne oldu.

Katılımcılar, Fas kadın hareketinin kadın hakları, şiddetin sona erdirilmesi ve her türlü ayrımcılığa karşı verdiği mücadelede önemli dönüm noktalarını değerlendirdi. Ayrıca Fas’ın taraf olduğu uluslararası sözleşme ve yasalar doğrultusunda kadınların tüm haklarına kavuşmasının önemine dikkat çekildi.

Kongre kapsamında konuşan hak savunucusu Saadiye el-Bahi, etkinliğin dijital şiddeti gündeme taşıyan 23’üncü sembolik mahkemeyle başladığını belirterek, kongrenin kadınları ilgilendiren güncel meselelerin tartışıldığı önemli bir mücadele alanı olduğunu söyledi.

Saadiye el-Bahi, kongrenin aynı zamanda örgütsel yapının yenilenmesi açısından da önemli olduğunu ifade ederek, kadınlar için onur ve sosyal adalet taleplerinin yeniden dile getirildiğini kaydetti. Kadınların ekonomik, sosyal, siyasal ve çevresel alanlarda insan haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurgulayan Saadiye el-Bahi, herkes için eşit yurttaşlık temelinde bir ülke talebini yineledi.

Kadınların karar alma mekanizmalarında ve kamusal yaşamda daha fazla yer alması gerektiğini söyleyen Saadiye el-Bahi, kadınların şiddetten uzak, hak ve onurlarının güvence altında olduğu bir toplumun inşasında etkin rol üstlenebilmesi için gerekli imkanların sağlanmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca eşitlik ve fırsat eşitliği kurumlarının etkin biçimde işletilmesi çağrısında bulundu.

Savaşlar ve çatışmalar

Katılımcılar, kongrenin insanlığın vicdanını sorgulatan bir uluslararası ortamda gerçekleştiğini belirtti. Dünyanın, özellikle Gazze’de Filistin halkına yönelik savaşlar, katliamlar ve soykırım suçlarıyla; Sudan, Rojava ve Yemen’deki çatışmalarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca devletlerin egemenliğine yönelik saldırıların uluslararası hukuk ve insan haklarının açık ihlali anlamına geldiği ifade edildi.

Konuşmacılar, dünyada giderek “orman kanunu”nun hakim hale geldiğini, uluslararası hukuk normlarının cezasız biçimde ihlal edildiğini söyledi. Bunun yeni savaş ve çatışma risklerini büyüttüğü, en ağır bedeli ise her zaman kadınların ödediği vurgulandı. Ayrıca bu durumun, barış ve çatışma süreçlerinde kadın haklarını geliştirmeyi hedefleyen uluslararası mekanizmaları da tehdit ettiği belirtildi.

Kadın haklarına ilişkin talepler askıda

Ulusal düzeyde ise kadın hakları alanında kayda değer bir ilerleme yaşanmadığı ifade edildi. Katılımcılar, neoliberal ve çıkar odaklı politikaların yalnızca küçük bir zengin kesime hizmet ettiğini, bunun da yoksulluk, güvencesizlik ve hayat pahalığını artırdığını söyledi.

Kadın hareketinin uzun süredir değiştirilmesini talep ettiği Ceza Yasası’nın kadınlara yeterli koruma ve adalet sağlamadığı belirtilirken, Aile Yasası reform sürecinin de durdurulduğu kaydedildi. Hükümet tarafından açıklanan düzenlemelerin kadınlar için eşitlik ve temel hakları güvence altına almadığı ifade edildi.

Ayrıca Ceza Muhakemesi Yasası, Medeni Usul Yasası ve eğitim yasaları gibi birçok düzenlemede toplumsal cinsiyet perspektifinin dikkate alınmadığı vurgulandı. Kadına yönelik şiddetle ilgili 103-13 sayılı yasa ile Eşitlik ve Ayrımcılıkla Mücadele Kurumu’na ilişkin düzenlemelerin de yetersiz kaldığı belirtildi.

Katılımcılar, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin yaygınlığına dikkat çekerek, ulusal araştırmalara göre kadınların yüzde 54,4’ünün şiddete maruz kaldığını aktardı. Ülke genelindeki Kadın Emeği Birliği’ne bağlı destek merkezlerinin her gün çok sayıda mağduru kabul ettiği ve özellikle dijital şiddet, şantaj, cinsel taciz, tehdit ve özel görüntülerin izinsiz paylaşılması gibi vakalara ilişkin raporlar hazırladığı ifade edildi.

Kadınların geçindirdiği aileler

Kongrede, Fas toplumunun hızlı sosyo-demografik dönüşümler yaşadığına dikkat çekildi. Çekirdek ailenin artık temel aile modeli haline geldiği ve ailelerin yüzde 73’ünü oluşturduğu belirtildi. Ayrıca tek ebeveynli ailelerin büyük ölçüde kadınlardan oluştuğu, kadınların geçimini sağladığı aile oranının yüzde 90,7’ye ulaştığı ifade edildi. Bu kadınların çoğunluğunu boşanmış ya da dul kadınların oluşturduğu kaydedildi.

Katılımcılar, yaşanan toplumsal değişimlere uygun yeni politikalar ve yasal düzenlemeler yapılması çağrısında bulunarak, kadınların yaşadığı yapısal eşitsizliklerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Kadın hareketinin taleplerinin toplumsal gerçeklikler doğrultusunda güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

Sonuç bildirgesi ve talepler

Kongrenin sonunda yayımlanan bildiride, savaş ve çatışma bölgelerindeki kadınlarla ve tüm ağır hak ihlallerinin mağdurlarıyla koşulsuz dayanışma içinde olunduğu ifade edildi.

Katılımcılar, anayasa hükümlerinin, uluslararası yükümlülüklerin ve kadınların insan haklarına ilişkin tüm sözleşmelerin etkin biçimde uygulanmasını talep etti. Ayrıca toplumsal cinsiyet perspektifine dayalı kamu politikalarının geliştirilmesi ve kadınların ihtiyaçlarının tüm kalkınma programlarında dikkate alınması çağrısı yapıldı.

Bildirgede, başta Aile Yasası, Ceza Yasası ve kadına yönelik şiddetle ilgili 103-13 sayılı yasa olmak üzere ayrımcı düzenlemelerin değiştirilmesi istendi. Kadınların korunmasına yönelik mekanizmaların güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet suçlarında cezasızlığa son verilmesi gerektiği vurgulandı.

Kongrenin öne çıkan talepleri arasında, çalışma yaşamında şiddet ve cinsel tacizin önlenmesine ilişkin 190 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi ile buna bağlı 206 sayılı tavsiye kararının onaylanması da yer aldı. Ayrıca kadınların siyasi, ekonomik ve diplomatik karar alma mekanizmalarındaki temsilinin artırılması çağrısı yinelendi.