Evin Cumaa: Sessizlik suç ortaklığıdır
Suriye İnsan Hakları Derneği Yöneticisi Evîn Cumaa, 2025 yılında yüzlerce sistematik kadın hak ihlalinin belgelendiğini belirterek şöyle dedi: “Sessizlik suç ortaklığıdır, medya toplum haklarını koruyan ikinci ordudur.”
NEXEM ÇAÇAN
Qamişlo – 2025 yılı, ihlaller ve zorlukların yoğunlaştığı bir yıl oldu. Suriye İnsan Hakları Derneği, insan onurunu korumanın ön cephesi olarak öne çıktı. Hiçbir ihlal belgesiz, hiçbir dava çözümsüz kalmadı. Dernek, yasal yollar, savunma ve farkındalık etkinlikleriyle hak mücadelesi verdi. Siyasi ve insani krizlerin ardı ardına geldiği karmaşık gerçeklikte suçları takip etti, tanıklıkları belgeledi ve hak ihlallerine maruz kalanlara destek oldu. Periyodik raporlar, yasal dosyalar ve farkındalık etkinlikleriyle gerçeği ortaya çıkarmaya, kamuoyuna ve ilgili kurumlara sunmaya çalıştı.
İnsan hakları savunması geçici bir dönem değildir
Dernek, ihlallere karşı sessizliğin suç ortaklığı olduğunu vurguladı. İnsan hakları alanının daralmasına ve birçok olayda hesap verilebilirliğin olmamasına rağmen saha ekipleri kararlılıkla devam etti; yaşama, özgürlük ve adalet haklarını öncelikli gördü. Bu yıllık rapor sadece sayı ve istatistik derlemesi değil; sürekli korunması gereken insan hakları gerçeğinin belgelenmiş tanıklığıdır.
Suriye İnsan Hakları Derneği Yöneticisi Evîn Cumaa, 2025 yılı çalışmalarını ajansımıza değerlendirdi.
Araştırma komiteleri kuruldu
Evîn Cumaa, 14 yılı aşkın süredir askeri operasyonların artması nedeniyle devam eden insan hak ihlallerinin belgelendiğini belirtti. Evin Cumaa, toplumsal durum ve halklara yönelik şiddete dikkat çekerek şöyle devam etti: “Suriye’ye uygulanan ablukanın genel sonuçları ve savaş koşulları nedeniyle kadın ve çocuklara yönelik şiddeti takip etmek zordu. Baas rejiminin çöküşünden sonra Suriye içindeki durumu takip etmek kolay değil; Suriye halkına yönelik çok saldırı yapıldı. Baas rejiminin çöküşünden sonra çıkarılan birçok yasa kadın haklarına ve varlığına karşıydı. Sahil, Suveyda ve Hims’teki saldırılar sonucu araştırma komiteleri ortaya çıktı. Özerk Yönetimin yasal standartlarının ne ölçüde uygulandığı, eksikliklerin nerede olduğu ve ilerlemenin nerede gerektiği seminer ve panellerle tartışıldı, ilgili yerlerle paylaşıldı.”
‘174 kişi öldürüldü’
Evîn Cumaa, bir yılda ihlallerin yüksek oranda olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: “174 kişi öldürüldü, bunların 20’si işgal altındaki Efrîn’deydi. Şiddet, savaş ve çatışmalar sonucu 156 kişi yaralandı ve ölümle yüz yüze kaldı. 175 kaçırılma ve tutuklama vakası ortaya çıktı; bunların 11’i kadın, 2’si çocuktu; 168 olay işgal altındaki Efrîn’de gerçekleşti. Çete zindanlarındaki 600 kişi Rayî ve Hewar Kilis zindanlarına nakledildi.”
‘Çocuklarına cihatçı fikri dayatıyorlar’
Yerlerinden edilenler için rapor çıkarıldığını kaydeden Evin Cumaa, “Roj ve Hol kampları var. DAIŞ aileleri orada yaşıyor, sayı çok yüksek. Bu yüzden yardım az ulaşıyor. Özerk Yönetim onlara yer sağladı. Yaşam ihtiyaçları için bazı bağımsız ve uluslararası dernekler yardım sunuyor. Kamplardaki çocuklara aileleri tarafından çok ihlal yapılıyordu. Cihatçı fikri çocuklarına zorla dayatıyorlar. Ülkeleri onları geri kabul etmiyor. Durumları çok takip edildi. Zindan durumunun takibi devam ediyor. Şikâyet olursa zindan yönetimleriyle paylaşıyoruz” dedi.
Sosyal medyada kadın haklarına karşı nefret söylemi
Evîn Cumaa, derneğin kadınlar ilişkin konuları daha fazla takip ettiğini dile getirerek, “Kadınlara yönelik toplumsal şiddet, kadın hakları dernekleriyle takip edildi. Çok farkındalık kampanyası yürüttük, bazı kadın gruplarına psikolojik destek verdik. İntihara sürüklenen kadınların dosyalarını takip ettik. Kadın haklarına karşı birçok yasal konuyu, Suriye ile BM arasında imzalanan sözleşmelere aykırı konuları takip ettik. Sosyal medyada kadın haklarına karşı nefret söylemleri çok takip edildi. Kadın ve çocukların haklarını koruyabilmesi için Özerk Yönetim ve ilgili örgütlerle tartışmalar yapıldı. Sonuçta Özerk Yönetim tarafından Siber Suçlar Yasası onaylandı” ifadelerini kullandı.
Evîn Cumaa, belgelenen konuların doğrulanması hakkında da bilgi verdi. BM uluslararası standartlarına göre bu konuda eğitim aldıklarını belirten Evîn Cumaa şöyle dedi: “Mağdurlar ya da olaya tanıklık edenler var. İşgal bölgelerindeki olaylara ulaşamıyorduk; oradan çıkanların tanıklıklarını alıyorduk. Her olay için bireysel dosya hazırlıyorduk. İki tanık doğrulamadan belgelemeyiz.”
‘Mahkemeler kurulmalı’
Evîn Cumaa, 2025’te ihlallerin önceki yıllardan daha fazla olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “İhlaller durdurulmadı, yıl yıl artıyor. Baas rejiminin çöküşünden sonra ihlaller yeni biçimde yapıldı. Kayıp kişilerin bulunmasını umuyorduk ama zindanların örgütsüz açılması çok şüphe yarattı, birçok kişi kayboldu. Belgeleme delilleri kayboldu, büyük sorundu. Baas çöküşünden sonra yeni geçici dönem başladı. Mahkemeler kurulmalı. Mevcut dosyalar için mahkeme açılmasını istedik ama mahkemelerin önüne geçildi. Yargı konularında hâlâ belirsizlik var.”
‘İhlallerin belgelenmesi temel bir iştir’
Evîn Cumaa, Özerk Yönetimin İnsan Hakları Derneği’ne çok destek verdiğini belirterek şöyle devam etti: “Geçici yönetimin ilan ettiği yasalar zorluk yaratıyor. Yargıya müdahale var. Çünkü Anayasa ilanına göre yargı bağımsız olmalı. Ama görüldüğü gibi hâkim atamaları Suriye Cumhurbaşkanı tarafından yapılıyor, yani hâkim bağımsız değil. Özerk Yönetim İnsan Hakları Derneği’ne çok yardımcı. Suriye içinde ihlallerin belgelenmesi fikrinin kabul edilmemesi zorluk yaratıyor. İhlallerin belgelenmesi temel bir iştir. Çünkü 14 yıllık savaşta çok hak kaybedildi. Kadın ve çocuklara yönelik ihlaller belgeleniyor ve durdurulmalı. Mağdurlara destek verilmeli.”
‘Medya toplum haklarını koruyan ikinci ordudur’
Evîn Cumaa, medyanın haklardaki rolüne dikkat çekti. Medyanın halkın sesi olduğunu belirten Evîn konuşmasını şöyle tamamladı: “Halka çağrımız: Sesinizi kaybetmeyin, sessizliği kırın, yapılan ihlalleri görünür kılın. Demokratik, hak temelli bir Suriye inşası için ortak yıllık rapor hazırlanmalı. Medya da toplum haklarını koruyan ikinci ordudur; medya halkın sesidir ve halkın sesi bastırılmamalıdır.”