Ekonomist Samar Harun: Gazze’de sürdürülebilir bir yaşam için acil önlemler alınmalı

Gazze Şeridi, savaş ve kuşatmanın etkisiyle ekonomik olarak felç olmuş durumda. Ekonomist Samar Harun, mevcut krizlerin halkı temel ihtiyaçlarla sınırlı yaşamaya zorladığını ve sürdürülebilir toparlanma için acil önlemler gerektiğini söyledi.

RAFIF ESLEEM

Gazze – Gazze Şeridi, kuşatma altında olması ve savaşın getirdiği karmaşıklıklar nedeniyle son derece zor bir ekonomik ve insani dönemden geçiyor. Yaygın yıkım, saldırı öncesinde var olan krizlerle birleşerek, yeni ve güvenilir bir ekonomik sistem kurmayı imkansız kılıyor. Bu durum, "enkaz ekonomisi" olarak adlandırılan yeni bir ekonomi türünün ortaya çıkmasına yol açtı.

‘Mevcut durum kötüden kötüye gitti’

Gazze’deki ekonomik durumu değerlendiren ekonomist ve akademisyen Samar Harun, saldırı öncesi koşulların çok fazla değişmediğini, ancak mevcut durumun kötüden daha da kötüye gittiğini belirtti. Samar Harun,  “İşsizlik yüzde 90-95 seviyesinde, nüfusun neredeyse tamamı gıda güvensizliğiyle karşı karşıya ve yoksulluk oranı yüzde 98. Mevcut krizle birlikte ekonomi tamamen felç olmuş durumda. İş kayıpları, maaşların ödenmemesi, sınırlı mal arzı ve hızla yükselen fiyatlar nedeniyle halk insani yardımlara daha fazla bağımlı hale geldi” dedi.

‘Üretim sektörleri yok edildi’

Gazze Şeridi’ndeki ekonomik yaşamın, savaş ve kuşatmanın etkisiyle neredeyse felç olduğuna dikkat çeken Samar Harun, “Tüm üretim sektörleri yok edildi, çoğu ekonomik faaliyet durdu, tedarik zinciri aksadı, fiziki sermaye kayboldu ve altyapıya yaygın zarar verildi. Askeri operasyonlar şehre iki yönlü zarar verdi: Sabit sermaye yok oldu, arazi kullanımı durdu ve ekonomik faaliyetler yeniden başlayamıyor. Enkazın kaldırılması büyük bir mali yük oluşturuyor, yatırımı ve yeniden yapılanmayı engelliyor, halk sağlığını ve çevreyi olumsuz etkiliyor, işsizlik artıyor ve binlerce aile evlerini kaybetti. İnsanlar barınma, gıda, iş ve sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta ciddi zorluk çekiyor ve harcamalarını yalnızca en temel ihtiyaçlarla sınırlamak zorunda kalıyorlar” sözlerine dikkat çekti.

‘Yeniden yapılanma programlarına hızlı geçiş yapılmalı’

Gazze’de bazı girişimlerin devam ettiğini söyleyen Samar Harun, “Ancak yakın zamanda başlatılanları proje olarak adlandıramayız, çünkü bunlar kısa vadeli, kısmi iyileşme sağlıyor ve çoğunlukla kalkınmadan çok yardıma odaklanıyor. İstikrarlı bir yatırım ortamı yok ve insanların hareket özgürlüğü kısıtlı olduğu sürece elde edilen başarılar sınırlı kalıyor. Gerçek bir toparlanma için acil durum projelerinden sürdürülebilir ekonomik yeniden yapılanma programlarına hızlı bir geçiş yapılması gerekiyor” uyarısında bulundu.

’50-70 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç var’

Gazze’de ‘enkaz ekonomisi’ devam ettiği sürece, vatandaşların eğitim, sağlık ve diğer altyapı rehabilitasyonu gibi temel hizmetlere yönelmek zorunda kalacağını aktaran Samar Harun, “Bu nedenle, özellikle kadınlar tarafından yürütülen küçük projeler genel ekonomik çıktıyı artırmasa da ailelerin hayatta kalmasına ve temel ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı oluyor. Enkaz ekonomisini ortadan kaldırmak ve sektörü yeniden inşa etmek için ise 50 ila 70 milyar dolar arasında bir kaynağa ihtiyaç var. Uluslararası toplum, Gazze Şeridi’nin toparlanmasında çok önemli bir rol oynayabilir; fon sağlayarak, ticaret kısıtlamalarını kaldırarak ve uzun vadeli üretken projeleri destekleyerek. Uluslararası kurumların özellikle tarım, küçük ölçekli sanayi ve temel hizmet sektörlerini desteklemeye odaklanması gerekiyor, çünkü bu sektörler doğrudan istihdam yaratıyor ve ekonomik döngüyü canlandırmaya yardımcı oluyor” diye belirtti.

Şehrin yeniden inşası için kimi öneriler

Acilen enkaz kaldırma, altyapıyı yeniden inşa etme, üretken sektörleri destekleme, istihdam yaratma ve geçiş noktalarını açma gibi önlemlere ihtiyacı olduğunu sözlerine ekleyen Samar Harun, son olarak şu ifadelerde bulundu: “Böylece Gazze, yardıma bağımlı bir ekonomiden sürdürülebilir ve üretken bir ekonomiye dönüşebilir. Eğer hiçbir önlem alınmazsa, yoksulluk oranları artacak ve bu durum uzun süreli ekonomik daralmaya, insani yardıma tam bağımlılığa ve gelecekteki toparlanma kapasitesinin azalmasına yol açacaktır. Mevcut krizin günlük iş süreçlerini zorlaştırdığını görüyoruz, bu, halkı sadece hayatta kalmaktan öte ekonomik toparlanma ve gelecek planlamasına odaklanmaya zorluyor. Ayrıca şehrin yaklaşık yarısı enkazla kaplı, eğer bu enkaz iyi planlanmış ve etkili bir şekilde geri dönüştürülürse, önemli bir kaynak haline gelebilir.”