Faslı aktivist: YPJ’ye destek kadın dayanışmasında yeni dönemi gösteriyor

YPJ’ye destek kampanyasını değerlendiren Souad Taoussi, sınır ötesi kadın dayanışması kavramının son yıllarda sembolik bir dayanışmadan daha hak temelli bir yapıya evrildiğini belirterek, kadınların artık kendi deneyimlerini ifade edebildiklerini söyledi.

HANAN HARITE

Fas – Kuzey-Doğu Suriye’de Kadın Hareketleri ve Örgütleri Ortak Eylem Platformu, 26 Nisan’da Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) için bir destek kampanyası başlattığını duyurdu. Platform, “Hepimiz YPJ’yiz” ve “YPJ bizi temsil ediyor” sloganlarıyla, demokratik birlik çerçevesinde Suriye ordusuna katılım çağrısında bulundu.

Sınır ötesi kadın dayanışması kampanyalarının artmasıyla birlikte, son dönemde YPJ’nin resmi olarak tanınmasına yönelik çağrılar öne çıktı. Bu tartışmalar, çatışma bölgelerinde kadınların güvenlik ve toplumsal koruma alanlarındaki rolü etrafında yoğunlaşırken, Ortadoğu ve Afrika’nın farklı ülkelerinden aktivist, araştırmacı ve feminist kadınların destek mesajları da dikkat çekti. Dijital platformların uluslararası kadın tartışmalarında giderek daha etkili hale gelmesiyle, kadınlara ilişkin meseleler yerel alanlardan küresel gündeme hızla taşınmaya devam ediyor.

‘Kadınların sesleri uluslararası kampanyalara dönüşüyor’

Faslı insan hakları aktivisti Souad Taoussi, sınır ötesi kadın dayanışması kavramının son yıllarda sembolik bir dayanışmadan daha hak temelli bir yapıya evrildiğini belirterek, kadınların artık kendi deneyimlerini doğrudan ifade edebildiklerini söyledi. Souad Taoussi, dijital platformların bu dönüşümde kritik rol oynadığını, çatışma bölgelerindeki kadınların artık küresel kamuoyundan izole olmadığını ve seslerinin uluslararası kampanyalara dönüşebildiğini ifade etti.

YPJ’nin kadınların dönüşümündeki rolü

YPJ’nin deneyimine değinen Souad Taoussi, kadınlara yönelik koruma birliklerinin kurulmasının çatışma bölgelerinde kadınlara dair dönüşümlerin önemli bir örneği olduğunu ve geleneksel kadın politikalarının ötesine geçen bir deneyim sunduğunu söyledi. Souad Taoussi, Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın deneyimlerinin, içinde bulunduğu özel koşullara rağmen küresel ölçekte kadın hakları, özgürlük ve onur talepleriyle kesiştiğini vurguladı.

‘Kadınlar farklı koşullara rağmen şiddet biçimlerini paylaşıyor’

Souad Taoussi, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadın örgütlerinin deneyiminin, kadınların mağduriyet konumundan çıkarak gerçekliği etkileyebilen ve güvenlik kavramlarını feminist bir bakış açısıyla yeniden tanımlayabilen bir eylemlilik konumuna nasıl geçtiklerine dair soruları gündeme getirdiğini ifade etti. Souad Taoussi, “Farklı siyasi, coğrafi ve kültürel bağlamların kadın sorunlarına dar yaklaşımlar yerine daha kapsayıcı bir bakış açısı gerektirdiğine inanıyorum. Kadınlar farklı koşullara rağmen çoklu şiddet ve dışlanma biçimlerini paylaşıyor; bu nedenle deneyimlerinin daha bütüncül şekilde anlaşılması gerekiyor” dedi.

Kadın deneyimlerini farklı okuyabilmek

Ayrıca, bu kadın örgütlerinin tanınmasını talep eden kampanyaların, sınır ötesi kadın dayanışmasında yaşanan dönüşümlerin bir parçası olarak anlaşılabileceğini belirten Souad Taoussi, bu dayanışmanın artık kadınları yalnızca mağdur olarak savunmakla sınırlı kalmayıp, onların güvenlik, siyaset, direniş ve kendi meselelerini ifade etme alanlarında aktif aktörler olarak tanınmasını da içerdiğini dile getirdi. Toplumsal cinsiyet yaklaşımının gücünün, doğrudan siyasi kamplaşmaları ve hazır medya kalıplarını aşabilme kapasitesinde yattığını aktaran Souad Taoussi, kadın deneyimlerinin tarihsel, siyasi, toplumsal ve kültürel koşulları içinde okunması gerektiğini ifade etti.

Eleştirel bir anlayış geliştirmek

Souad Taoussi, sınır ötesi kadın dayanışmasının ise hazır ideolojik pozisyonlar benimsemek değil, kadın deneyimlerinin çeşitliliğini tanıyan ve onların güvenlik, özgürlük, onur ve adalet konularında kendi söylemlerini üretme hakkını kabul eden eleştirel ve sorumlu bir anlayış geliştirmek olduğunu vurguladı. Souad Taoussi, sözlerinin sonunda, kadınların, uluslararası sözleşme ve anlaşmaların da öngördüğü şekilde, tam hak sahibi aktörler olarak görülmesi gerektiğini söyledi.