BM Kadın Birimi: 11,7 milyon kadın gıda güvensizliği riskiyle karşı karşıya
Ortadoğu’daki tırmanış ve artan gıda fiyatlarının 28 ülkede 11,7 milyon kadın ve kız çocuğunu daha gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bırakabileceği uyarısında bulunan BM Kadın Birimi, “Kalıcı ve sürdürülebilir çözümlere ihtiyaç var” dedi.
Haber Merkezi - Silahlı çatışmalar ve uzun süreli krizler, dünya genelinde kadınların iş, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlarken, yoksulluk, yerinden edilme ve şiddet riskini artırıyor. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), Ortadoğu’daki tırmanış ve Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlığın sürmesi, gıda fiyatlarının yükselmesi ve geçim kaynakları üzerindeki baskının artması nedeniyle 28 ülkede yıl sonuna kadar 11,7 milyon kadın ve kız çocuğunun daha gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.
Birimin yeni analizine göre, gelişmelerin “orta senaryoya” göre ilerlemesi halinde yaklaşık 22 milyon kişi daha gıda güvensizliği yaşayabilir. Bu kişilerin yüzde 53’ünü kadınlar ve kız çocukları oluştururken, söz konusu sayı, araştırma kapsamındaki ülkelerde halihazırda gıda güvensizliği veya yetersiz beslenme yaşayan yaklaşık 208 milyon kadın ve kız çocuğuna eklenecek.
‘Kadın ve kız çocukları krizin etkilerine karşı daha savunmasız’
Raporun sonuçlarını sunan Birimin İcra Direktör Yardımcısı Nieradzai Gumbonzvanda, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu ülkelerde gıda güvensizliği riskiyle karşı karşıya olan kadın ve kız çocuklarının sayısının daha fazla olduğunu belirtti. Nieradzai Gumbonzvanda, Güney Sudan, Sudan, Haiti, Yemen ve Filistin’de ise çatışma, yerinden edilme, ekonomik ve insani krizlerin kadınların karşı karşıya olduğu kırılganlıkları artırdığına dikkat çekti. Nieradzai Gumbonzvanda, bu koşulların, özellikle uzun süreli çatışmaların yaşandığı, temel hizmetlerin zayıf ve kaynaklara erişimin sınırlı olduğu bölgelerde kadın ve kız çocuklarını krizlerin etkilerine karşı daha savunmasız hale getirdiğinin altını çizdi.
Lübnan’da gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacak kadın ve kız çocuklarının sayısındaki artışın, ülkedeki toplam kadın nüfusunun yaklaşık yüzde 4’üne ulaşabileceği belirtildi. Bu oran, rapor kapsamındaki ülkeler arasında en yüksek oranlardan biri.
‘Kadınlar düşük kaliteli beslenmeye yöneliyor’
Gıda krizlerinin herkesi aynı şekilde etkilemediğini belirterek, kadınların aile içinde gıda kıtlığının yükünü çoğu zaman ilk üstlenenler olduğunu dile getiren Nieradzai Gumbonzvanda, kadınların aile bireylerinin ihtiyaçlarına öncelik vermek için kendi gıda paylarını azalttığını, bazı öğünleri atladığını ve daha düşük kaliteli beslenmeye yöneldiğine dikkat çekti. Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin gıdaya ve gerekli kaynaklara erişimi doğrudan etkilediğini kaydeden Nieradzai Gumbonzvanda, istihdam ve finansal hizmetlere erişimdeki eşitsizliklerin kadınların ekonomik ve insani krizlerle başa çıkma kapasitesini sınırladığını vurguladı. Mısır, Irak, Filistin, Sudan ve Suriye’de kadınların yüzde 80’inden fazlasının iş gücü piyasasının dışında olduğunu kaydeden Nieradzai Gumbonzvanda, Irak, Lübnan ve Yemen’de ise her beş kadından birinin banka hesabına veya mobil para hesabına sahip olduğunu ifade etti.
‘Kadınların hizmetlere erişimi güvence altına alınmalı’
Gıda ve nakit yardımları; beslenme, koruma, geçim kaynakları ve tarımsal destek programlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Nieradzai Gumbonzvanda, sözlerine şöyle devam etti:
“Kadınların toprağa, krediye, hizmetlere ve üretim varlıklarına erişimi güvence altına alınmalı. Kaynaklar; çatışmalar, iç yerinden edilme, iklim değişiklikleri, insani finansman açıkları ve yapısal ayrımcılıktan kaynaklanan iç içe geçmiş risklerle karşı karşıya kalan kadın ve kız çocuklarının bulunduğu bölgelere acilen yönlendirilmeli. Kadın ve kız çocuklarının deneyimleri veri ve istatistiklerde daha açık biçimde yer almalı. Bu, gıda güvensizliğinden en fazla etkilenen kesimlerin belirlenmesine, gelir kaynaklarının kaybının, ücretsiz bakım işlerinin artan yükünün ve beslenme ve korumayla bağlantılı risklerin izlenmesine yardımcı olacaktır. İnsani ve ekonomik müdahaleler önemli olmakla birlikte kadın ve kız çocuklarının yaşadığı sorunları sona erdirmek için tek başına yeterli değil. Barış ve güvenliğin sağlanması, krizin kök nedenleriyle mücadele etmenin temel koşuludur.”
‘Kalıcı ve sürdürülebilir çözümlere ihtiyaç var’
Nieradzai Gumbonzvanda, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin yalnızca gerilimin azaltılması ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesi çağrısında bulunmadığını belirterek, kalıcı ve sürdürülebilir çözümlere ihtiyaç olduğunu söyledi. Nieradzai Gumbonzvanda, tüm taraflara bölgesel ve uluslararası düzeyde barış ve güvenliği güçlendiren diplomatik süreçleri destekleme çağrısında bulundu.