DEM Parti’den kadın katliamlarına karşı görüşme önergesi

DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, kadın katliamlarına karşı etkin önlemler alınması amacıyla Meclis Genel Kurulu’nda genel görüşme açılmasını talep etti.

Haber Merkezi- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda kadın katliamlarının yapısal nedenlerinin araştırılması için genel görüşme talep etti. Halide Türkoğlu, koruyucu yasaların etkin uygulanmaması, cezasızlık politikaları ve kadınları koruyan mekanizmaların tasfiye edilmesinin, her gün kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde ihlal edilmesine yol açtığını vurguladı.

‘Acilen kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalıdır’

Önergenin gerekçesinde, bir günde 6 kadının katledilmesiyle gelinen noktaya dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Sadece 24 saat içinde 6 kadının, sırf kadın oldukları için hayatlarının ellerinden alınması, toplumsal ve siyasal bir kriz olarak ele alınmalı; acilen kapsamlı bir eylem planı hazırlanmalıdır. Katledilen kadınların yaşam öyküleri ve onların ölümüne neden olan süreçler, durumun yakıcılığını ve sistemin ihmallerini gözler önüne sermekte, şiddetin münferit olmadığını; devlet politikaları, koruma mekanizmalarının eksikliği ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle beslenen sistematik bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.”

‘Kadınları koruma sorumluluğu yerine getirilmiyor’

Evliliklerini sonlandırmak isteyen kadınların erkek devlet şiddetinin hedefi olduğu ve arabuluculuk mekanizmalarının boşanmayı zorlaştırdığı belirtildiği önergeye şöyle devam edildi:

“Tüm bu yaşanılanlar kadına yönelik şiddetle mücadelede var olan mekanizmaların kadınları korumadığı gibi siyasi iktidarın bu mekanizmaları güçlendirmeye dönük yeteri düzeyde sorumluluk almadığını ortaya koymaktadır. Kadın katliamları en çok ‘aile’ içerisinde gerçekleştirilirken aileyi güçlendirmeye dönük politikalarla bu cinayetlerin beslendiği görülmektedir. Şiddet gören kadının karakollar başta olmak üzere başvurduğu merkezlerde çalışan personeller tarafından erkeklik kodlarıyla yönlendirilmesi, susturulması birçok kadının bu merkezlere başvurmasının önündeki yine en büyük engel olmuştur. Kadına yönelik suç işleyen faillere iyi hal indirimlerinin uygulanması, cezasızlık politikaları ile ödüllendirilmesi failleri güçlendirirken kadınların adli makamlara güven duymamasına neden olmaktadır. Nitekim geride bıraktığımız 2025 yılının katledilen 294 kadının büyük çoğunluğu boşanmak istediği için, kendi hayatları hakkında karar almak istediği için katledilmiştir. Aynı yıl içerisinde 297 kadının ölümü şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçerken bu ölümlerin aydınlatılmaması kadınların yaşamlarını korumakla yükümlü olan iktidarın, ilgili bakanlıkların ve kurumların kadınların yaşamını korumaya dönük sorumluluğunu yerine getirmediğini göstermektedir.”

‘Kadınlar desteklenmeli’

Önergenin devamında sorumluluklar hatırlatılarak “İstanbul Sözleşmesinin her bir maddesi bu yaşamları korumaya dönük yükümlülükler içermesine rağmen sözleşmenin feshedilmesi, özellikle siyasetin diline bulaşan eril söylemlerle cinsiyetçiliğin, nefret suçlarının körüklenmesine dönük politikaların savunulması kadın cinayetlerindeki artışın temel nedenleri haline gelmiştir. Nitekim bu cinayetleri önlemeye dönük mekanizmaları güçlendirmenin yolu da cinsiyetçiliğin üretildiği bu kurumları dönüştürmekle birlikte kadınların haklarını, hayatlarını en yerelden koruyacak yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, desteklenmesidir. Kadın cinayetlerindeki artışın ardındaki yapısal nedenlerin araştırılması, yaşam hakkı korunmayan 6 kadının hangi kamusal ihmaller ve kurumsal sorumluluklar nedeniyle korunamadığının açığa çıkarılması, mevcut yasal düzenlemelerin neden etkili biçimde uygulanmadığının tespit edilmesi ve kadınların özgür ve eşit yaşamını esas alan yeni, caydırıcı ve bütüncül politikaların hayata geçirilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 102. maddeleri gereğince Genel Görüşme açılmasını arz ve talep ederim” ifadelerine yer verildi.