Cezayir’de Sudanlı kadınlarla dayanışma: Sessizliği kırma zamanı

Leha Vakfı’nın düzenlediği “Sudanlı Kadınlar… Dinmeyen Acı” başlıklı oturumda, çatışma sürecinde kadınlara yönelik hak ihlalleri ele alındı. Aktivistler, uluslararası toplumu Sudanlı kadınların yaşadığı ağır tablo karşısında acil harekete geçmeye çağırdı.

NECVA RAHİM

Cezayir – “Leha Vakfı”, 27 Şubat günü “Sudanlı Kadınlar… Dinmeyen Acı” başlıklı bir dayanışma oturumu düzenledi. Etkinlik, Sudan’da süren çatışmalar gölgesinde Sudanlı kadınların yaşadığı zorluklara dikkat çekmeyi amaçladı. Sivil toplumun ihlaller karşısında sessizliği kırma çabalarının bir parçası olarak gerçekleştirilen oturumda, yeterince görünürlük kazanmayan acı ve direniş hikâyelerine dikkat çekildi.

Organizasyon, Sudanlı kadınların içinde bulunduğu ağır koşullara işaret ederek bu buluşmanın, henüz hak ettiği karşılığı bulamayan seslerle dayanışma göstergesi olduğunu ve acıya rağmen direnmeye devam eden kadınlara bir selam niteliği taşıdığını belirtti. Oturum, özellikle çatışma sürecinde silah olarak kullanılan cinsel şiddet olgusu başta olmak üzere Sudan’daki kadınların durumuna ilişkin diyalog ve tartışma için güvenli bir alan oluşturdu.

Gazeteci ve aktivist Vini Ömer, yaptığı konuşmada çatışma bölgelerindeki duruma ilişkin daha derin bilgiler paylaştı. Sudan’daki savaş boyunca medyada yeterince yer bulamayan olaylara dikkat çeken Vini Ömer, aktarılan tanıklıkların kadınların korunması ve ihlallerden sorumlu olanların hesap vermesi için acil adımlar atılması gerektiğini gösterdiğini ifade etti.

Çarpıcı rakamlar ve tanıklıklar

Gazeteci, feminist aktivist ve aynı zamanda organizasyon üyesi olan Semira Dehri, oturumda “Toprağın Kurbanları” adlı belgeselin gösterildiğini, ardından Sudanlı gazeteci ve aktivist Vini Ömer’in değerlendirmelerde bulunduğunu söyledi. Semira Dehri, belgeselin ülkedeki silahlı çatışma bağlamında kadın ve kız çocuklarını — reşit olmayanlar dahil — ayrıca bazı Sudanlı erkekleri etkileyen tecavüz ve taciz vakalarını belgelediğini belirtti. Bu tür ağır ihlallerin uluslararası toplum ve insan hakları örgütleri tarafından ciddi bir dayanışma ve tepkiyle karşılanması gerektiğini ifade etti.

Belgeselde, zor insani koşullarla karşı karşıya kalan kadınların belgelenmiş tanıklıkları ve çarpıcı verilerin yer aldığını aktaran Semira Dehri; tecavüz vakaları, saldırılar sonucu dünyaya gelen çocukların annelerinin yaşadıkları ve bunun hem anneler hem de çocuklar üzerindeki çift yönlü travmasına dikkat çekildiğini söyledi.

Semira Dehri, bu girişimi düzenleme fikrinin sessizlik duvarını yıkmak ve Sudan’daki duruma ilişkin ciddi bir tartışma başlatmak amacıyla ortaya çıktığını ifade etti. Aynı zamanda çatışma bölgelerindeki kadınların sorunlarına dair farkındalığı artıracak dayanışma ortamı oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Semira Dehri, Sudanlı kadınların yaşadığı acının boyutuna uygun şekilde konunun daha geniş ilgi görmesini ve kadına yönelik şiddet konusunda insani duyarlılığın güçlenmesini temenni etti.

Konuşmasının sonunda Semira Dehri, yaşadıkları tüm zorluklara rağmen direnmeye devam eden Sudanlı kadın ve erkekleri selamladı. Aktivistlerin temel amacının, dünyanın farklı ülkelerinde kadınların yaşadığı sorunlara ışık tutmaya devam etmek ve adalet ile insan onurunu güçlendirecek somut çözümler için güçlü bir ses yükseltmek olduğunu vurguladı. Ayrıca savaş ve ihlaller karşısında direnen her kadına dayanışma mesajı gönderdi.