Cezayir’de kadın ve kız çocuklarına yönelik katliamlar artıyor
Cezayir’de aile içinde işlenen kadın ve kız çocukları katliamları kamuoyunu sarsarken, son vakalar hukuki koruma mekanizmalarındaki yetersizliği ve aile içi şiddetin normalleştirilmesindeki siyasi sorumluluğu yeniden gündeme taşıdı.
Haber Merkezi - Son yıllarda kadın ve kız çocuklarının aile içinde katledilmesine yönelik suçlarda kaygı verici bir artış yaşanıyor. Bu olaylar münferit değil; hukuki ve toplumsal koruma mekanizmalarındaki ciddi zafiyeti gözler önüne seriyor.
Şelf vilayetinde babası tarafından katledilen Asma Umeyme’den başlayarak benzer koşullarda yaşamını yitiren çok sayıda kadın ve kız çocuğu, etkili müdahalenin yokluğunu ortaya koyarken adalet talebini acil bir ulusal mesele hâline getiriyor.
Kısa süre içinde evlerinde hedef alınan kadın ve kız çocuklarına yönelik iki katliam yaşandı. Bu durum, aile içi şiddetin tırmandığını ve güvenlik, adalet ile hukuki koruma mekanizmalarının yeterince işlemediğini gösteriyor. Son olay iki gün önce meydana gelirken, bir diğeri ise ocak ayında Şelf vilayetinin Sidi Akkâşe belediyesinde yaşandı. 15 yaşındaki Asma Umeyme, daha önce şiddet nedeniyle hapis yatmış olan babası tarafından katledildi. Tehdit altında olduğunu yetkililere bildirmesine rağmen yeniden aynı ortama gönderildi; yardım çağrıları karşılıksız kaldı.
‘Açık bir ihmal’
Bu katliam kamuoyunu sarsarken, istisnai bir olay olmadığı vurgulandı. Tehdit ve kontrolle başlayıp kurumsal ve toplumsal sessizlikle derinleşen aile içi şiddet zincirinin son halkası olarak değerlendirildi. Aile ve komşuların tanıklıkları, müdahalenin ancak çocuğun hayatını kaybetmesinden sonra gerçekleştiğini ortaya koydu.
İşçi Partisi, yayımladığı açıklamada olayın kadınları kırılgan bir konuma iten ve ayrımcılığı pekiştiren Cezayir Aile Yasası’ndaki yapısal sorunları yansıttığını belirterek kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ulusal bir tartışma çağrısı yaptı.
Kültür ve Demokrasi İçin Birlik (RCD) ise çocuğun tehlikeyi açıkça bildirdiğini, buna rağmen yeniden babasına teslim edilmesinin kurumsal bir başarısızlık olduğunu vurguladı. Parti, yalnızca suç işlendiğinde ağır cezalar talep edilmesinin yeterli olmadığını belirtti.
“TBD” girişimi de “Kadınlara yönelik öldürmeleri durdurun” sloganıyla ulusal bir kampanya başlatılması çağrısında bulundu. Açıklamada, kız çocuğunun defalarca kaçmaya ve korunma talep etmeye çalıştığı, ancak zorla eve geri götürüldüğü ve bunun ölümüne yol açtığı ifade edildi.
En az 390 kadın katledildi
Resmi veriler, Cezayir’de aile içi şiddetin süreklilik gösteren bir olgu olduğunu ortaya koyuyor. 2018’den bu yana 390’dan fazla cinayet kaydedildi; bunların yüzde 37’si aile bireyleri tarafından işlendi. Reşit olmayanların büyük bölümü babaları tarafından katledildi.
Bu veriler, aile içi şiddetin “aile içi trajedi” olarak geçiştirilemeyeceğini; yeni ölümler yaşanmadan önce yasalar ve koruma mekanizmalarında köklü reformlar yapılması gerektiğini gösteriyor.