Bir zamanlar tüm kadınların çatısıydı: Tunus Kadın Birliği neden sessizliğe gömüldü?
Tunus'ta kadın hareketinin en köklü kurumlarından Ulusal Tunus Kadın Birliği, bir dönem kadınların hak mücadelesinin simgesiyken bugün mali kriz, üye kaybı ve iç sorunlar nedeniyle varlık mücadelesi veriyor.
NAZİHA BOUSSAİD
Tunus- Ulusal Tunus Kadın Birliği'nin kuruluşu, Tunus'un bağımsızlık tarihiyle doğrudan bağlantılı. Birlik, ulusal kurtuluş mücadelesine katılan kadınların uzun yıllara dayanan mücadelesinin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Aynı zamanda, son sömürgecinin ülkeden ayrılmasının ardından Tunus'un ancak kadınların toplumsal yaşama katılımıyla ilerleyebileceğine inanan isimlerin desteğini aldı.
1930'lu yıllardan itibaren kız çocuklarının eğitime erişiminin yaygınlaştırılması ve aile planlaması programlarının uygulanması gibi birçok sosyal alanda önemli rol üstlendi.
1956 yılında Tunus'un ilk Kurucu Ulusal Meclisi'nin seçilmesinin ardından dönemin Cumhurbaşkanı Habib Burgiba, kadınların ülkenin yeniden inşasında üstleneceği role dikkat çekerek, "Kadın seçkinlerimizin artık kolları sıvayıp kadınları örgütleme ve toplumu canlandırma zamanı gelmiştir. Bu uzun soluklu mücadele ancak kadınların omuzlarında başarıya ulaşabilir" ifadelerini kullandı.
Bu hedef doğrultusunda farklı siyasi görüşlerden, kültürlerden ve bölgelerden kadınlar tek çatı altında buluşturuldu. Ulusal Tunus Kadın Birliği de kadınların ortak hedefi olan özgürlük, onur ve toplumsal kalkınma mücadelesinin merkezi haline geldi. Birliğin amacı yalnızca kadınların statüsünü yükseltmek değil; aynı zamanda sömürge döneminin bıraktığı yoksulluk, cehalet ve hastalıklarla mücadele ederek toplumun genel kalkınmasına katkı sunmaktı.
1958'de gerçekleştirilen ilk kongresinden itibaren ülkenin kent, kasaba ve köylerinde örgütlenmeye başlayan birlik, zamanla yurt dışında da temsilcilikler açtı.
Tunus'ta Medeni Kanun'un kabul edilmesiyle birlikte kadın haklarının aile ve toplum içinde hayata geçirilmesinde de önemli görevler üstlendi.
Birliğin başkanlığını yıllar boyunca Radhiya Haddad, Fethia Mzali, Neziha Mazhoud, Faiza Kefi, Şazliye Bukhşina ve 2011 yılından bu yana görevini sürdüren Radhiya Cerbi gibi isimler yürüttü.
Öncülük eden bir merkezdi
Eski kadın hakları savunucularından Sıddıka Belkaid ise birliğin uzun yıllar boyunca kadınların parlamentoda ve karar alma mekanizmalarında temsil edilmesi için çalışan güçlü bir yapı olduğunu belirterek, "Merkezden yerel örgütlere kadar adeta bir arı kovanı gibi çalışıyordu" dedi.
Sıddıka Belkaid, birliğin kız çocuklarına el sanatları, dikiş, yemek yapımı gibi mesleki eğitimler verdiğini, kırsal bölgelerde kızların okullaşmasını teşvik ettiğini ve aile planlaması programlarının uygulanmasına öncülük ettiğini anlattı.
Ayrıca yoksul ailelere sosyal destek sağlayan en önemli kurumlardan biri olduğunu belirten Sıddıka Belkaid, Habib Burgiba ve Zeynel Abidin Bin Ali dönemlerinde devletin kuruma mali ve lojistik destek sunduğunu ifade etti.
Ancak devlet başkanlarının birlik başkanının belirlenmesinde doğrudan etkili olduğunu da hatırlatan Sıddıka Belkaid, 2011 devriminden sonra kurumun eski gücünü kaybettiğini söyledi.
Devrimin ardından birlik içinde yönetim tartışmaları ve iç çekişmeler arttı. Bazı siyasi çevreler kurumu eski rejimin uzantısı olarak değerlendirdi ve kapatılması gerektiğini savundu. Özellikle 2012-2013 yıllarında kadın haklarına yönelik gerileme tartışmaları ve İslamcı çevrelerin etkisiyle birlik üzerindeki baskılar daha da arttı.
Süregelen gerileme
Birlik üyeleri, 2011 devriminin ardından kurumun siyasi iktidardan bağımsız çalışabileceği umudunu taşıyordu. Ancak aynı dönemde bazı kesimler birliğin eski rejimin sözcüsü olduğunu ileri sürerek kapatılmasını talep etti.
Zeynel Abidin Bin Ali döneminin son başkanı Selva Tarzi istifa etmek zorunda kalırken, yaşanan tartışmaların ardından Radhiya Cerbi başkanlığa getirildi.
Radhiya Cerbi, Ulusal Tunus Kadın Birliği'nin hâlâ tüm kadınların ortak çatısı olduğunu ancak devrim sonrasında gelen hükümetlerin kurumu desteklemekten vazgeçtiğini belirtti.
Devlet desteğinin kesilmesiyle birlikte birliğin mali yapısının ağır darbe aldığını ifade eden Radhiya Cerbi, üye sayısının da 180 binden yaklaşık 30 bine düştüğünü söyledi.
İç tartışmaların da etkisiyle kurum son iki yıldır çalışanlarının maaşlarını ödeyemez hale geldi.
Çalışanlardan protesto
Maaşlarını alamayan çalışanlar ve emekçiler, birliğin devlet desteğinden mahrum bırakılmasını protesto etmek amacıyla çok sayıda eylem ve oturma eylemi düzenledi.
Gösterilerde hükümete, kuruma yıllardır verilen devlet desteğinin yeniden sağlanması çağrısı yapıldı. Ancak bugüne kadar hükümetlerden herhangi bir adım gelmedi.
Mali kaynakların tükenmesi nedeniyle çalışanların önemli bölümü kuruma düzenli olarak gitmeyi bırakırken, birçok kadın üye de devrim sonrası kurulan farklı kadın derneklerine katılmayı tercih etti. Bazıları ise sivil toplum faaliyetlerinden tamamen uzaklaştı.
Bu durum, ülkenin en köklü kadın örgütlerinden biri olan Ulusal Tunus Kadın Birliği'nin tarihindeki en büyük gerilemelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Birlik üyeleri ise şu soruyu gündeme getiriyor:
"Kadın sivil toplumunun öncüsü olan böylesi köklü bir kurumun bu şekilde kaderine terk edilmesi kabul edilebilir mi? Dünyanın birçok ülkesi kadın örgütlerini desteklerken, Tunus neden kendi kadın hareketinin tarihini yok sayıyor?"
Yeniden ayağa kaldırılması çağrısı
Kadın hakları savunucuları, hükümete kurumu hem maddi hem de kurumsal açıdan yeniden güçlendirecek adımlar atma çağrısı yapıyor.
Bununla birlikte yalnızca devlet desteğinin yeterli olmayacağına dikkat çeken kadınlar, birliğin kendi içinde de yenilenmesi, iç çekişmeleri geride bırakması, genç kadınlara açılması ve çalışma yöntemlerini güncellemesi gerektiğini vurguluyor.
Çünkü bugün birçok lise ve üniversite öğrencisi, Tunus kadın hareketinin en köklü kuruluşlarından biri olmasına rağmen Ulusal Tunus Kadın Birliği'ni artık tanımıyor. Bu durum da bir zamanlar tüm kadınların ortak çatısı olan kurumun toplumdaki görünürlüğünü büyük ölçüde yitirdiğini ortaya koyuyor.