Dört çocuğuyla güvenli bir yaşam arıyor: Yer değişti ama korku değişmedi

Eşini gözleri önünde kaybeden Nihad Ebu Salah, dört çocuğuyla birlikte açlık, hastalık ve yerinden edilmenin ağır koşullarında yaşam mücadelesi verirken, “Yer değişti ama korku değişmedi” sözleriyle güvenli bir yaşam arıyor.

NAGHAM KARAJEH

Gazze - Gazze Şeridi’nde binlerce aile, yerinden edilme, geçimini sağlayan kişiyi kaybetme, gıda sıkıntısı, sağlık hizmetlerinin gerilemesi ve güvenlik sorunlarının iç içe geçtiği ağır insani koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Anneler çocuklarını savaşın tehlikelerinden korumaya çalışırken, gıda, su ve tedavi gibi en temel ihtiyaçlar dahi hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor.

32 yaşındaki Nihad Ebu Salah da dört çocuğunu kurtarmak için ölümün ortasında bir kaçış yolu aradı. Ancak Gazze Şeridi’nin kuzeyinden kaçışı, en yakınlarının cenazelerinin üzerinden geçmek zorunda kaldığı bir yolculuğa dönüştü. İsrail güçlerinin bölgeyi kuşattığı ve yerinden edilenlere ateş açtığı sırada eşi ve ailesinden bazı kişiler, yakınlarını defnetmekten dönerken gözleri önünde katledildi. Kaçmaktan başka seçeneği kalmayan Nihad Ebu Salah, çocuklarını yanına alarak ateş altında güvenli bir yer aradı ve yakınlarının cenazeleri üzerinden geçmek zorunda kaldı.

 

‘Dönüp cenazelere bakmaya gücüm yoktu’

Yas tutmaya veya ağlamaya zaman yoktu. İnsansız hava araçları Beyt Hanun kentindeki sığınma merkezinin üzerinde uçuyor, yerinden edilenlerin hareketlerini izliyordu. Her an durmak, kaçışı yeni bir ölümle sonuçlandırabilirdi. Yaşadığı o zorlu anları anlatan Nihad Ebu Salah, “Eşimin, anne ve babasının ve kardeşlerinin cenazelerini önümde görüyordum, ancak durmaya, hatta dönüp bakmaya bile gücüm yoktu. Çocuklarım yanımdaydı ve uçaklar bölgeyi kuşatmıştı. Orada kalırsak bize ateş edeceklerinden korktum. Cenazelerin üzerinden geçtim. Eşimi arkamda bıraktığımı biliyordum ama çocuklarımı kurtarmaya çalışıyordum” ifadelerinde bulundu.

Nihad Ebu Salah çocuklarıyla birlikte kaçmayı başardı, ancak geride bıraktıkları travma onları terk etmedi. Dört çocuğun hafızasında babalarının yerde yatan görüntüsü kaldı. Çocuklarını koruma yükünü tek başına üstlenmek zorunda kalan Nihat Ebu Salah, “Çocuklarım babalarını yerde yatarken gördü ve onları bu görüntüden koruyamadım. Oradan çıktıktan sonra bile korku onlarla kaldı ve kendilerini güvende hissetmez oldular. Her ses veya baskın, babalarını kaybettikleri ana onları geri götürüyor” dedi.

‘Çocuklarıma bir sonraki öğünü nasıl sağlayacağımı düşünüyorum’

Ailenin güvenlik arayışıyla Gazze’nin güneyine geçmesi yeni bir korku döneminin başlangıcı oldu. Yerinden edildikleri bölgenin de baskına uğramasıyla çocuklar, ilk travmalarını atlatamadan yeniden silahlı çatışmanın ortasında kaldı. Böylece yalnızca babalarını değil, güven duygularını da kaybettiler. Güneye geçiş ailenin hayatta kalanlarını kurtarma çabası olsa da acılarını sona erdirmedi. Artık dört çocuğunun yiyecek, su ve tedavisini sağlamak ve onları savaş koşullarında korumakla tek başına mücadele eden Nihad Ebu Salah, “Güvenebileceğim bir gelirim yok. Bazen onlara bir sonraki öğünlerini nasıl sağlayacağımı bilmiyorum” diye belirtti.

Sıkıntı öyle bir noktaya ulaştı ki Nihad Ebu Salah, çocuklarına un alabilmek için cep telefonunu satmak zorunda kaldı. O anı anlatan Nihad Ebu Salah, “Çocuklarıma un almak için telefonumu sattım. Param yoktu ve telefonumu elimde tutmakla çocuklarımı doyurmak arasında seçim yapmak zorundaydım. Yemeği seçtim. Bir anne çocuklarının aç olduğunu görüp hiçbir şey yapamayacağını söyleyemez” sözlerine yer verdi.

Her gün aynı sorular: Geceyi nerede geçireceğiz?

Henüz 12 yaşında olan oğlu Muhammed’in sağlık sorunlarının olduğunu belirten Nihad Ebu Salah, şu ifadelerde bulundu:

“12 yaşındaki oğlum Muhammed’in kalp rahatsızlığı var ve sağlık durumu giderek kötüleşiyor. Tedaviye ihtiyacı var, ancak özel sektörden ihtiyaç duyduğu ilaç ve tedaviyi karşılayamıyorum. Onu kliniklere götürdüm, fakat artık ihtiyaç duyduğu bakımı sağlayamıyorum. Beni en çok acıtan şey, çocuğumun hasta olduğunu bilmek ve onu kurtaracak paramın olmaması. Sorun yalnızca Muhammed’in hastalığıyla sınırlı değil. Dört çocuğum da yetersiz besleniyor. Çocuklarıma yeterli ve dengeli yemek sağlayamıyorum. Bize ulaşan yardımlar artık ihtiyaçlarımızı karşılamaya yetmiyor. Yiyecek alabilmek için uzun yardım sıralarında bekliyorum, su temin etmek için de her gün büyük bir çaba harcıyorum. Su bidonlarını kendim taşıyorum.

Bazen bütün gün çocuklarımın ihtiyaç duyduğu en temel şeylerin peşinde koşuyormuşum gibi hissediyorum ama yine de onlara normal bir hayat sağlayamıyorum. Çocuklarım babalarını kaybetti ve şimdi dört çocuğun sorumluluğu tek başıma benim üzerimde. Çocuklarım için herhangi bir yardım veya düzenli destek almıyorum. Her geçen gün yiyecek, ilaç, su ve barınma ihtiyaçlarımız artıyor. Geleceği düşünmeye bile fırsatım yok. Her gün aynı sorularla uyanıyorum: Çocuklarıma yiyeceği nasıl sağlayacağım? İlaçlarını nereden bulacağım? Geceyi nerede güven içinde geçireceğiz?”

Gazze Şeridi’nin kuzeyinden ayrılmasıyla kuşatmanın sona ermediğini, yalnızca biçim değiştirdiğine dikkat çeken Nihad Ebu Salah, “Kuzeyde öldürülmekten korkuyordum, güneyde ise çocuklarımın hastalık ve açlıktan ölmesinden korkuyorum. Yer değişti ama korku değişmedi. Her kurtulduğumuzu düşündüğümde kendimi yeni bir kuşatmayla karşı karşıya buluyorum. Bugün hayalim çok basit: Çocuğum Muhammed’in iyileşmesi, çocuklarımın korkmadan uyuyabilmesi ve onların güven içinde yaşayabilecekleri bir yer bulmam” dedi.