Afganistan’dan Rojava’ya: Gerçek dayanışma sessizliği kabul etmemekle başlar
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepki gösteren Afganistanlı kadınlar, “Gerçek dayanışma sadece sloganlarla değil, anlatıları kaydetmek, acıyı yazmak ve dayatılan sessizliği kabul etmemekle mümkündür” dedi.
BAHARİN LEHİB
Afganistan - Suriye geçici yönetimindeki cihatçı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) ve IŞİD bağlantılı çeteler, Türk devletinin desteğiyle 6 Ocak’tan itibaren Halep’in Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine saldırdı. Saldırılar kısa sürede Kuzey ve Doğu Suriye’nin diğer bölgelerine yayıldı. Kobanê kenti de kuşatma altına alınırken, saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da olduğu yüzlerce sivil katledildi, yüzlercesi yaralandı ve binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bölgede yıllardır süren savaş, yabancı müdahaleler, siyasi baskılar ve kuşatmalar, halkın yaşamını her gün daha da zorlaştırıyor.
Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılar, Ortadoğu’nun en karmaşık ve acı verici krizlerinden birinin güncel yansıması olarak öne çıkıyor. Dünya çoğu kez bu krizlere gözlerini kapatırken, Kuzey ve Doğu Suriye halkı hayatta kalmak ve topraklarını savunmak için her gün büyük fedakarlık yapıyor. Kürt kadınlar da, tarih boyunca toplumsal ve siyasi direnişin öncüsü oldu. Bugün de IŞİD ve diğer cihatçı örgütlerin saldırılarına rağmen, hem toplumun yeniden inşasında hem de savunmada aktif rol üstleniyor. Kadınların toplumsal, siyasi ve savunma alanındaki çabaları, sadece yerel değil, küresel bir direnişin simgesi haline gelmiş durumda. Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların direnişini selamlayan Afganistanlı kadınlar, düşünce ve duygularını ajansımıza aktardı.
‘Rojava ile acılarımız ortak’
Parwan vilayetinden Şahla Vahid, Rojava’dan gelen haberleri takip ederken kendi kaderini gördüğünü belirtti. Şahla Vahid, “Yıllardır bölgemizdeki kadınlar, karar vermek ve görünür olmak istedikleri için cezalandırılıyor. Rojava’daki kadınlar kazanımlarını korumak için mücadele ederken, Afganistanlı kadınlar da insan haklarını savunmak için direniyor, ancak araçları ve sesleri çok daha sınırlı” dedi. Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınlar ile Afganistan’daki kadınların acılarının ortak olduğunu kaydeden Şahla Vahid, “Dünya onları sadece ‘kurban’ olarak görüyor, bilinçli olarak ayağa kalkıp pes etmeyen insanlar olarak görmüyor” ifadelerinde bulundu.
‘Düşünceyi susturmak da bir savaştır’
Bamyan'dan eski bir öğretmen olan Zainab Mohammadi de “Yaşanan saldırılar Kobanêli kadınlarla aramda duygusal bir köprü oluşturdu” dedi. Kobanê'deki okulların kapanmasını hatırlatan Zainab Mohammadi, “Bu bana Afganistan'daki okul kapılarının kapanmasını hatırlattı. Savaş sadece bombalar ve silahlarla değil, düşünceyi ve dili susturarak da devam ediyor. Rojavalı kadınlar, Afganistanlı kadınlar gibi, umuda karşı bir yıpratma savaşıyla karşı karşıya. Savaşta çocuklarını kaybeden ve yine de hayattan vazgeçmeyen, farklı bir şekilde durmaya ve direnişe devam eden kadınlarla dayanışmamı ifade ediyorum” dedi.
‘Farklı coğrafyadaki benzerlikler tesadüf değil’
Herat’tan kültür aktivisti Rabia Noor, Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların hedef alınmasının, Afganistan ve Rojava’daki kadınlar arasında acı verici bir bağ oluşturduğunu belirtti. Rabia Noor, “Hükümetler arasındaki farklılık, kadınların çektiği acıyı azaltmadı. Rojavalı kadınlar, demokratik ve eşit bir yaşam modeli yarattıkları için cezalandırılıyor. Farklı coğrafyalarda yaşanan bu benzerlikler bir tesadüf değil; Taliban, IŞİD ve HTŞ gibi örgütler aracılığıyla kadınları ezen küresel bir modelin parçası. Gerçek dayanışma sadece sloganlarla değil, anlatıları kaydetmek, acıyı yazmak ve dayatılan sessizliği kabul etmemekle mümkündür. Kadınların hikayelerini anlatmak, başlı başına bir siyasi direniştir” dedi.