İran'da yoksulluğun yeni yüzü: Yumurta satışı ve taşıyıcı annelik
Geçim sıkıntısı yaşayan kadınlar, bedenlerini gelir kaynağına dönüştürmek zorunda kalıyor. Uzmanlar ise yumurta bağışı ve taşıyıcı anneliğin sağlık riskleri, psikolojik etkileri ve hukuki belirsizliklerine dikkat çekiyor.
JUWAN ŞERÎFZADE
Bukan - İran'da son yıllarda yumurta satışı ve taşıyıcı annelik ilanlarının artması, ekonomik krizin kadınlar üzerindeki ağır etkisini görünür kılıyor. Geçim sıkıntısı nedeniyle bu yola başvuran kadınlar, kararlarının bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirtirken; uzmanlar sağlık riskleri, psikolojik etkiler ve yasal belirsizliklere dikkat çekiyor.
"İlk kez internette gördüğüm bir ilan sayesinde bunu öğrendim ve yumurtalarımı satmaya karar verdim. Yumurta toplama işlemi gerçekten kolay değil. Herkes için farklı sağlık sorunları ve yan etkiler ortaya çıkabilir. Ama ekonomik nedenlerle buna mecbur kaldığınızda artık yarını düşünemiyorsunuz. Sadece bugünü nasıl geçireceğiniz önemli oluyor. Şimdilik böbrek satmaktan daha iyi. Hatta uzun boylu ve güzel görünüşlüyseniz yumurtalarınızı daha yüksek fiyata bile satabiliyorsunuz."Bu sözler, İran'da derinleşen ekonomik kriz nedeniyle kız kardeşiyle birlikte yumurtalarını satmak zorunda kalan Faize V.'ye ait. Son dönemde sosyal medyada yumurta satışı ve taşıyıcı annelik ilanları hızla artarken, Faize ve Ferzane gibi birçok kadın için yumurta bağışının temel nedeni ekonomik zorunluluk olarak öne çıkıyor.
Yumurta satışı ve taşıyıcı annelik piyasasında aracılar
Bu ilanların büyük bölümünün arkasında, yumurta bağışçılarını tüp bebek merkezleri ya da çocuk sahibi olamayan çiftlerle buluşturan aracılar bulunuyor.
Aracılar, yumurta bağışını sıradan bir işlem gibi göstermeye çalışıyor. "Her ay adet döneminde kaybettiğiniz yumurtaları bağışlayarak çocuk sahibi olamayan kadınlara yardım edin" ya da "Evden çalışarak gelir elde edin" gibi ifadelerle kadınları bu sürece katılmaya teşvik ediyorlar.
Aracılar özellikle yumurta bağışçısı olabilecek kadınları bulmaya çalışıyor. Başvuru şartları ise 33 yaşın altında olmak, evli ya da daha önce evlilik yapmış olmak, sağlıklı olmak, kan hastalığı bulunmamak, yeterli yumurtalık rezervine sahip olmak, uyuşturucu testi yaptırmak ve eşin onayını almak olarak sıralanıyor.
Fiyat pazarlıkları ve ticarete dönüşen süreç
İnternet ilanlarında yumurta satışı için farklı ücretler belirtilse de Ferzane, uygulamada durumun farklı olduğunu söylüyor:
"Aracıların çoğu ilk söyledikleri fiyatın arkasında durmuyor. Gerçekten paraya ihtiyacınız olduğunu anladıklarında teklif ettikleri miktarı düşürüyorlar. Bu piyasada herkesin tanıdığı birkaç kişi var. Üçüncü bağışımda yumurtalarımı daha yüksek bir fiyata satabildim. Bu kez ilaç, ultrason ve tahlil masraflarımı da aracı karşıladı. Ancak ilk bağışımda işlem öncesi ve sonrası kullandığım ilaçların ücretini kendim ödemek zorunda kaldım."
'Beden, ruh sağlığı ve dile getirilmeyen riskler'
Kadın hastalıkları ve kısırlık uzmanı Dr. Nağme Z., yumurta bağışı ve taşıyıcı anneliğin birçok çift için etkili bir tedavi yöntemi olduğunu belirtirken, sürecin ticarileşmesine de dikkat çekiyor.
Nağme Z., "Yumurta bağışı basit ve sonuçsuz bir işlem değildir. Yumurtaların toplanabilmesi için kadınlar belirli bir süre hormon tedavisi görmek zorunda kalıyor. Ciddiye alınması gereken en önemli risklerden biri aşırı yumurtalık uyarılma sendromudur. Bunun yanında enfeksiyon, kanama ve hormonal bozukluklar görülebilir. Bazı araştırmalarda yumurtalık kanseri riski de gündeme getiriliyor" diyor.
Nağme Z., sürecin yalnızca fiziksel değil psikolojik etkilerine de dikkat çekerek şunları söylüyor:
"Bazı kadınlar bağıştan sonra genetik materyallerinin başka bir çocuğun dünyaya gelmesinde rol oynaması nedeniyle psikolojik sorgulamalar yaşıyor. O çocuğu bir gün tanıyıp tanımayacaklarını düşünüyorlar. Rahmini kiralayan kadınlarda ise maddi gerekçeler ön planda olsa da çok daha ağır kimlik bunalımları ortaya çıkabiliyor. Her iki durumda da kadınlar bu süreçle nasıl baş edecekleri konusunda ciddi psikolojik sorunlarla karşılaşabiliyor."
Belirsiz yasa, dini hükümler ve sperm bağışı yasağı
Batı ülkelerinde yaygın olan sperm bağışı uygulaması, İran'da dini ve hukuki gerekçeler ile soy bağı tartışmaları nedeniyle ciddi kısıtlamalara tabi tutuluyor. Bu nedenle ülkede yalnızca embriyo bağışı ya da embriyo transferi uygulanabiliyor.
Yumurta bağışında da bazı aileler yalnızca daha önce evlilik yapmış kadınların yumurtalarını kabul ediyor. Bu durumda ise, alıcı ile bağışçı kimliklerinin gizli tutulduğu birçok vakada, dini mercilerin görüşü doğrultusunda embriyo oluşturulana kadar yumurta bağışçısı kadın ile başvuruyu yapan erkek arasında çoğu zaman vekâlet yoluyla geçici dini nikâh (muta nikâhı) kıyılıyor.
Dini açıdan bu uygulamalara ilişkin bazı tanımlar geliştirilmiş olsa da, mevcut yasalar yumurta bağışı, embriyo bağışı ve taşıyıcı anneliğe ilişkin koşulları hâlâ açık ve kapsamlı biçimde düzenlemiyor.
Sorun yalnızca yumurta ya da rahmin alınıp satılması değil. Ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve yaşam güvencesinin giderek azalması, kadınların bedenini paraya çevrilebilecek son varlıklardan biri haline getiriyor.
Bu koşullarda "özgür tercih" ile "yoksulluğun dayattığı zorunluluk" arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor.
Faize ve Ferzane de aynı görüşü paylaşıyor:
"Eğer düzenli bir işimiz, yeterli gelirimiz ve sosyal güvencemiz olsaydı, yaşamımızı sürdürebilmek için asla yumurtalarımızı bağışlamayı düşünmezdik."