İran’da savaşın bedelini halk ödüyor: Çözüm diyalogla olmalı

Iraklı kadın aktivistler, İran’a yönelik savaşın halk üzerinde ağır bedeller yarattığını vurgulayarak, çatışmaların silah yerine insani yöntemler ve diyalogla çözülmesi gerektiğini ve halkın güvenlik ile barış özleminin öncelikli olduğunu söyledi.

RAJA HAMİD RASHİD

Irak – Bölgesel gerilimlerin tırmanması ve Ortadoğu’daki çatışma döngüsünün sürmesiyle birlikte, Iraklı aktivistler diyaloğa öncelik verilmesinin ve uluslararası hukuka uyulmasının önemini vurguladı. Aktivistler, çatışmaların devam etmesinin yalnızca daha fazla insan ve ekonomik kayba yol açacağını, kadın ve çocukların acılarını artıracağını ve Irak ile tüm bölgenin istikrarını tehdit edeceğini uyardı.

Akademisyen Dr. Jabra Al-Tai, bölgenin endişe verici koşullar yaşadığına dikkat çekerek, “Gerilim ve çatışma dönemleri, genel manzaranın neredeyse baskın özelliğini oluşturuyor ve yoğunlukları zamanla değişiyor. Arap ülkelerindeki siyasi durumlar da her ülkenin kendi koşullarına bağlı olarak çelişkilerle karakterize ediliyor” ifadelerini kullandı.

‘Kadınlar savaşların ve çatışmaların ilk etkileneni oluyor’

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Kadınlar, Barış ve Güvenlik konulu 1325 sayılı kararı (BMGK 1325) ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW), kadınların barış ve güvenlik süreçlerinde etkin rol oynayabileceğini ve eşit haklara sahip olması gerektiğini vurguluyor. Kararla ilgili olarak Jabra Al-Tai, “Uluslararası sözleşmeler, kadınlara güvenlik ve istikrar sağlandığında barışın inşasında ne kadar etkin rol oynadıklarını doğruluyor. Ancak sahadaki gerçeklik farklı bir tablo çizerken, kadınlar savaşların ve çatışmaların ilk etkileneni oluyor” dedi.

‘Siyasi değişim halkın kendi iradesinden kaynaklanmalıdır’

Nesillerin kurucuları olan kadınların, hak ettikleri yeri, sosyal güvenliği ve onurlu yaşamı elde etmedikçe rollerini tam olarak yerine getiremeyeceğine dikkat çeken Jabra Al-Tai, “Kadınların çektiği acılar artık sadece Filistin ile sınırlı değil, çatışmaların kapsamı 2011’den bu yana bölgedeki birçok ülkeye yayıldı. Artan savaşlarla birlikte kadın ve çocuk katliamlarında yaşanan artışlar her seferinde tekrar ediyor” diye belirtti.

IŞİD’in Irak ve Suriye’deki yeniden yükselişi ile yerinden edilmiş kamplarda bıraktığı trajedilerin sonuçlarına değinen Jabra Al-Tai, “Irak ve Suriye’deki kadınlar, İsrail ile devam eden çatışmalar sırasında Filistinli ve Lübnanlı kadınların çektiği acılara ek olarak, ağır bir bedel ödüyor” dedi. Jabra Al-Tai, ayrıca, yabancı müdahalelerin ihlallerinin durumu daha da karmaşık hale getirdiğini vurguladı. Jabra Al-Tai, “Bölge, Sykes-Picot Anlaşması ve Balfour Deklarasyonu gibi tarihi anlaşmaların bedelini ödemeye devam ediyor. Herhangi bir siyasi değişim, dışarıdan dayatılmak yerine halkın kendi iradesinden kaynaklanmalıdır” şeklinde konuştu.

‘Iraklı kadınlar, İranlı kadınların barış özlemini destekleyecek’

Jabra Al-Tai, sözlerini şöyle tamamladı: “Irak, coğrafi konumu, doğal kaynakları ve medeniyetlerin beşiği olarak tarihi önemi nedeniyle sürekli çatışmaların yaşandığı bir arena ve hiçbir zaman uzun süreli istikrarı görememiş bir ülke. Bağdat Barış Şehri olarak bilinse de gerçek anlamda hiçbir zaman barışa kavuşmadı. Şu anda ülke, istikrarsız bir bölgede bulunuyor ve bu durum onu bölgesel çatışmaların doğrudan ve dolaylı sonuçlarına karşı savunmasız hale getiriyor. Irak’taki göreceli istikrarı bozmak isteyen girişimler var, ancak Ekim Devrimi protestolarında 900’den fazla şehit veren insanlar sessiz kalmayacak. 1920 Devrimi’ne katkıda bulunan Iraklı kadınlar, bugün de vatanlarını savunmaya, bölgede barış çağrısında bulunmaya ve İranlı kadınların güvenlik ile barış özlemlerini desteklemeye devam edecek.”

‘Savaşın bedelini halk ödüyor’

İran’a karşı yürütülen savaşa değinen Irak Kadınlar Birliği Sekreteri Şamiran Marouki Odisho ise, tüm savaşları reddettiğini ve çatışmaların silah kullanmak yerine insani yöntemlerle, ulusal ve uluslararası kurumlar aracılığıyla diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Şamiran Marouki Odisho, “Haksız savaşların bedelini halk, insan kayıpları ve yıllarca süren psikolojik, sosyal ve ekonomik sonuçlar üzerinden ödüyor. Irak, İran’a yakınlığı nedeniyle hükümetin tarafsızlık taahhüdüne rağmen her gerilimden doğrudan veya dolaylı olarak etkileniyor. Özellikle kadınlar, çocuklar ve özel gereksinimliler gibi en savunmasız gruplar, çatışma dönemlerinde ekonomik, sağlık ve sosyal yüklerin artması ve güvenlik, istikrar ile ifade özgürlüğü göstergelerinin azalması nedeniyle en fazla etkilenenlerdir” diye kaydetti.

Savaşı durdurmak için güçleri birleştirme çağrısı

Aktivist Nidal Touma da, bölgeye yönelik her türlü saldırının, komşu ülkelerle olan ekonomik, ticari ve siyasi ilişkiler dikkate alındığında Irak’ı olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Nidal Touma, “Savaşlar hiçbir zaman gerçek bir galip getirmez, aksine mevcut ve gelecek nesilleri etkileyen kolektif kayıplara yol açar. Özellikle çatışmalardan yıpranmış Irak’ta, halkın çıkarlarını özel çıkarların üzerinde tutmak gerekiyor. Siyasi güçleri, ülkeyi korumak ve kan dökülmesini durdurmak için çabalarını birleştirmeye çağırıyorum. Halk artık savaşlardan bıkmış durumda ve sürdürülebilir güvenlik ile gerçek barışa özlem duyuyor” sözlerine dikkat çekti.