İran’da 21’inci gün: Gözaltında işkence, sokakta katliam

İran’da protestolar 21’inci gününe girerken, gözaltı merkezlerinde işkenceyle katletme, kayıplar ve kitlesel tutuklamalar sürüyor. Birçok kentte güvenlik güçleri doğrudan halka ateş açarken, devlet medyasının ise şiddeti meşrulaştırdığı belirtiliyor.

Haber Merkezi – Bugün, İran ve Rojhilat Kürdistan halkının ülke çapındaki ayaklanmasının 21’inci gününe, İran rejiminin interneti tamamen kapatmasının ise 11’inci gününe girildi. Yetkililer tarafından “güvenlik önlemi” olarak sunulan internet kesintisi, insan hakları savunucularına göre, gerçeğin yayılmasını engelleme ve resmi anlatının çöküşünü önleme amacı taşıyor.

İnternetin kapatılması, devletin örtbas etme politikasının temel araçlarından biri haline gelirken, protestoculara yönelik baskı daha açık, yaygın ve ölümcül bir aşamaya geçti. Farklı kentlerden gelen dağınık ancak birbiriyle örtüşen raporlar; ölü, yaralı ve gözaltı sayılarında ciddi artışlara, yaygın bir korku ikliminin yaratılmasına, güvenlik güçlerinin yoğun biçimde konuşlandırılmasına ve sivillere doğrudan ateş açılmasına işaret ediyor.

Rojhilat’ta gözaltında ölümler

Rojhilat’ta protestoculara yönelik baskının yalnızca sokaklarla sınırlı kalmadığı, gözaltı merkezlerinde de ölümcül biçimde sürdüğü bildiriliyor. Sosyal medya paylaşımları ve yerel kaynaklara göre, Gilan-e Gharb’daki protestolar sırasında İran Devrim Muhafızları İstihbarat birimleri tarafından gözaltına alınan Kürt kadın Delaram Kazemi, gözaltında maruz kaldığı ağır işkence sonucu hayatını kaybetti.

Delaram Kazemi, protestoların ilk günlerinde gözaltına alınmış, üç gün sonra serbest bırakılmıştı. Ancak geçen hafta şehirde yeniden başlayan gösteriler sırasında ikinci kez gözaltına alındı. Kaynaklara göre gözaltına alınırken ve gözaltı merkezine götürülmesi sırasında ağır şekilde darp edildi; her iki kolunda ve bazı kaburgalarında kırıklar oluştu. İki çocuk annesi ve ailesinin geçimini sağlayan Delaram Kazemi’nin ölümü, 7 Ocak’ta Kermanshah’ta yaşandı.

Başka bir vakada ise, son protestolar sırasında tutuklanan ve Bijar’da ikamet eden Saqqezli bir Kürt yurttaşın da gözaltında ağır işkence sonucu yaşamını yitirdiği bildirildi. Bu olaylar, işkencenin protestoları bastırmak ve toplumu yıldırmak için sistematik bir araç olarak kullanıldığına dair kaygıları güçlendirdi.

Kayıplar ve akıbeti bilinmeyen tutuklular

Kurdistan Human Rights Network’e göre, Marivan’dan bir sivil aktivist ve eski siyasi tutuklu 14 Ocak’ta gözaltına alındıktan sonra bilinmeyen bir yere götürüldü. Ayrıca, Öğretmen Sendikaları Koordinasyon Konseyi yönetim kurulu üyesi ve Harsin Öğretmenler Sendikası Derneği sekreterinin 8 Ocak’tan bu yana nerede tutulduğuna dair bilgi bulunmuyor. Söz konusu sendika temsilcisinin daha önce de sendikal faaliyetleri nedeniyle defalarca gözaltına alındığı biliniyor.

Kermanshah: Birleşen bir kent

Ayaklanmanın üçüncü haftasında, Kermanshah ve genel olarak Rojhilat bölgesi, Kürt kimliğinin uzun süredir güvenlikleştirildiği bir coğrafyada açık devlet baskısının merkezlerinden biri haline geldi. Yerel raporlara göre, kentin farklı noktalarında çok sayıda protestocu güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu hayatını kaybetti.

Bildirilen verilere göre; Taqbostan Bulvarı’nda 7, Zafar Bulvarı’nda 3, Maskan ve Abadani Mahallesi’nde 5, Velayat Mahallesi’nde 2, Azadi Meydanı’nda 6 ve Shahed Bulvarı’nda 4 kişi öldürüldü. Bu rakamların, ağır güvenlik önlemleri, ailelere yönelik tehditler ve bağımsız medyaya erişimin engellenmesi nedeniyle yalnızca sınırlı bir tabloyu yansıttığı belirtiliyor.

Zahedan cuma günleri: Süreklilik kazanan direniş

Ayaklanmanın üçüncü haftasında Zahedan, bir kez daha tabandan yükselen siyasi protestoların merkezi oldu. Kentte cuma günleri, son yıllarda yalnızca dini bir ritüel olmaktan çıkarak sivil direnişin gayriresmî alanına dönüştü.

“Jin, Jiyan, Azadi” sloganıyla ülke geneline yayılan protestolara kadar, Zahedan’daki her cuma, özgürlük taleplerinin görünür olduğu bir platform işlevi gördü. 16 Ocak’ta yayımlanan görüntüler, Mekki Camii çevresinde yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşen protestoları ortaya koydu. Kentin günlerdir askerileştirilmiş olması, hükümetin krizi siyasi yollarla değil güç kullanımıyla yönetmeyi sürdürdüğünü gösteriyor.

Daha önce Rasanak haber sitesi, Zahedan’da son günlerde en az 550 kişinin tutuklandığını bildirmişti.

Medya alanının güvenlikleştirilmesi

Protestolar sürerken, Devrim Muhafızları’na bağlı medya kuruluşları ve devlet televizyonu, güvenlik merkezli bir anlatıyı yeniden üretmeye devam ediyor. Büyük Tahran Muhafızları Komutanı’nın devlet televizyonunda yaptığı ve “şehirde kendi işlerini halletmeye çalışan masum insanların şehit edildiğini” söylemesi, resmi anlatının aksine, silahsız sivillerin yaygın biçimde katledildiğinin dolaylı bir itirafı olarak değerlendirildi.

Gilan eyaleti polis komutanının “50 isyancı liderinin tutuklandığı” yönündeki açıklaması da, hükümetin toplumsal hoşnutsuzluğun nedenlerini kabul etmek yerine protestoları kriminalize etmeyi sürdürdüğünü gösterdi. Resmi makamlar gözaltı sayısını 1.500 olarak açıklarken, insan hakları kaynakları gerçek sayının 50 bini aştığını belirtiyor.

İnternet kesintisi: Kasım 2019 aşıldı

NetBlocks, İran’daki internet kesintisinin 180 saati aştığını ve Kasım 2019 protestoları sırasında uygulanan toplam kesinti süresini geride bıraktığını açıkladı. NetBlocks, 2019’da gerçek can kayıplarının ve tutuklamaların ancak internet bağlantısının kademeli olarak geri gelmesiyle ortaya çıkabildiğini hatırlattı.

Devrim Muhafızları’na bağlı Fars News Agency, 14 Ocak’ta internetle ilgili nihai kararın “bir veya iki hafta içinde” verilebileceğini duyurdu. 17 Ocak’ta ise bazı kullanıcıların sınırlı erişim sağladığı bildirildi. Ancak erişimin büyük ölçüde hükümete bağlı kurumlar ve medya organlarıyla sınırlı olduğu belirtiliyor.

Morglar doluyor, gerçek sayılar gizleniyor

Tahran’daki adli tıp birimlerinin, protestolar sırasında yaşanan benzeri görülmemiş ölüm artışı nedeniyle ciddi bir kriz yaşadığı bildiriliyor. İnsan hakları örgütleri, yayımlanan görüntülerde yalnızca birkaç karede bile yüzlerce cenazenin görülebildiğini, gerçek ölüm sayısının resmi açıklamaların çok üzerinde olduğunu vurguluyor.

Dezful’dan paylaşılan videolar ise güvenlik güçlerinin protestoculara doğrudan ateş açtığını gösteriyor. Bu görüntüler, organize devlet şiddetinin ülke geneline yayıldığını ortaya koyuyor.